'Fethullahçı Terör Örgütü' resmileşti

Gizli belgeleri örgüte vermek, kendilerinden olmayan bürokratlara kumpas kurmak ve Başbakanın evine böcek koymak suçlarından ‘Fethullaçı Terör Örgütü’ne yönelik hazırlan iki iddianame de dün kabul edildi

'Fethullahçı Terör Örgütü' resmileşti
10 Nisan 2015 Cuma 09:35

Sezim Özadalı / Ankara 

ANKARA’da bir günde, Fethullah Gülen Cemaati için “Fethullahçı Terör Örgütü” tespiti yapılan iki iddianame kabul edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “Devleti itibarsızlaştırıp iş yapamaz hale getirmek” algısı oluşturmak amacıyla, Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ne ait bir otomobil, çeşitli malzemeler, bilgi ve belgeleri suç örgütlerine aktardığı belirtilen 4’ü polis 7 kişi hakkında dava açtı. Sanıkların “Fetullahçı Terör Örgütü üyesi” oldukları vurgulanan iddianamede “Mensup oldukları örgütün devlet içinden pasifize ve tasfiye edilmesini engellemek, devleti paralel yapının mensuplarına mahkum ve muhtaç göstermek, yeni atanan kadroların başarısız olduğunu ispatlamak, hükümetten intikam almak, yeni atanan kamu görevlilerinin suç örgütleri karşısında yeterli mücadele veremeyeceğini ortaya koymak” ifadeleri kullanıldı. 

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede ayrıca Türkiye Cumhuriyeti devletine paralel bir “Cemaat devleti” oluşturulduğu ve devlet egemenliğini fiilen bu örgütün ele geçirmek için gizli faaliyet yürüttüğü iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, böyle bir terör örgütünün varlığına ve amacına ilişkin somut deliller elde edildiği belirtildi. 

“Hükümetin, sonradan bir terör örgütlenmesi olduğu anlaşılan yapıya karşı harekete geçerek, tayin, yer değişikliği ve suça karışanlara karşı ihraç yoluna gittiğine ve idari tedbirler aldığına” dikkat çekilen iddianamede, “Paralel yapının kontrolündeki basın yayın kuruluşlarının olayla ilgili yanlı yayınlarla kamuoyu algısı oluşturmaya çalıştıkları” tespiti yapıldı.  

CEMAAT, ADAMLARINI DA ALDATIYOR 

İddianamenin devamında “Türkiye Cumhuriyeti devletine paralel bir ‘Cemaat Devleti’ oluşturulduğu ve devlet egemenliğini fiilen bu örgütün ele geçirmek için gizli faaliyet yürüttüğü iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada; böyle bir terör örgütünün varlığına ve amacına ilişkin somut deliller elde edilmiştir. Anlatılan suçların uğruna işlendiği paralel devlet yapılanması olarak kamuoyunda bilinen, terör örgütü olarak değerlendirilen, dini bir cemaatin mensuplarını da aldatarak amacına göre kullanıp yöneten örgütle ilgili genel bir soruşturma yürütülmektedir” ifadelerine yer verildi. 

TÜBİTAK’IN ABİSİ TURHAN 

Cemaat’e yönelik ikinci iddianame “Böcek” soruşturmasında geldi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında görevli Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun, 2. Böcek iddianamesini Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Aydınlık’ın ulaştığı iddianamede eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz ile TÜBİTAK görevlileri Gökhan Vıcıl ve Hamza Turhan “Fethullahçı Terör Örgütü” üyeliğiyle suçlandı. İddianamenin 2. Böcek davasıyla birleştirilmesi talep edildi. 

Savcı Coşkun iddianamede “TÜBİTAK’ın bilirkişiler nedeniyle yıpratılıp, özellikle örgütlü bir yapının operasyonlarında elde edilen sahte delillerin gerçek olduğuna dair üretilen raporların merkezi haline getirildiği anlaşıldı” diyerek F tipi örgütün TÜBİTAK yapılanmasıyla ilgili “TÜBİTAK içerisindeki Fethullahçı Terör Örgütü’nün uzantısı bir yapının o tarihlerde sahte delillerle ilgili raporları verdiğinin kamuoyunda açıkça bilindiği, bu örgütlü yapının bir diğer kanadının Başbakan’ı dinlemek üzere evine cihaz yerleştirdiği, casusluk yaptıkları, onları suçtan kurtarmak için gerekli olan raporunda yine aynı örgütlü yapının TÜBİTAK içindeki unsurları tarafından düzenlendiği, bu raporun bilimsel ve gerçek olduğu ileri sürülerek casusluk olayının aydınlatılmasının engellendiği, casus kişilerin yakalanmasının önüne geçildiği, kafa karışıklığı yaratıldığı, toplumun bilgi kirliliği ile algısının yönetildiği, örgütlü yapının ortaya çıkmasının önüne geçildiği, kamuoyunda TÜBİTAK gibi güzide bir kurumdan sahte rapor çıkmayacağı düşünülerek olayların perde arkası uzun süre anlaşılamadığı” tespitini yaptı. 

TÜBİTAK’IN ABİSİ 

Hamza Turhan’ın TÜBİTAK’ta “Cemaat abisi” pozisyonunda olduğunu vurgulayan Savcı Coşkun, Gökhan Vıcıl’ın ise 2006-2011 tarihleri arasında “Bilgem İmamı” olarak görevlendirildiğini kaydetti. Hasan Palaz’ın da daha önce yaptığı açıklamalarında Fethullahçı Terör Örgütü’yle irtibatını itiraf ettiği bildiren Coşkun, “TÜBİTAK içindeki performansı ile de örgütle irtibatını ortaya çıkarmıştır” dedi. 

Savcı Coşkun, “Dinleme cihazlarının sabitlenmesinde kullanılan poliüretan dolgu malzemesinin üzerinde, şüphelilerin belli süreler geçtikten sonra bir daha incelenip teknik ve bilimsel yönden sonuç alınamayacak ömür tayinini yapmadıkları halde yapmış gibi gösteren sahte bir rapor hazırladıkları, bu hareketleri ile suç delilinin yok olmasına, ömür tayininin bir daha yapılamamasına sebep oldukları, suç delilini yok etmek suçunu da görevleri ile bağlantılı olarak işledikleri” ifadelerine yer verdi. 



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tarik - 5 yıl önce
fethullahci terör örgütü + akp terör örgütü = vatanin bölünmesi. yoktur birbirlerinden farklari.