Yel değirmenleri yalnızlığa mahkûm

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Rüzgar Enerjisi Derneği tarafından hazırlanan bir raporda, rüzgar potansiyeli bakımından Türkiye Avrupa 2’nci sırada yer aldı. Üretim bakımından ise son sıralarda yer aldı. Çevreciler, yenilenebilir enerji olan...

Yel değirmenleri yalnızlığa mahkûm
03 Ağustos 2014 Pazar 07:30

20yeldegirmeni
Bodrum’un masalsı yüzü yel değirmenleri, çok uzun bir süredir emekliye ayrılmış durumda. Yel değirmenleri artık ne buğday öğütüyor ne de elektrik elde ediyor. Ekonomik işlevi yiten meşhur yel değirmenleri yalnızlığa mahkum.
Bodrum’un bembeyaz evleri arasından Yalıkavak’a giderken sıra sıra yel değirmenleri tarafından karşılanıyorsunuz. Adeta geçit töreni düzenliyorlar size. Öyle büyüleyiciler ki kulağınıza önce klasik müzik tınıları geliyor, ardından bir masalın içine yerleşiveriyorsunuz.
Don Kişot pervanelerle savaşırken bu kez siz ayırmaya çalışıyorsunuz onları. Bir süre sonra gerçekliğe döndüğünüzde, Don Kişot’un yeni düşmanları hidroelektrik santraller olduğunda hüzün kaplıyor gözlerinizi. Tarihe tanıklık etmiş, görmüş, geçirmiş yel değirmenleri şimdi uzakta, terk edilmiş ve çürümeye mahkum bırakılmış. Doğru bir öykünün içinde yanlış bir sona doğru sürüklenmiş yel değirmenleri. Tekrar mı kahraman olmak? Bu şimdi onlar için biraz zor görünüyor.
Ekmek teknesiydiler
Yapılar eskidikçe masallaşır... Yel değirmenleri de asırlar önce inşa edildiklerinde birer masal kahramanı değil ekmek teknesiydi. Bodrum’un en rüzgar alan tepelerine kondurulan yel değirmenleri taştan yapılmış devasa, silindir şeklinde birer kule. Tepelerinde bulunan pervaneler rüzgarla çevrildiğinde oluşan enerji ile buğday öğütüyor. Sadece tek bir yel değirmeni rüzgar çoksa 1 saatte 300 kilo buğday öğütebiliyor. Köylülerin geçim kaynaklarının başında geliyormuş zamanında.
1950’li yıllarda eski işlevini yitiren yel değirmenlerinin yıllardır süregelen ekonomideki yeri biraz da nankörlük edilerek unutulmuş ve tam anlamıyla tarihin çöplüğüne atılmış. Şimdi kiminin sıvası eski, kiminin pervanesi kırık kiminin de etrafı adeta bir çöplük. Günümüzde çevre kirliliği ile dünyanın yavaş yavaş sonunu hazırlayan enerji kaynakları yerine doğaya zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynakları tercih edilse belki yel değirmenleri yeni dünyada kendilerine bir yer edinebilirdi.
‘Buğday eşeklerle götürülürdü’
Yalıkavak Merkez Mahallesi eski Muhtarı Ragıp Kalın’la konuşuyoruz yel değirmenlerini. 1999 yılında muhtar seçilen ve 15 yıl bu görevi yapan Kalın, deniz kıyısındaki yeldeğirmeninin çalıştığı günlere tanıklık etmiş. Şimdilerin yalnız kovboyu yeldeğirmenlerini Kalın, şöyle anlatıyor: “52 yaşındayım. Yalıkavak’ta belediye kafeteryasının yanındaki değirmen ben ilkokula giderken yani 40 sene önce çalışıyordu. İnsanlar bulunduğumuz civarda öğüttükleri buğdayı eşeklerle götürüyorlardı. Mustafa Amcamız vardı, değirmeni o işletiyordu. Mustafa amca değirmeni işletemez duruma gelince artık köreldi. Ve değirmen 1985 gibi satıldı. Satılınca çalışmaz hale geldi. Sembol olarak durdu. Yukardaki değirmenlerin çalıştığını ben görmedim ama çalışırmış çok eskiden.”
‘Yel değirmenleri pislikten geçilmiyor’
Yel değirmenlerinin turistik değerinin de bilinmediğini anlatıyor Kalın: “Yel değirmeni çevreye zarar vermez. Tarladan çıkmış olan arpa buğdayı getiriyorlar. Olduğu gibi orada öğütüyorlar. Has bu, organik bu. Doğalla birleşmeye çalışıyorsak bilinçli bir şekilde kullanmamız lazım. Ama yel değirmeninde arpa buğdayı üretemeyeceksek o zaman bunlar turizm kültür varlıklarıdır. Ama biz hiç değer vermiyoruz. Yel değirmenleri pislikten geçilmiyor. Bunları turizm için boya badana yapılmak, otunu biçmek, temizlemek, yıkılmış yerine taş koymak lazım. Çok az bir masrafla bunların bakımını yaparsak insanlar yel değirmeninin ne olduğunu anlar.”

Yel değirmenlerinin geçmişi

Yel değirmenlerinin enerji üretimindeki yeri sanıldığı kadar küçük değil. Enerji üretmek için rüzgâr gücünden faydalanarak çalışan büyük pervaneli çarklı bu makineler tahmin edilemeyen yıllardan beri buğday öğütmek ve su pompalayarak mekanik güç elde etmekte kullanılmıştır.
İlk yel değirmenlerine MS. 644 yılında İran-Afganistan sınırındaki Seistan’da rastlandığı belirtilmekte. Ardından ise Çin’de pirinç tarlalarının sulanmasında kullanılmışlardır. Avrupa’ya Haçlı Seferleri sonrasında, 12’inci yüzyılda götürüldüğü tahmin edilmektedir. Hollanda’da çok sık rastlanan bu makineler, karayı denizden ayırmak için su pompalamakta kullanılmıştır. Elektrik üretmek için kullanılan ilk yel değirmeni ise 1890 yılında Danimarka’da yapılmıştır.
Yel değirmenleri rüzgârın ortalama 29 - 40 km hızla estiği yerlere konumlandırılmıştır. Yel değirmenini döndüren rüzgârın gücü, hızının küpü, yel değirmenini döndüren pervane çapının karesi ve havanın yoğunluğu ile doğru orantılıdır.
Rüzgar olmadığı zamanlarda rüzgar enerjisi kimyasal enerji olarak akümülatörlere depolanır ve enerji buradan elde ediler.
Rüzgâr potansiyelinde Türkiye 2’nci
Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Rüzgar Enerjisi Derneği tarafından hazırlanan bir raporda, rüzgar potansiyeli bakımından Türkiye Avrupa 2’nci sırada yer aldı. Üretim bakımından ise son sıralarda yer aldı. Çevreciler, yenilenebilir enerji olan ve hiçbir atık oluşturmayan bu enerji kaynağının yeniden kullanılmasından yana.

Ezgi Hotalak


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.