Silahların gölgesinde görüşme olmaz

İlker Başbuğ, Kaynak Yayınları’ndan çıkan ‘Nasıl Bir Türkiye’ kitabında AKP-PKK Açılım sürecinin tehlikelerine işaret ediyor ve bu sürecin nasıl olması gerektiğini anlatıyor

Silahların gölgesinde görüşme olmaz
20 Ocak 2015 Salı 11:58

Önder Öztürk

26 . Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “Temel bir sosyoloji bilgisine sahip değilseniz, terör sorununu anlamanız mümkün değil” diyor ama ekliyor: “Terör örgütlerinin elinden inisiyatif geri alınmalı, örgüte vurulan çeşitli darbelerle örgüt geriletilmelidir. Devlet, silahlı gücünü etkin olarak kullanmalıdır.”

E. Orgeneral Başbuğ, Kaynak Yayınları’ndan çıkan son kitabı “Nasıl Bir Türkiye”de AKP-PKK Açılım sürecinin tehlikelerine değindi. İşte Başbuğ’un değerlendirmeleri:

SİLAH BIRAKMADAN OLMAZ

Çözüm süreci aslında bir görüşme sürecidir. Bu sürece teorik olarak bakılırsa şunlar söylenebilir: Teröristlerle görüşülmesi risklidir. Toplumun desteği kaybedilebilir. Şiddeti sonlandıracağı düşüncesi her zaman doğru değildir. Uzun vadede terör örgütü düşüşe geçebilir.

Pratiğe baktığımızda karşımıza şu noktalar çıkar: Bir terör örgütüyle silahların gölgesinde görüşmek risklidir. Bu şartlarda yürütülecek görüşmeler, terör örgütüne taviz verileceği şeklinde düşüncelere yol açar. Görüşme, terör örgütünün koşulsuz şartsız silah bırakması temelinde yürütülmelidir. Önemli olan, silahın nasıl bırakılacağıdır. Bu safhanın gerçekleşmesine müteakip terör örgütü üyelerinin topluma nasıl entegre edileceği görüşmelerin ikinci konusu olabilir.


Kitabı satın almak için tıklayın

Terör örgütlerinin silahlı kadrosu vardır. Bu silahlı kadrolara zaiyat verilmezse, etkisiz hale getirilmezse, diğer alanlarda yürütülecek mücadeleyle bir sonuca ulaşılması mümkün değildir.

ABD’NİN KÜRT POLİTİKASI

ABD Dışişleri Danışmanı David Philips, Dağlıca baskınından 1 hafta önce, 15 Ekim 2007’de bir strateji yazmıştı. TSK yine baş hedefti. Buna göre, derin devlet, arasında askerin de olduğu ulusalcı gruplardan oluşuyordu. Philips, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyordu: “Türkiye’de reform programı uygulanmalı, ordu demokratlaştırılmalı (Sesi kısılmalı), Kerkük’ün Kürt bölgesiyle birleşmesine karşı çıkılmamalı, af-pişmanlık yasası geliştirilmeli, Üçüncü taraf tespit edilmeli, örgüt mensupları topluma kazandırılmalı.”

TERÖRÜN ÇÖZÜMÜ

1993 yılında hazırlanan 5 yıllık sanayi planından başlayarak Cumhuriyet’in kurucuları bölgenin sosyoekonomik kalkınmasına ve modernizasyonuna önem verdiler. Ancak istenilen hedeflere ulaşmak kolay olmadı. Nedenler arasında, 1858’de Arazi Kanunnamesi’nin çıkarılmasından sonra, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da büyük toprakların, bölgenin ileri gelen birkaç kişinin elinde toplanması bulunmaktadır.

KANDİL YOK EDİLMELİ

Terör örgütünün sonlandırılması için gerekenler şunlardır: Halk kitleleriyle olan ilişkisinin önlenmesi, Dış desteğin kesilmesi, Irak’ın kuzeyindeki güvenli bölgelerin kaldırılması, örgütün, koşulsuz olarak silah bırakmaya zorlanması.

Türkiye, ABD, Kürt Bölgesel Yönetimi ve Irak Hükümeti’nin bu amaçta birlik içinde olması gerekir. Ancak bu amacın nasıl sağlanacağı konusunda farklılıklar vardır. Türkiye dışındakiler, sorunun barışçı yollarla çözümünü düşünmektedir. Barışçı yollarla kastedilen, Türkiye’nin üniter devlet ve ulus devlet yapısına ciddi sapmaların gerçekleştirilmesi ise Türkiye ve Türk ulusunun bunu kabul etmesi mümkün değildir. ABD ve Kürt Bölgesel Yönetimi, Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığının ortadan kaldırılması için güç kullanılması gerektiğine inandırılmalıdır.

PKK YORGUN BİR ÖRGÜT

PKK, başlangıçta koymuş olduğu nihai hedefe ulaşmakta kesin bir yenilgiye uğramış, lideri yakalanarak mahkûm edilmiş, hedeflediği terörist sayısına ulaşamamış, kurtarılmış bölgeler tesis edememiş, Kürt kökenli vatandaşların desteğini gerektiği seviyede alamamış bir terör örgütüdür. Irak’ın yeni yapılanmasında ve geleceğinde PKK’ya yer yoktur.

ANADİL VE KÜRTÇE EĞİTİM

Bir vatandaşın kendi anadilini öğrenmek istemesinden, çocuklarına istediği ismi koymasından daha doğal bir şey olamaz. Elbette bu sorunlar bugün aşılmıştır. Kürtçe eğitim ve öğretime izin verilmesi ise kültürel kimliğin siyasal kimliğe dönüşmesine izin verilmesi demektir. Bu da kültürel kimliğin anayasal kimliğe dönüşmesi anlamına gelir ve üniter devlet yapısıyla bağdaşamaz. Bu istek ulus devlet yapısının değiştirilmesine yöneliktir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.