Aydınlık Yayladağı'nın sınır köylerinde

Hatay’ın sınıra sıfır noktasındayız; Yayladağı köylerinde... Yollar ıssız, çarşılar boş... Hava karardı mı herkes evlerine çekiliyor. Köyler, top ve silah seslerine terk ediliyor.

Aydınlık Yayladağı'nın sınır köylerinde
07 Aralık 2015 Pazartesi 14:16

Hüseyin Güler/ Yayladağı - Hatay

Yayladağı’nda sınıra sıfır noktasındaki Türk köyleri Kızılçad, Aşağı Pulluyazı, Yukarı Pulluyazı, Güveççi, Görüntaş’ta köylülerle görüştük. Hepsi de çadır kamplara bakıyor ve terörist trafiğinin, çatışmaların tanığı... Köylerde akşam saat 17:00’den sonra hiç kimse sokağa ya da yola çıkamıyor. O saatte kaçakçıların, teröristlerin faaliyetleri başlıyor. Köylülerin ifadesine göre, bu mesaiden devletin haberi olmaması mümkün değil. Çünkü bu köylere giriş çıkışlar jandarma kontrolünde yapılıyor ve hatta konteynerden dönüştürülmüş bir vize ofisinde verilen vizelerle “kaçak” yerine “yasal, vizeli” geçişler sağlanıyor.
Yayladağı ilçesinde kimileri “Savaş yok” diyor, ama biz Kızılçad köyünde bulunurken Kızıldağ denilen Türkmen bölgesinden top sesleri ve silah sesleri geliyor.
Köylülerin verdiği bir başka önemli bilgi de Türkmen Dağı’nda çatışan teröristlerin çoğunlukla Türkmen kamplarında barınan Çeçenlerden oluştuğu şeklinde... Rus uçağının düşürülmesinden sonra, Çeçen teröristler bölgeden kaçmaya başlamış ve bu gelişmeler de güvenlik güçlerinin bilgisi dahilinde...

3. KAMP HAZIRLIĞI
Yayladağı ilçesinde 2 çadır kamp bulunuyor: Biri eski TEKEL binasında, Suriye Araplarının kaldığı kamp, ikincisi Yatılı Bölge Okulu binasında kurulan Türkmen kampı. Her ikisinde yaklaşık 7 bin Suriyeli mülteci barınıyor. Yayladağı ilçesinde ise 7 binin üzerinde Suriyeli mülteci yaşıyor. İlçenin nüfusu 7 bin iken bugün 20 binin üzerine çıktı.

Yine Rus uçağının düşürülmesinden sonra Güveççi köyünde 2015 dönüm araziye 15 bin kişinin kalacağı bir çadır kent kurulmasının çalışmalarına da başlandı.
Kızılçad karşısındaki Türkmen Dağı, yani Bayırbucak köylerinin yukarı tarafında da çadır kentler bulunuyor. Dağın eteklerinde çok sayıda ve türlü türlü silahlı terör örgütünün üslendiği de biliniyor.

HEM TERÖR HEM KAÇAKÇILIK
Bayırbucak Türkmenlerinin bulunduğu köylerden zeytinyağı getirildiği ve ilçede yağın 7-8 liraya satıldığı belirtiliyor. Yine bu köylerden canlı hayvan, sigara getiriliyor.
Köylüler, Suriyeli mülteciler geldikten sonra hırsızlığın arttığını, özellikle kadın ve çocukların akşam karanlık bastıktan sonra sokağa çıkamadıklarını, her gün endişe içinde yaşamlarını sürdürdüklerini ifade ediyor. Sokaktaki insanlar Suriyeli mültecilerin bu topraklardan artık gitmeyeceğinden endişeli ve “Galiba biz bu topraklardan gideceğiz” gibi düşüncelere kapılmışlar.
Yayladağı ilçe çıkışında bir konteyner içinde kurulan büroda Bayırbucak ve Türkmen dağlarına gidecek Suriyeli mültecilere vize verildiği de köylülerden alınan bilgiler arasında... Suriye ve Türkiye topraklarına giriş-çıkışlar böylece kolaylaşmış ve kaçak olmaktan çıkartılmış.



Yayladağı köylerinde hayat neredeyse durma noktasında. Terörist ve kaçak giriş çıkışların daha çok geceleri yapıldığını ve her gece 100-150 kişinin karşıya gidip geldiğini öğreniyoruz.



Kızılçad köyünün tam karşısında, Suriye’ye ait bir karakola terör örgütlerinin yerleştiği çıplak gözle görülebiliyor. Aşağı Pulluyazı ve Yukarı Pulluyazı köylerinin de karşısında çadır kentler ve terör örgütlerinin kaldığı yerler yine çıplak gözle görülüyor.



Yayladağı sakinlerinden Hikmet Kolbuz: Suriyeli mülteciler gelmeden önce huzur içindeydik, şu an huzurumuz kaçtı, Yayladağı insanı perişan ve mahrum kaldı. İşimizi bırakın, ticareti bile Suriyeliler aldı. Yaşama alanımız kalmadı.



5 YILDIR SİFTAH ETMİYORUM

Turizm şirketi olan Şakir Bozdemir, iflas ettiğini ve perişan olduğunu belirtiyor: “5 yıldır işimiz kötü ve siftah etmiyorum. Savaş dolayısıyla Suriye’ye girip çıkamıyoruz. Arabalarımız öylece yatıyor. En az 200-300 bin zararım var. Perişan oldum. Sıkıntı çok, bomba sesinden uyuyamaz olduk. Devlet inşallah bir lira kazanamayan şirketlere sahip çıkar ve mağdur olmaktan kurtuluruz. Vatanımız ve canımız sağ olsun.”

UÇAKTAN SONRA ÇEÇENLER KAÇTI
KızIlçad köyü, Bayırbucak Türkmenlerinin yaşadığı Suriye sınırına komşu. Köyün eski muhtarı Hasip Tiryaki, Rus uçağı düşürüldükten sonra Çeçenlerin kaçtığını söylüyor: Burası Kızılçad köyü ve Türkmenlerin en yoğun yaşadığı köylere birkaç kilometre mesafede olan bir köy. Uçağın düştüğünü gördük, alev almıştı ve bizim köyün üzerinden geçti. Savaş sürüyor, top ve silah sesleri geliyor ama biz göremiyoruz. Bizim akrabalardan bir genç çocuk savaşta vuruldu ve cenazesi geldi. Başsağlığına gittiğimizde ‘Çeçenlerden burada savaşan pek kalmadı’ dediler. Yani uçak düşmesinden sonra galiba Çeçenler korktu ve kaçtı.



İLÇEDE 7 BİN KAZADA 50 BİN NÜFUS

Hüseyin Gülşen, bölgeyi iyi tanıyan bir köylü. “Burada insanlar yarının değil, 10 dakika sonrasının bile ne getireceğini bilmiyor. Diken üzerindeyiz, bombanın, silahın ne zaman geleceğini kestiremiyoruz. Aşımız, ekmeğimiz geleceğimiz çalındı. Buraya her gün yüzlerce insan geliyor. Halk bunların kimler olduğunu bilmiyor, sınır desen kevgire dönmüş” diye özetliyor durumu...
Gülşen, gelenlerin mülteci ise kamplara gönderilmesini istiyor: Bunlar mülteci falan değil, korkarım ki yarın bizler buralardan gitmek zorunda kalırız. Bizim ilçenin nüfusu 7 bin kazanın nüfusu ise 50 bin, nefes alamaz hale geldik. Bağımız ve bahçemize sahip çıkamaz konuma geldik, bu adamlar istila etmiştir. Bu mülteciler bizim gitmediğimiz, görmediğimiz alanlara rahat gidiyorlar.
Bizim sınırımızın 5 kilometre ilerisindeki Kızıldağ denilen yerde savaş devam ediyor. Benim anlamadığım bunca savaşın sürdüğü yerden buraya tonlarca zeytinyağı gelmektedir. Zeytinyağını 8 liradan satıyorlar. Bu insanlar zeytinlerini ne zaman topladı? Ne zaman fabrikalarda sıktırdı? Zeytinyağını nasıl sınırdan geçirdi? Devlet bunları araştırsın.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.