O resimleri yaparken...

Yıl 1978. Antalya Gazipaşa ilçesi. Günlük Aydınlık’ın yayın hayatına başladığı günler. Ben de Aydınlık’ta muhabirliğe yeni başlamışım.

O resimleri yaparken...
11 Ağustos 2015 Salı 11:53

İsmet Özçelik

Yıl 1978. Antalya Gazipaşa ilçesi. Günlük Aydınlık’ın yayın hayatına başladığı günler. Ben de Aydınlık’ta muhabirliğe yeni başlamışım. Bir gün, Aydınlık’ın o dönemki Ankara temsilcisi Nuri Çolakoğlu geldi. “Gel seninle Fikret Otyam’a gidelim” dedi. Otyam’ı tanıyordum. Ama yüz yüze gelmişliğim yoktu.
Gazipaşa kalesinin eteklerinde, denizin hemen kenarındaki eve geldik. Nuri ile sarmaş dolaş oldular. Bir süre sohbet ettikten sonra benim gazeteciliğe başladığımı belirterek, “Abi İsmet sana emanet” dedi. 37 yıl olmuş. O günden sonra hiç kopmadık..! Gazeteciliği ondan öğrendim.

GÜNEYDOĞU OLAYLARI
Bugün Doğu Güneydoğu’da yaşananları çok önceden görmüş ve yetkilileri uyarmış. 1960’lı yıllarda röportaj için gittiği bir Güneydoğu gezisinden sonra çektiği fotoğraflardan bir sergi açmış. Sergiye Başbakan İsmet İnönü de gelmiş. Fotoğraflardan çok etkilenmiş. Nelerin olup bittiğini öğrenmek isteyince Otyam, “Paşam geziyle ilgili kitabım bu gece matbaadan çıkıyor” yanıtını vermiş.
Paşa Özel Kalem Müdürü Necdet Calp’e kitabı matbaadan hemen aldırtmış. Gece okumuş. Ertesi sabah Mevhibe Hanım, Otyam’ı aramış. “Eğer müsait olursan Paşa seninle görüşmek istiyor” demiş. (O zamanlarda siyasetçi gazeteci ilişkisi böyleymiş)
Pembe Köşk’te uzun uzun Otyam’ı dinlemiş. Önerilerini sormuş.

KENAN EVREN’E DAVA
12 Eylül’de Otyam’ı hapse atmak için çok tezgah kurmuşlardı. Otyam hiçbirine düşmedi. Bir gün dönemin sıkıyönetim komutanı Gazipaşa ilçesinin bayan savcısını makamına çağırır. Otyam’ı gözaltına alıp tutuklamasını ister. Savcı gerekçe olmadan tutuklayamayacağını bildirir. Komutan kızar. Tabi Otyam bu olaydan habersizdir. Savcı da kimseye söylemez. Bayan savcı ile 35 yıl sonra Vatan Partisi’nin bir yemeğinde karşılaştık. Bu olayı anlattı. Otyam’ın bu olaydan haberi olmadığını söyledi. “Ben ona anlatırım” dedim ama fırsat olmadı.
Kenan Evren’e çok kızgındı. Bir gün telefon etti. Kendi çektiği bir fotoğrafı izin almadan resimleştirdiği için Kenan Evren’i mahkemeye verdiğini bildirdi. 1 kuruş tazminat istediğini ifade etti. Neyi amaçladığını sordum. “Mahkemede mübaşir kapıda ‘Sanık Kenan Evren’ diye bağırsın bana yeter” dedi. Sonra açtığı davayı kazandı. 12 Eylül mağdurlarına armağan etti.

HESABINI ONA GÖRE YAP
Otyam şeker hastasıydı. Hastalığını ilk kez 40 yıl önce Kuveyt’te bir gezide öğrenmişti. Filiz Otyam’ın anlattığına göre Arap doktorla bir türlü anlaşamamış. O doktora günde bir kadeh rakı içtiğini diyet verecekse hesabını buna göre yapmasını istemiş. Ama doktor buna bir türlü akıl erdirememiş.
Bu pazarlığı Türkiye’ye gelince de sürdürmüş. Gittiği her doktora önce vazgeçemeyeceği bir kadeh rakıyı söylemiş. Diyetini de ona göre ayarlatmış.

O RESİMLER
Yine bir gün ziyaretine gitmiştim. Çocuk gibi sevinçliydi. Kapıdan girer girmez beni resim yaptığı odaya götürdü. Müthiş bir resme başladığını söyledi. Odaya girip tuvali görünce ne demek istediğini anladım. Yurtseverlerin İstiklal’de, Silivri’de, Ankara Ulus’ta barikatları yıktığı günlerdi. Bir milyon 89 bin kişinin Aslanlı Yol’dan geçerek Anıtkabir’i doldurduğunu gün televizyon karşısından hiç ayrılmamış. O manzarayı görünce resmini yapmayı kafasına koymuş.
Gece uyuyamamış. Sabah erkenden kalkıp eline fırçasını almış, başlamış kafasından geçenleri tuvale aktarmaya. O kadar heyecanlanmış ki neredeyse her fırçadan sonra eşi Filiz’i seslemiş. Gelip görmesini istemiş. Ben resmi ilk gördüğümde daha tam bitmemişti. Ama gerçekten muhteşemdi.
Ondaki aynı heyecanı daha sonra “Haziran Direnişi”ni anlatan resmi yaparken de gördüm. O zaman da yerinde duramıyordu. Yemekten birkaç kez kalkıp tuvalin yanına gittik. Neler yapacağını anlatırken gözünün içi gülüyordu. Hatta ona takılmıştım, “Baba bu resmi yaparken TGB’li gençler gibi oluyorsun” demiştim. “Ya ne olacaktım” diye kızmıştı..!

SATILIK DEĞİL
“Haziran Direnişi”ni anlatan resmi gazetelere yansıyınca birçok kişi telefon etmiş ve resmi satın almak istemişti. Otyam’ın tavrı net oldu: “Bu resim satılık değil.”
Onun için satılmayacak değerler vardı.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.