Nehru’nun İstiklâl Savaşı tanıklığı

Mustafa Kemal’in Yunanlılara karşı kazandığı büyük mücadeleyi, yaklaşık onbir yıl önce duyduğumuz zaman ne kadar çok sevindiğimizi çok iyi hatırlıyorum. Ağustos 1922’de Afyonkarahisar’da kazandığı ve ardından Yunan ordusunu İzmir’de...

Nehru’nun İstiklâl Savaşı tanıklığı
21 Eylül 2014 Pazar 12:44

20-nehru
Hindistan Cumhuriyeti’nin kurucusu, 1960’lı yılların Bağımsızlık-bloksuzluk hareketinin önderi Javaharlal Nehru, İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele ettiği yıllara denk düşen İstiklal Savaşı’nı çok yakından izledi. Gözlemlerini ve değerlendirmelerini 1930’lu yıllarda kaleme aldığı  “Glimpses of  World  History” kitabında paylaştı
Son yıllarda Milli Mücadele hakkında pek çok karalamanın yayınlandığı dikkate alınırsa, 20. yüzyılın en önemli siyasal simalarından Nehru’nun tanıklığının önemi daha iyi ortaya çıkar.  
Dikkati çeken husus, Nehru’nun İstiklal Savaşı’nı hem emperyalizme karşı  mücadelenin örneği hem de binlerce yıllık Doğu-Batı çatışmasının son halkası olarak ele almasıdır.     
Aşağıdaki bölümler, J.Nehru’nun  7 Mayıs 1933 tarihinde yayımlanan „Glimpses of  World History” kitabındaki „Yeni Bir Türkiye Küllerinden Doğuyor” adlı  makalesinden derlenmiştir.
SAKARYA SAVAŞI HAKKINDA
1921 yazında Yunanlılar büyük bir çaba göstererek başkent Ankara’yı ele geçirmeye çalıştılar. Birbiri ardından kentleri düşürerek Ankara’ya çok yaklaştıktan sonra, Sakarya nehrinde durduruldular. Bu nehrin kıyısında, tam üç hafta

‘Derilerimizi gönderelim ayakkabı yapın’
Dünya harp tarihine “En uzun Meydan Muharebesi” olarak geçen Sakarya Meydan Muharebesi, ezilen dünyada büyük yankı yaratmıştır.
BAYRAM HAVASI YARATTI
Zaferin coşkusuyla İran, Arap diyarları ve hatta Afrika’daki bazı ülkelerden gönüllüler Anadolu’ya savaşmaya geldi. Halep’te yayımlanan Ar-Rayad gazetesi o günlerde şunları yazıyordu:
“Avrupa, bize cesaret verici, tatlı sözler söyleyip vaadlerde bulunabilir, ama, gereksindiğimiz yardımı ancak bizim gibi aynı durumda bulunan Türklerden alabiliriz.”
Hindistan’daki direniş örgütleri ise büyük coşku içindeydi. Öyleki Liberal Parti’nin bir üyesi “Derilerimizden Türk askerine ayakkabı yapmaya hazırız” diyordu.
İstanbul’da bulunan Hintli askerlere dağıtılmak üzere hazırlanan bir beyannâmede ise Müslüman Hintli askerlerin Anadolu ordusuna katılmak için Felah Grubuna başvurduklarını yazdı. Hint Hilafet Komitesi, daha fazla maddi yardım için seferber olur ve Anadolu’ya para gönderir.

Ercan Dolapçı

boyunca iki ordu birbirini altetmeye çalıştı; yüzyılların öfkesiyle birbirlerine soluk aldırmadan sürekli çatıştılar. Savaş, amansız bir dayanıklılık testine dönüştü. Türkler, Yunanlılar  dayanamayıp çekildikleri anda ayakta kaldılar. Gelişinde olduğu gibi, dönüşünde de Yunan ordusu yakıp yıkarak geri çekildi, 350 kilometrekarelik verimli bölgeyi çöle çevirdi.
YAKIN TARİHİN BELİRLEYİCİ ZAFERİ
Sakarya Savaşı zar zor kazanılmıştı. Nihai zafer değildi, ama hala yakın tarihin  belirleyici zaferlerinden sayılır. Dalganın ters dönüşü anlamına geldi. Bu savaş 2 bin yıldan beri Küçük Asya’nın her karış toprağını insan kanı ile sulayan büyük Doğu-Batı çatışmalarından biriydi.
Her iki ordu da tükenmişti. Bir yerlere çekilerek yaralarını sarmaya ve yeniden örgütlenmeye çalıştılar. Ama Kemal Paşa’nın yıldızı hiç kuşkusuz parlıyordu.  Fransız hükümeti Ankara ile bir anlaşma yaptı. Ankara ile Sovyetler Birliği arasında da bir anlaşma imzalandı. Fransa tarafından tanınmak Mustafa Kemal için büyük bir moral ve fiziksel kazançdı. Suriye sınırındaki birlikler böylece Yunanistan’a karşı koymak üzere serbest kıldılar. İngiliz hükümeti hala kukla Sultan’ı ve yıpranmış İstanbul hükümetini destekliyordu; Fransız Anlaşması ona da bir darbe indirdi.  
BÜYÜK TAARRUZ HAKKINDA
1922 Ağustosunda, çok dikkatli hazırlıkların ardından Türk ordusu bir anda  Yunanlılara saldırdı ve onları denize süpürdü. 8 gün içinde Yunanlılar, 250 km. geri çekildiler, ama önlerine çıkan her Türk erkeğini, kadınını, çocuğunu öldürerek intikam almayı sürdürdüler. Türkler de acımasızdı, çok az esir alındı. Esir alınanlar arasında, Yunan ordusunun komutanı ve  komuta erkanı vardı. Yunan ordusunun büyük bölümü İzmir üzerinden kaçtı, ama İzmir’in kendisi büyük ölçüde yakılıp yıkıldı.
LOZAN HAKKINDA
Kemal Paşa, muzaffer, gazi, istediklerinin hemen hepsini almıştı. Fakat büyük vizyon göstererek, başlarda küçük talepler öne sürmüş ve zafer anlarında bile bunlara sadık kalmıştı. Arabistan ve Irak, Filistin, Suriye gibi Türk olmayan topraklar üzerindeki  her türlü Türk hakimiyeti fikirlerinden vazgeçmişti. Türkiye’nin, Türklerin yaşadığı toprakların özgür olmasını istiyordu. Türklerin başka halklara müdahale etmesini istemediği gibi, Türkiye’ye herhangi bir yabancı müdahaleyi hoşgörmeye de hiç eğilimli değildi.
Yukarıda, Türklerin Lozan Antlaşması ile, biri dışında bütün istediklerini aldıklarını söylemiştim. Bu istisna, Irak sınırı yakınındaki Musul vilayeti idi.
TÜRKLERİN ZAFERİ HAKKINDA
Mustafa Kemal’in Yunanlılara karşı kazandığı büyük mücadeleyi, yaklaşık onbir yıl önce duyduğumuz zaman ne kadar çok sevindiğimizi çok iyi hatırlıyorum. Ağustos 1922’de Afyonkarahisar’da kazandığı ve ardından Yunan ordusunu İzmir’de denize döktüğü savaşı kastediyorum. Birçoğumuz Lucknow Bölge hapisanesindeydik ve  Türklerin zaferini  hapisane barakamızı sağdan soldan bulabildiğimiz şeylerle  süslemiş; dahası, o akşamı, cılız biçimde bile olsa, ışıklandırmaya çalışmıştık.

Dç. Dr. Cüneyt Akalın

[email protected]


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.