Türkiye Suriye’de rotaya giriyor mu?


Mehmet Yuva

Mehmet Yuva

Okunma 03 Ağustos 2016, 09:29

Suriye’yi teslim almadan ve ona diz çöktürmeden bölgemizde sömürge projelerinin hayat hakkı bulması kolay değil. Suriye’yi çökertmeden ve parçalamadan İsrail’in, Filistin ve Lübnan’da muzaffer olması, işgal ettiği Golan’ı rahatça kullanabilmesi, Irak’ın kuzeyine tesis edilen Barzanistan’ın korunabilmesi, hayalini kurduğu Suriye’ye İkinci İsrail (Kürdistan) projesini hayata geçirmesi imkânsızdır. Genelde Arap Âlemi özelde Suriye, Irak ve İran etnik, mezhepsel ve farklı terör araçlarıyla meşgul edilmeden, İsrail’in, petrol, doğalgaz, tarım ve sanayi sahasında yalnız başına ve oynaya güle cirit atması kolay değil. Suriye’yi diskalifiye etmeden İran’ı, Rusya’yı, Çin’i bölgenin dışında tutamazsınız. Bütün bu sebepler uğruna bölgenin ağır sıklet merkezlerinden birisini oluşturan Suriye’nin üniter yapısı tasfiye edilip tek bayrak, tek devlet, tek millet ve tek vatan kimliğinin yok edilmesi elzem idi.
IŞİD, El-Nusra, ÖSO ve farklı isimlerle zuhur eden dini-dar yapılanmalar nihai hedefler için istihdam edildi. “İti ite kırdırma” taktikleriyle stratejik gaye olan Suriye-Türkiye hudut bölgesine PKK-YPG denetiminde özerk karton idareler inşa etme ve Suriye-İsrail hudut bölgesinde İsrail’in askeri çıkarlarına hizmet eden güvenli tampon bölgeler tesis etme planı devreye sokuldu. Bu amaç uğruna Suriye’yi çevreleyen bütün ülkeler bir operasyon karargâhı işlevi gördü ve halen görmektedir. IŞİD terör örgütüne karşı etkili mücadele için koordinasyon ve işbirliği yalanı ile yukarıda zikrettiğimiz hedefler uygulamaya konuldu.
ABD, “Center for Military Operation Coordination (MOC)” adını verdi. Türkçesi Askeri Operasyon Koordinasyon Merkezi. Arap Âleminde “Operasyon Odası” olarak biliniyor. 2013’te Ürdün’ün başkenti Amman’da faaliyetlerine başladı. ABD’nin yanında Suriye devleti, ordusu ve müttefikleri Hizbullah, İran, Rusya ve Çin’e karşı yer alan başta İsrail, Suudi hanedanlığı, Katar, Ürdün, İngiltere, Fransa, Türkiye olmak üzere tam 14 farklı ülkenin istihbarat ve askeri subayları bu merkezde görev yapıyor.
Halep askeri hesaplaşmanın merkezini oluşturacak demiştik. Cenevre barış görüşmelerinin teşvik edilmesi ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanabilmesi için Rusya, İran ve Suriye’nin itirazlarına rağmen, ABD ile anlaşarak bu yılın başında Halep bölgesinde ateş kes ilan etmişti. Terör örgütleri riayet etmek yerine durumdan istifade etmeye çalışmış ve birçok bölgeye saldırılar başlatmıştı. Birçok yer terör örgütlerin eline düşmüştü.
ABD’nin Suriye’de kalıcı bir barıştan yana olmadığı, yegâne amacının Suriye’yi bölmek olduğu en yetkili ABD’li ağızların yaptığı açıklamalar ile tescil oldu. Bu gelişmeler üzerine 9 Haziran 2016’da Tahran askeri bir kurultaya ev sahipliği yaptı. Rusya Savunma Bakanı Sergei Shoigu, İran Savunma Bakanı General Hossein Dehqan ve Suriye Savunma Bakanı Fahd Jassem Freij başkanlığında her üç ülkenin harp idare komutası, istihbarat ve iletişim merkezlerinden sorumlu subayları bir araya geldi. Bu toplantıda, Suriye’nin bütünlüğü hedefine odaklı, Halep-İdlip-Lazkiye hattının hızlı bir şekilde ve tamamen temizlenmesi karara bağlandı.
Rus yetkililer Halep sahasındaki gelişmeleri Türkiye ile paylaşıyor. Arap kaynakların teyit ettiği bir başka önemli husus Türk subayların Amman’daki operasyon merkezinden geri çekildiği iddiası. Bundan daha önemli olan iddia odur ki, Halep-Lazkiye-İdlip hattında silahlı gruplara destek veren Türk emniyet personelinin ve subayların da bu bölgeleri boşalttığı yönünde.
Halep ve ardından İdlip sahası önemli askeri gelişmelere gebe. Operasyonlar başlar başlamaz ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Halep operasyonları durmadığı takdirde savaşın tüm Suriye’ye yayılabileceği tehdidini yaptı. Telaffuz ettiği savaş terörün tüm çirkef şekliyle yaygınlaşmasıydı. Nitekim tehdidinden birkaç gün sonra Suriye’nin en güvenli bölgesi olarak kabul edilen sahil kentleri yüzlerce vatandaşın öldürüldüğü intihar saldırılarına maruz kaldı.
Amman’ı İncirlik’i operasyon merkezleri olarak kullanan Kerry Halep cephesinin düşmemesi için Ürdün-İsrail-Suriye Güney Cephesine yönelik yeni saldırılar ile tehdit ediyor. Ancak bu tehditler Türkiye olmadan sonucu değiştirmeye kabil değil. Lakin Türkiye’nin güvenli olması ve istikrarı tesis edebilmesi için Şam ile yeni bir sayfa açması elzem ve hayatidir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.