Sokağa üniversite eli değdi 70 çocuk hayata tutundu

Maltepe Üniversitesi bünyesinde kurulan SOYAÇ'la sokak çocukları, üniversitede okuyan abi ve ablalarıyla buluşuyor. Haftada iki gün yapılan atölyelerde okuma yazmadan fotoğrafa onlarca alanda eğitim görüyor, yaşıtlarıyla bağ...

Sokağa üniversite eli değdi 70 çocuk hayata tutundu
01 Ocak 2014 Çarşamba 11:43

universite

Maltepe Üniversitesi bünyesinde kurulan SOYAÇ'la sokak çocukları, üniversitede okuyan abi ve ablalarıyla buluşuyor. Haftada iki gün yapılan atölyelerde okuma yazmadan fotoğrafa onlarca alanda eğitim görüyor, yaşıtlarıyla bağ kuruyorlar

Evdeki şiddetten kaçıp çözümü sokakta arayan çocuklar... Onlar için yapılmış kapsamlı bir çalışma yok. Sayıları bile bilinmiyor. Sokaktan asayiş polislerince alınıyor, Çocuk ve Gençlik Merkezleri'ne yerleştiriliyorlar. Güven bağı kurulamadığı için binlercesi yeniden sokağa kaçıyor. Maltepe Üniversitesi bu alanda çalışma yapan tek üniversite. Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar İçin Uygulama ve Araştırma Merkezi (SOYAÇ), bu çocukları üniversiteyle buluşturdu.

Sokaktan kurtulan 70 çocuk... Yaşları 10 ile 18 arasında... Tüm üniversite seferber. Her hafta perşembe ve cuma günleri 30 kadar çocuk, açılan onlarca atölyede sosyalleşiyor. Fotoğraf, felsefe, tiyatro, dans, mimarlık, okuma-yazma ve daha nice alanda işin uzmanı öğretim üyeleri ders veriyor. Atölyelerde asıl hedeflenen, çocuklarla bağ kurabilmek. İşte burada üniversitede okuyan abi ve ablalar, devreye giriyor. Her atölyede en az çocuk sayısı kadar üniversite öğrencisi proje gönüllüsü olarak çalışıyor. Öğrenciler alanında uzman öğretim üyeleri tarafından eğitimlerle destekleniyor. Görevleri, hocalarla çocuklar arasında köprü kurmak. Gönüllü demişken, proje için çalışan bütün hocalar gönüllü... Perşembe ve cuma günleri, yalnızca çocuklar için değil hocalar ve projenin gönüllüsü olan öğrenciler için de özel... Çünkü bu ilişkide yalnızca çocuklar değil, profesöründen öğrencisine bütün üniversite öğreniyor.

Bu bir model... Bu model neden bütün üniversitelere örnek olmasın... Neden 70 değil 700 çocuk bu hizmetten yararlanmasın... Geleceğin psikologları, çocuk gelişim uzmanları, öğretmenleri neden çocuklarla birlikte öğrenerek yetişmesin...

SOYAÇ'ın Müdürü Yrd. Doç. Dr. Özden Bademci. Üniversite'nin Psikoloji Bölümü'nde öğretim üyesi. Sorunu görüp ah vah diye dertlenmektense çözüm üretmeyi tercih edenlerden... Bademci, 4 yıldır yürüttükleri Çocuklarla Birlikte Projesi'ni Aydınlık'a anlattı.

Okuyamamanın yasını tutuyor

- Çocuklar neden sokağa çıkıyorlar?

Evdeki kötü muameleye çare arıyor. Diyor ki, "Benim babam önümde esrar içerdi. Ben içmeyeceğim", "Benim dedem esrar satardı. Ben yapmayacağım. Ne kadar yapmayabilirim, ama zorlayacağım".

Örneğin, Batman'dan gelen bir çocuk, "Benim üvey babam vardı. Beni okutmadı" diyor. İstanbul'a kaçıyor. Kendini sokakta buluyor. "Hayatımın 4 yılı gitti. Ben okuyamadım" diye anlatıyor ve hâlâ bunun yasını tutuyor. İçlerinde çok şiddet gördüğünü söyleyenler var. Genellikle parçalanmış ailelerden geliyorlar.

'Ebeveyn itiyor, çocuk yine de onları istiyor'

Anne baba istemiyor ama çocuk ne kadar kötü muamele görmüş olursa olsun, anne babasını istiyor. Tutunma ihtiyacı var. Bu nedenle abilik, ablalık kavramları önemli.

Yaşları ileri bile olsa eğitim seviyesi 2'nci ya da 3'ncü sınıf. Kendinden çok küçük olan çocuklarla aynı okula gitmeye zorlanıyorlar. Diyor ki, "Utanıyorum. Kötü hissediyorum. Onlar benden çok küçük".

Bu çocuklar başlarını derde sokmak ve kendilerini dövdürtmek konusunda çok becerikliler. Sürekli olarak kötü muameleye maruz kaldıkları için öyle bir ilişki kuruyorlar ki kendilerine kötü muamelede bulunulmasını sağlıyorlar. Eğitim sistemi meseleyi böyle ele almayınca çocuk, en sonunda okuldan atılıyor.

- Olması gereken ne?

Eğitim onlara özgü bir şekilde yeniden kurgulanmalı. Matematik, kimya öğretmek üzerine değil. Bu çocukların yetenekleri göz önünde bulundurularak çocuk merkezli. Üniversite daha aktif bir hale gelebilir. Mesele yalnızca okuma yazma kursu açmak, atölyeler oluşturmak değil. Durmaz zaten. "Ben sıkıldım, istemiyorum" der. Psikoloji işin olmazsa olmazı. Aralarında futbola, satranca, sanata çok yetenekli olan çocuklar var. Öncelikli olarak onların duygusal ihtiyaçlarının dikkate alınması ve becerileri doğrultusunda bir program oluşturulması gerekiyor.

Bizler verilen hizmete katkı sağlamak istiyoruz. Bina yapılıyor ama insana yatırım yapılmıyor. Bu iş çok özel, hassas bir iş. Çalışanların eğitimlerle desteklenmesi gerekiyor. Okullar, bu çocukları istemiyor. Bu çocuklar, sistem tarafından tekrar tekrar sokağa itiliyor. Üniversiteye gelmeleri, yarının psikologları, çocuk gelişimi uzmanları, mimarlarıyla bir arada olmaları önemli. Proje yükseköğrenimin kalitesini de artırıyor. Öğrencilerin birisi için bir şey yapabilme ve diğerini umursama bilinci gelişiyor. Bir öğrencinin "Bu çalışmada adaleti sorguladım" demesi çok önemliydi.

Burada kompleks tramvadan söz ediyoruz. Bu, doğum öncesinden itibaren sürekli olarak tramvatik yaşantılara maruz kalmak demektir. İhmal var... İstismar var... Bu nedenle burada işe yarayan yöntem güvene dayalı sağlıklı ilişki kurmak. Araştırmalar, bize sağlıklı ilişkinin iyileştirici etkisini gösteriyor. Çocuklar, yakın yaş grubu ile kendini daha güvende hissediyor. Atölyeler birer araç. Asıl olan ilişkinin kurulması, gencin güven duyabilmesi ve öğrenme arzusunun gelişmesi...

'İnsan odaklı yaklaşılmalı'

Bu kurumları kentin kıyılarına atmayın, üniversitelere, topluma açın. Yazın yönetmeliğini koyun kurallarını... Gelip bakılsınlar bu kurumlarda kimler çalışıyor, hangi eğitimleri alıyorlar. Eğitimle desteklenmiyor, çalışma koşulları iyileştirilmiyorsa emanet ettiğiniz insanlar, kaçınılmaz olarak kendileri yardıma ihtiyaç duyar hale geliyorlar. Biz birçok defa ilgili Bakanlığa ulaşmaya çalıştık. "Bizim edindiğimiz deneyimlerimiz var onları paylaşmak istiyoruz, birlikte çalışmak istiyoruz" dedik. Bu kurumların yöneticilerinin, çocukların menfaatlerini gözetmek konusunda daha fazla motive olmaya ve desteğe ihtiyaçları var. Çocuklarla ilgili alınan kararların, çocuk merkezli düşünülmesi gerekiyor. "Sen artık burada değilsin, öte taraftasın" denilerek çocukların bir kurumdan diğer kuruma atılmaması gerekiyor.

[email protected]


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.