Çanakkale cephesinde renklerin kardeşliği

Çanakkale cephesinde renklerin kardeşliği
18 Mart 2015 Çarşamba 07:04

Ercan Dolapçı 

Futbolcunun sadece yeşil sahalarda mücadele etmediğinin en güzel örneği, Çanakkale'de savaşa katılan ve çoğu şehit olan kahraman futbolcular. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaşlı sporcuların bilinmeyen öyküleri 'Çanakkale Aslanları', 'Çanakkale’de Efsane Fenerbahçeliler' ve 'Çanakkale’de Kartal Sesi' isimli üç eserle Muştu Yayınları tarafından ölümsüzleştirildi. 

Bu romanlarda, Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı dönemde hem cephede hem sahalarda kahramanlık destanı yazan futbolcuların hikâyelerini okurken, bağımsızlığımız uğruna ne büyük bedeller ödediğinin sıcak insan öyküleriyle karşılaşıyor ve takımlarınıza farklı bir gözle bakıyorsunuz. Bu romanlarda, Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı dönemde hem cephede hem sahalarda kahramanlık destanı yazan futbolcuların hikâyelerini okurken, bir milletin bağımsızlık için ödediği büyük bedelleri bir kez daha görüyorsunuz.  

MAÇ NE OLDU ACABA? 

Çanakkale siperlerindeki kahraman futbolcuların yaşadıklarının küçük bir bölümü, üç romanlık eserin sayfalarına şu diyaloglarla yansıyor:  

“Hüsnü merakla söze atıldı: 

— Biz cepheden İstanbul Şampiyonluğu ligine ilk defa katılıyoruz biliyorsun. Diğer ligde sence lider kim olur? 

— Şu an İstanbul Futbol Birliği liginde Galatasaray iyi gidiyor sanırım. Galatasaray’ın pervinleri (yıldızları) Hasnun Galip ve Kaleci Hamdi’nin şehit düştüğünü duydum. Nasıl devam ederler bilemiyorum. Allah bütün memleket evlatlarının yardımcısı olsun. 

Arif, hâlâ üzerindeki mükedder hâli atamamıştı. 

— Her maçta, saha kenarındaki sandalyenin üzerinde bir iki arkadaşımızın formasının olma ihtimali yüreğimi kanatıyor. Neşet ve Haldun Kumkale’den ulaşma imkânı bulabildiler mi acaba? Geçen maça yetişemeyen yıldız futbolcumuz Süreyya bu kez maça gelebilecek mi acaba? 

— Bu konuda mükedder olma Arif. Şehitlik de hayatın şampiyonluğudur. Bu yüce mertebeye ulaşarak kendi hayatlarının şampiyonluğunu yaşadı şehit arkadaşlarımız. 

— Haklısın, dedi Arif. 

Rıhtıma ulaştıklarında Kaptan Galip elini cebine attı, birkaç mecidiyeyi kayıkçıya uzattı. Kayıkçı, aralarındaki konuşmalardan, cepheden Fenerbahçe maçı için gelen neferler olduklarını anlamıştı. Kayıkçı, Kaptan Galip’in uzattığı mecidiyeleri tebessüm ederek geri çevirdi. 

— Hele siz maçınızı oynayın, dönüşte ödersiniz beyim. 

— Dönüşte seni nerden bulalım efendi al paranı, dedi Galip. 

— Bak anlaşalım beyim! Eğer maçı kazanırsanız dönüşte de para almam. Kaybederseniz, ikisini birden alırım. 

— Kadıköylü müsün efendi? 

— Kadıköylüyüm. Serin olun beyim, zaten bu tarafa geçecektim. Hem ben Fenerbahçe için bunca yolu tepip gelenlerden para almam. Hele cephede düşmana karşı mücadele eden kahramanlardan hiç almam." 

++++++++++++++++++++++++ 

YEŞİL SAHALARIN ŞEHİTLERİ! 

Beşiktaş: 8 şehit haberi peş peşe gelince Beşiktaş mateme boğuldu ve kırmızı beyaz olan renklerini yastan dolayı siyah beyaza çevirdi. Beşiktaş kaptanı Kazım aynı zamanda şairdi. O da Çanakkale'ye gitti. 27. Alayda görev yaptı. Sırtına yediği bir gülle ile şehit oldu. Şair Nazım ve Rıdvan da vardı. Beşiktaşlı Nazım da şehit oldu. Beşiktaş'ın kurucu futbolcularından Asım da Çanakkale'ye gitti. 3 metre önünde arkadaşı şehit olmuştu. Yarılı bir arkadaşını kurtarayım derken aldığı gülle yarasıyla şehitler kervanına katıldı. O günlerde Çanakkale'de 8 Beşiktaşlı (Asım, Kasım, Nazım, Doktor Ali, Dr. Mehmet, Dr. Sabri, Muallim Sadi ve Muallim Behzat) şehit oldu. Futbolcular gider de yöneticiler durur mu? Külüp başkanlarından Ahmet Fetgeri Aşeni Bey de cepheye koştu. 

'HAMAMA GİDİYORUZ' DEYİP 

CEPHEYE KOŞTULAR 

Galatasaray: Galatasaraylı 46 genç 31 Mart isyanı, Trablusgarp, Balkan, Çanakkale ve İstiklâl Harbi'nde akıttığı kanlarıyla 'kırmızı'ya renk verecektir. GS denilince akla Galatasaray Lisesi gelir. Kulüp kurma fikri de zaten okul içinde oluştu. Tevfik Fikret'in okulunda Türkçülük de zirvedeydi. Balkan Savaşı çıkınca 846 Celal 'vaziyet kötü' diyerek gönüllü asker yazılıp cepheye gitti. Külübün kurucu futbolcularındandı. Arkadaşları da durur mu? 86 öğrenci cepheye gideceklerini okul idaresine bildirirler. İzin verilmeyince de 'hamama gidiyoruz' diyerek firar ederler. Çoğu bir daha Celal İbrahim gibi geri dönmez. 

Düzenli kayıt tutulduğu ve kulüp işgal yıllarında yağmalanmadığı için şehit sayısı en çok tespit edilen takımdır. İşte 46 şehitten bazıları: Ahmet Muhtar Bey (31 Mart isyanında), İdris Bey (Trablusgarp), Fuad Bey (Balkan), Arif İsmail Bey (Balkan), Ahmet Refik Bey (Çanakkale), Cahit Bey (Cihan Harbi), Cemil Bey (Cihan), Halid Fuat Bey (Çanakkale), Kürt Celal (Çanakkale), Muzaffer Bey (Cihan), Vecdi Bey (Çanakkale), Hasnun Galip Bey (Cihan), Mehmet Ali Bey (Cihan), Aziz Ulvi Bey (Cihan), Agop Elmasyan (Çanakkale), İbrahim Orhan Bey (Hava subayı iken uçağı düştü, Semadirek), Said Fuad Bey (Cihan), Neş'et Bey (Cihan), Mehmet Refik Bey (Kafkas), Cevat Bey (Kafkas), Halet Bey (Sina Cephesi), Memduh Bey (Sina), Hasib Bey (Kafkas), Celal İbrahim Bey (Irak), Ahmet Hamdi Bey (Sina), Mehmet Ali Bey (Sina), Sadi Bey (Sakarya), Fethi Bey (1932 Ağrı isyanında vahşice Kubilay gibi katledildi, Tıbbiyeliydi). 

SÜNGÜ HÜCUMU 

Fenerbahçe: Kramponları çıkarıp postalları giyen futbolcular arasında Fenerbahçe'den şu isimler vardır: Arif, Nurettin, Halim, Kemal, Zeki, Hüsnü, Neşet, Refik Bey, Mustafa Bey, Ethem Bellisan ve Haldun. Fenerbahçe Kulübü'ne 1913 yılında giren Teğmen Nurettin Bey, Arıburnu'nda 12 Nisan 1915 günü toprağa düştüğünde 23 yaşındaydı. Futbola 1912 yılında Fenerbahçe genç takımında başlayan yedek subay Halim Bey ise, 21 yaşında Nisan 1915'te Alçıtepe'de şehitler arasına katılır. Maltepe'den Çanakkale'ye gönderilen 21 yaşındaki Fenebahçeli futbolcu Kemal Bey ise subay olmak üzereydi. Seddülbahir'de bir süngü hücumunda boğazına aldığı darbeyle toprağa düştü. Acıbadem'den Fenerbahçe'ye katılan 21 yaşındaki Haldun ise, Arıburnu'nda İngiliz zırhlısından atılan top güllelerinin altında kaldı. Kurtulsaydı İstanbul'a maç için gidecekti... İlk kez izin almıştı... 28 yaşındaki mühendis futbolcu Arif de Çanakkale'de savaştı. Kurtuluş Savaşı'nda şehit oldu. Forma numarası 2'ydi! 

AT SIRTINDA MAÇA GİTTİLER 

Hasan Bey, Galatasaray'dan sonra Fenerbahçe'ye gelmişti. Balkan Savaşı'na gönüllü gitmişti. Zengin bir ailenin çocuğuydu. Arabasını satıp elindeki paraya ekledi ve orduya bağışladı. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Hastalandı ama cepheden kopmadı. Fenerbahçe kurucularından Enver Yetiker de onun gibiydi. Üç cephede savaştı... Hep 'vatan' dedi. Yabancıların ağır bastığı İstanbul'da "Yüzde yüz Türklerden oluşan bir takım" da kurdu... Futbolcular cepheye koşunca İstanbul'daki takımların yapısı da değişmişti. Takımlar ya azınlıklardan ya da askerlik çağı gelmeyen gençlerden oluşuyordu. Cepheye giden futbolcular arada aldıkları izinlerle gelip maçlara çıkıyorlardı. Bunlardan birisi de Mutasarrıf Mustafa Paşa'nın oğlu Galip Kulaksızoğlu'ydu. Cepheyle sahalar arasında koşturup durdu. 1910-11 yılları arasında kulüp başkanlığı da yapmıştı. Ayrıca takım kaptanıydı... Onun arkadaşı Emirzade Arif de at sırtında en yakın istasyona gelir, oradan trenle İstanbul'a... Kimisi de vapur beklerdi maça yetişmek için...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.