ABD kriptosu: ‘Viski düşkünü’yle gizli Fethullah Gülen toplantısı

ABD kriptosu: ‘Viski düşkünü’yle gizli Fethullah Gülen toplantısı
12 Nisan 2015 Pazar 11:26

Hikmet Çiçek 

ABD kriptolarında, ABD Başkonsolosluğunda Gülencilerle yapılan toplantıya katılanları  

belirleyen Nazlı Ilıcaktan ‘viski düşkünü’ diye bahsediliyor. Ilıcak, bu toplantıyı doğrulamıştı 

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun kaleme aldığı “Mahrem / Gizli Belgelerde Türkiye’nin Sırları” adlı kitapta, ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda yapılan bir “Gülen toplantısı” anlatılıyor. ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Deborah K. Jones 27 Nisan 2007’de Washington’a bir kripto gönderdi. Kripto şu başlığı taşıyordu: “Az Viski Eşliğinde Gülenciler’in Buluşması.” 

Jones yemeğe davetlilerin profilini şu sözlerle Washington’a bildirdi: “Dini lider -müritlerince “Hoca” adı verilen- Fethullah Gülen hakkında bilgi sahibi olan ve/veya ona sempatiyle yaklaşan Türklerden oluşan eklektik bir grup, 17 Nisan tarihinde Başkonsolosluk’ta verilen bir akşam yemeğine katıldı.”  

Başkonsolosluk’un davetine katılacak ‘eklektik grub’u belirleyen Nazlı Ilıcak! Kriptoda bu durum şu cümlelerle aktarılıyor: “Türk siyasi hayatında bir viski düşkünü olarak adı çıkmış, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sanayici kökenli kurucu ortağı ve milletvekilliği düşürüldükten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce hakları iade edilen Nazlı Ilıcak tarafından seçilen konuklar...” Fethullah GülenNazlı Ilıcak ‘Her Taşın Altında ‘The Cemaat’ mi Var?’ adlı kitabında bu toplantının nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: “ABD, Gülen’e vize vermekte zorluk çıkarttı. Buna birinci elden şahit oldum. ABD İstanbul Başkonsolosu Deborah Jones, bir davette, Gülen hakkında bana sorular sorup şüphelerini dile getirince, Cemaat’e yakın bazı isimlerle kendisini bir araya getirebileceğimi söyledim. Toplantı gerçekleşti ve Başkonsolos Jones, görüştüğü insanların görüşlerini öğrenme fırsatını buldu... O tarihte, Gülen’e vize verilmemesi konusu gündemdeydi ve Deborah Jones’un olumlu görüş bildirmesi sonucunda Gülen’in vizesinin uzatılması sağlanmıştı.”  

SANKİ SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK  

Nazlı Ilıcak, Gülen için ABD Başkonsolosluğu’na kimleri davet etmişti? Kriptoda şöyle yazılıyor: “Tanınmış köşe yazarları Mustafa Akyol (Turkish Daily News), Fehmi Koru (Yeni Şafak) ve Ali Bulaç (Zaman); akademisyenler, Bilgi Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü Niyazi Öktem ve Galatasaray Üniversitesi’nde hukuk dersleri veren oğlu Emre, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi Mahmut Kılıç, yazar Cemil Meriç’in kızı sosyolog Ümit Meriç ve Fatih Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Alparslan Açıkgenç, Türkiye Katolik Cemaatleri Ruhaniler Kurulu Sözcüsü George Maroviç ile Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak.” 

Bu isimler Fethullah Gülen’i Başkonsolos’a nasıl anlattı? Kriptodan okuyalım: 

Fethullah Gülen’e aşina olan, sempatik yaklaşan veya onun sadık müritlerinden gazetecilerin, akademisyenlerin, dini ve siyasi liderlerin 17 Nisan tarihli buluşmasında; gönüllü sürgüne giden, ABD’de yaşayan Türk dini liderinin, kendini gerek Türkiye içindeki çeşitli dini ve sosyal gruplar arasında, gerekse de dünya ölçeğinde uzlaşıya adamış müşfik ve hoşgörülü insancıl birinin portresi çizildi.” 

ABD Başkonsolosunun “Gülencilere” verdiği bu yemeğin, Wikileaks belgelerinde açıklanana kadar sır gibi saklandığını da hatırlatalım. 

POLİSTEN ABD’YE: 1 NUMARA YOK! 

“Ergenekon: Her Şey Nerede Durduğunuza Bağlı” başlıklı kripto, 16 Mayıs 2009 tarihini taşıyor. ABD İstanbul Başkonsolosu Sharon Wiener imzalı kripto, Ergenekon davası üzerine Cemaat’e yakın Orhan Kemal Cengiz ile Ergenekon ve Balyoz tertipleri üzerine cesur yazılar yazan İngiliz gazeteci Gareth Jenkins’in görüşlerine yer veriyor.  

Başkonsolos Wiener şu notu alıyor:  

“Ergenekon”, yaklaşık bir yıllık iddianameler, soruşturmalar, tutuklamalar ve arama kararlarının ardından herkesi kapsayan bir kavram olarak kalmaya devam ediyor. Türkiye’nin iç siyasetindeki gündemlerin sayısı kadar çok Ergenekon gerçeği algısı varmış gibi görünüyor. Ergenekon soruşturmasının anlamı ve geçerliliği konusundaki görüşlerini almak üzere çok sayıda düşünür ve hukukçuyla konuştuk. Konunun uzmanlarının farklı fikirleri, davanın süren belirsizliğini vurguluyor. Soruşturmanın ilerlemesiyle ek gerçekler gün ışığına çıksa da, tüm gerçekliğin anlaşılması, o da mümkün olursa tabii, on yıllar alabilir.” 

Cemaat’e yakınlığıyla bilinen ve son dönemde Bugün gazetesinde yazarlık yapan Orhan Kemal Cengiz, ABD’li diplomat Wiener’e sözde Ergenekon’un Jön Türkler’den itibaren tarihini anlatıyor. “Ergenekon çok güçlü tarihsel köklere sahip ve son dönem Osmanlı tarihi bilinmeden anlaşılması zor,” diyen Cengiz, uzun uzun saçmalıyor, atıp tutuyor:  

“Cengiz’e göre Ergenekon’un felsefi temelleri ‘Kemalizmin hukuk-ötesi biçimi’ olarak tariflenebilir. Yine Cengiz’e bakılırsa ordu her şeyin merkezinde duruyor ve örgütün efsanevi “1 numarasının” muvazzaf bir subay olduğundan en ufak bir kuşkusu yok.”  

Orhan Kemal Cengiz, 2009 yılında ‘Ergenekon’un 1 numarası’ hakkında ABD’li diplomata böyle ‘bilgi’ veriyor. Başkonsolos’un Cengiz’in sözlerinin yanına şu notu düşmesi dikkat çekiyor:  

“Ergenekon soruşturmasına bakan üst düzey polis soruşturmacıları bize, örgütün tepesinde bir ‘1 numara’ olmadığı, bunun yerine grubun bir komite tarafından yönetildiği sonucuna vardıklarını söylediler.” 

Türkiye ‘1 numara’nın kim olduğunu tartışırken, Ergenekon soruşturmasını yürüten F tipi polisler, ABD Başkonsolosluğu’na ‘1 numara yok, Ergenekon’u bir komite yönetiyor’ demiş. 

STV dizilerinin vazgeçilmezi “Karanlık Kurul”un nasıl ortaya çıktığı anlaşılıyor! 



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nasıl toplumuz? - 5 yıl önce
nasıl bir toplum olduk. ne kadar menfaat düşkünü vatanı bir kadın memesine satacağını ilan eden hatta daha ileri gidecek kadar ahlak düşkünü insanları sırf aynı seviyesizlikteki medya parlatıyor diye adam yerine koyup dinliyoruz. nerdeyse rol model ilan ediyoruz. tekrar fabrika ayarlarımıza nasıl döneriz bilmiyorum? belki bir büyük felaketten sonra!