Kurt da bozayı kadar romantik mi acaba?

Şimdi de Kurtların İzinde: Sarıkamış Doğa bilimci Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, National Geographic dergisinin "Dünyanın 'Risk alan 22 kaşifi"nden biri. Türkiye'nin ilk Nat Geo belgeseli "Bozayının izinde: Sarıkamış"ın...

Kurt da bozayı kadar romantik mi acaba?
02 Ocak 2014 Perşembe 12:00

bozayi

Şimdi de Kurtların İzinde: Sarıkamış

Doğa bilimci Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, National Geographic dergisinin "Dünyanın 'Risk alan 22 kaşifi"nden biri. Türkiye'nin ilk Nat Geo belgeseli "Bozayının izinde: Sarıkamış"ın çekiminden sonra şimdi de kurdun hayatını çekecek

Av tüfeğiyle katledilen son leopar, yine ateşli silahla vurularak öldürülmüş vaşaklar... Köpeklere parçalatılırken aynı anda "insan"ların sopayla vura vura öldürdüğü bozayı! Mersin'in Erdemli İlçesi'nde sahile vuran, ayağına parke taşı bağlanıp denize atılan Caretta Caretta! Kaçak avcılar tarafından öldürülen Türkiye'nin ilk uydu vericili kurdu Asena! Bunlar yabanıl hayvan cinayetlerinden sadece basına yansıyanlar. Bir taraf vahşice hayvanları katlederken, bir taraf da hayvanlara hak ettiği doğal yaşamını kazandırmaya çalışıyor. Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti'nin korunması ve Sarıkamış'tan Gürcistan'a kadar 28 bin 543 hektarlık bir alanda yaban hayvanlarının doğal yaşam ihtiyaçlarını karşılaması için "Yaban Hayat Koridoru" yapmak için çalışıyor. "Tropik biyolog" Şekercioğlu, ekolog, ornitolog, doğa koruma bilimci, doğa fotoğrafçısı ve aynı zamanda Utah Üniversitesi'nde öğretim üyesi.

Ödüllü çevreci

Şekercioğlu, Doğu Anadolu'daki doğa koruma ve araştırma çalışmaları nedeniyle 2008'de "Çevre Nobeli" olarak bilinen Whitley Altın Çevre ödülünü aldı. National Geographic tarafından 2011'in "yükselen kaşifi" ilan edilen Şekercioğlu, aynı listede rekortmen paraşütçü Felix Baumgartner'in de bulunduğu "Dünyanın 22 Risk Alan Kaşifi" arasında gösterildi.

Ülkemizdeki ilk Nat Geo belgeseli olan "Bozayının izinde: Sarıkamış"ın çekilmesi projesine öncülük eden Çağan Şekercioğlu, sorularımızı yanıtladı:

Kameraman bozayının çekimleri

*İlk kamera takılan bozayının kamerasında çekim ekibine ait görüntüler bulunuyormuş. Bir bozayı tarafından izlenmek nasıl bir his?

Esasında bizi izlediklerinden eminiz çünkü yoğun bir orman. Hayvanlar görülmeden görme konusunda ustadır. Ama yine de o görüntüyü görünce, bozayının bizi sadece 20 metreden izlediğini ama bizim onu hiç görmediğimizi anlamak bizi heyecanlandırdı ve biraz da tüylerimizi ürpertti. Bu da gösteriyor ki bu hayvanların bize zarar vermeye niyeti yok. Kimbilir her gün kaç insanı uzaktan izliyorlar ama zarar vermiyorlar.

*Kameralar takılırken bozayıların sıcaklığını hissetmek nasıl bir duygu? Çekim ekibiyle bozayılar arasında duygusal bir bağ oluştu mu? Uyutulmadan önce yakalanacaklarını hissedip korktular mı?

İşimizi kusursuz yapmaya ve hayvanı hiç zarar görmeden bir an önce doğaya geri bırakmaya odaklanıyoruz. Bir beyin ameliyatındaki gibi bir disiplin ve profesyonellik gerekiyor. O anın stresiyle herhangi bir duygu hissedecek fırsatımız olmuyor. Zaten böyle bir duygusal bağ oluşması bilimin ruhuna aykırı. Bozayılar yakalandığı için korkması normal, ama hormonal çalışmalar bu tip stresin 24 saatte geçtiğini gösteriyor. Çünkü doğa içinde yaşamak çok daha stresli. Bozayılar için bile... Çünkü burada ve birçok yerde insanlar onları sürekli öldürüyor. Belgeselin çekimleri sırasında Sarıkamış'ın çöplüğüne beslenmek için , bir gecede toplam 46 bozayının geldiği görüldü

'Kurt ve bozayı birbirlerini tanıyorlardı'

*Belgesel çekimleri devam ederken bozayılar hakkında bilinmeyen bir bulguya rastladınız mı?

Bir dişi bozayının 20 dakika güneşin doğuşunu izlemesi bizi çok şaşırttı. Başka bir bozayı ise, ormanda yatarken aniden kurtla karşı karşıya geldi, ama aralarında 1 metre olmasına rağmen ikisi de tepki vermedi. Belli ki birbirlerini tanıyorlardı ve kokudan birbirlerinden haberdarlardı.

*Dişi bozayının kanyonda oturup 20 dakika güneşin doğuşunu izlediğini gördüğünüzde ilk neler düşündünüz?

Bunun fizyolojik bir açıklaması olacağını, sadece güneşi izlemeyeceğini düşündüm. Ama elimizdeki verilerle bunu açıklayamadık. Çünkü Eylül olduğu için hava gayet sıcaktı ve ayının ısınmaya ihtiyacı yoktu. Yemek yemek veya su içmekle de meşgul değildi. Yatıp dinlenmiyordu. Dik olarak oturup uzun süre güneşin doğuşunu seyretti. Hala da düşünüyorum. Acaba kafasından ne geçiyordu?

Bizim de bir Yaban Hayat Koridorumuz olacak

Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu'nun öncülüğündeki "Yaban Hayat Koridoru" projesine göre , bozayılar ve diğer yabani hayvanların beslenmesi ve doğal yaşam ihtiyaçlarını karşılaması için Sarıkamış'tan Gürcistan'a kadar 28 bin 543 hektarlık bir alan açılıyor. Böylece yabani hayvanlar ormandan çıkmadan Kuzeye gidebilecek. Öneri ve proje tamamlandı, ancak 4.5 milyon ağacı dikecek olan ve bölgeyi koruyacak olan Orman ve Su Işleri Bakanlığı! Kaldı ki, yeni ağaçlandırma bir yana, 3. Köprü, havaalanı, yeni şehir planlarıyla olanlar da yok ediliyor.

Koca ormanı 2 memur koruyor

*Bozayıya takılı GPS vericisinin kolye olduğunu düşünen bir çoban, diğer çobanın onu vurmasını engellemiş. Buradan anlaşılıyor ki bozayıları sorgusuz sualsiz vurabiliyorlar. Bunu durdurmanın bir yolu yok mu?

Maalesef buna her yıl rastlıyoruz ve bildiğimizden daha da fazla olduğunu düşünüyoruz. Örneğin bir önceki valinin koruması, valiyle görüşmeyi beklerken, o yaz bir ayı vurduğunu çekinmeden söylemişti. Ama sözlü olarak söyledi ve bunu ispatlamam mümkün değil. Bunu durdurmak mümkün değil ama azaltmak mümkün. Bu da, bir yandan eğitim ve bilinçlendirmeyle (özellikle çocukları), öte yandan da devletin daha fazla orman ve park memuruyla alanı sürekli kontrolüyle yapılır. Ama bölgeye ayrılan kaynak cok az. Koca Sarıkamış ormanını tek araç ve 2 memur kontrol ediyor. Onlara da sık sık başka görevler veriliyor. Böylesi dünya çapında bir değerin korunması için çok daha kaynak ayrılmasi lazım. Örneğin Kanada'da bozayı gözleme turları 3 günlük bir tur için kişi başı 3700 ila 6700 TL. Yani bölgede bozayı ve kurt turizmi icin muazzam bir potansiyel var, altyapı da hazır ama ilgilenen yok. Halbuki Sarıkamiş'ın kaliteli kayak otelleri senenin çogunda boş duruyor.

*Belgeselde görev alan 11 bozayıyla çekimler bittiğinde vedalaşmak, çekim ekibinde nasıl bir duygu yarattı?

Adrenalinle dolu günlerden sonra İstanbul'daki şehir hayatına dönmeyi bayağı yadırgadılar. Yaşadıklarının ne kadar eşsiz bir tecrübe olduğunu daha iyi anladılar ve ayıları özlediler. Biz ayıları sürekli takip ettiğimiz için her zaman onlarla karşılaşıyoruz. Şanslıyız.

'En büyük risk Türkiye'de bir doğa bilimci olmak'

*National Geographic dergisi sizi, aralarında ünlü rekortmen paraşütçü Felix Baumgartner'ın da olduğu "Dünyanın 22 Risk Alan Kaşifi" arasında gösterdi. Aldığınız en büyük risk neydi?

Beni seçmelerinin sebebi, düzinelerce ülkede, birçok farklı kültürde ve doğanın içinde çalışan bir biyolog, ekolog, ornitolog ve doğa korumacı olarak işimin birçok risk içermesi. Son 20 yılda, 70'den fazla ülkede, Antarktika dahil 7 kıtada, her türlü şartta doğayı ve yaban hayatını araştırmak ve korumak için uğraştım. Ama ne yazık ki benim için en büyük risklerden biri, Türkiye'de bir doğa bilimci olmak çünkü yıllarımı verdiğim ve araştırdığım alanlar, bir anda yok ediliyor olması. Buna en büyük örnek, 2005 yılında keşfettiğim ve öğrencilerimle beraber 2006 yılından beri 50 binden fazla kuş halkaladığım Kars-Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti. Türkiye'nin kuş türlerinin çoğunu burada tespit ettik. Ülkemizin kara hayvanı türlerinin yüzde 40'u burada. Dünya çapında önemli sulak alan Ramsar statüsünü 4 ayrı kategoride hak eden bir alan. Ama yıllardır tüm dilekçelerimize rağmen, DSİ şimdi burayı Tuzluca Barajı'yla yok etmek istiyor.

'Sadece biri bir yıl yaşayabildi'

*Sırada "Kurtların izinde: Sarıkamış" mı var?

Evet. Bunu ümit ediyoruz. Nat Geo ABD ile en son Kasım'da yüzyüze görüştüm. Bir aksilik olmazsa Mayıs'da kurtlara Nat Geo Crittercam takacağız.

*Türkiye'nin ilk uydu vericisi takılan, kurt Asena'nın keyif için vurulması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu kaçak av falan değil. Gaddarca bir katliam ve mertliğe sığmayan bir hareket. Arabayla geçerken yol kenarında duran bir hayvanı öldürmek ne avdır, ne spordur. Sadece caniliktir! Bölgede yaban hayatının ne kadar tehlikede olduğunun da göstergesidir. Bu projenin 3. yılına girdik. İlk yıl (Ekim 2011-2012), verici takılan 5 kurdun 4'ü ilk 10 ayda öldürüldü. Biri vuruldu, ikisine araba çarptı, birini de koyun köpekleri öldürdü. Sadece 1 tanesi bir yıl yaşayabildi ki ölen kurtların 3'ü daha 1 yaşındaydı. Ortalama ömürleri 6-7 yıl ve bir köpek gibi 15 yıla kadar yaşayabiliyorlar.

 

Yabani hayvanlar otoyol kullanamaz ki...

Doç. Dr. Çağan Şekercioğlu, Türkiye'nin İlk Yaban Hayatı Koridoru projesini ilk olarak 2008 yılında zamanın Çevre ve Orman Bakanlığına önerdi. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 5 Haziran 2012 Dünya Çevre Günü'nde projeyi TBMM'de duyurdu. Öncelikle bu koridor için gerekli olan ağaçlandırmanın biran önce başlaması gerekli. Şekercioğlu, ülkemizin İlk Yaban Hayatı Koridoru projesi kapsamında, Sarıkamış Ormanı Milli Parkı'ndan geçen otoyolların altına ve üstüne yaban hayatı geçişleri yapılması için de uğraş verdiğini belirtti. Yollarda sürekli yaban hayvanların öldüğünü hatırlatan Şekercioğlu, dünyanın birçok ülkesinde özel yaban hayatı geçitleri yapıldığına dikkat çekti ve "Bu geçitler, yollarda hayvan çarpması sonucu olan kazaları ve insan ölümlerini de azaltacaktır" dedi.

4 milletten 10 insan ile 6 aylık ve 20 yaş arası 11 bozayı birlikte çalıştı

 

'Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti Yok Edilmesin'

Doğaya değer veren okuyucularınızdan ricam, aşağıdaki fakslara "Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti Yok Edilmesin. Doğa Koruma ve Milli Genel Müdürlüğü'nün kararı doğrultusunda Doğu Anadolu'nun ilk Tabiati Koruma Alanı ilan edilsin." şeklinde imzalı fakslar çekmeleri:

Bakan Prof. Dr. Veysel Eroğlu 0 312 207 62 99, Genel Müdür Ahmet Özyanık Doğa Koruma ve Milli Genel Müdürlüğü 0 312 207 59 31

Bakan bir türlü karar veremedi:

Tabiatı mı korusam baraj mı yapsam?

*Şu anki en büyük önceliğiniz nedir?

Iğdır Aras Nehri Kuş Cenneti'nin araştırılması ve korunması. Türkiye'deki 471 kuş türünün yüzde 54'ünü barındıran, Aras Nehri Kuş Cenneti Türkiye'de Samsun-Adana hattının doğusundaki en zengin alan oldugunu 9 yıldır topladığımız bilimsel verilerle gösterdik. Korunması için 13 binden fazla imza topladık. www.arasikurtar.org sayfamızda detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 18 Haziran'da bana bu alanın "Tabiatı Koruma Alanı" statüsünü hakettiğini belirten resmi bir mektup yolladı. Ama DSİ, bu muhteşem alanı ve 1800 kişinin yaşadığı 5 köyü Tuzluca Barajı ile yok etmeye kararlı.

*Aras vadisinde bu kadar kıymetli kılan neler gözlediniz?

2006 yılında Aras vadisinde Tuzluca ilçesi Yukarı Çıyrıklı köyünde kurduğum, Aras Nehri Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi'nde bugüne kadar bilimsel çalışmalar kapsamında 180 türden 50 binin üzerinde kuş halkaladık. Diğer gözlemlerle beraber, alanda 252 kuş türü kaydettik ve bu Türkiye'nin tarihi boyunca kaydedilen 471 kuş türünün yarısından fazlası (yüzde 54) anlamına geliyor. Tespit edilen kuş türlerinin 25'i ise dünya veya Türkiye çapında nesli tehlike altında. Bu kuş cenneti aynı zamanda Türkiye için yeni türlere de ev sahipliği yapar. Iğdır'da daha önceden bilinmeyen "Şikra Atmacası" Türkiye kuş envanterine yeni bir tür olarak eklenmiştir. Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, Doğu Anadolu'daki ilk kuş araştırma ve eğitim merkezi ve halkalama istasyonudur. Türkiye'de halen faal olan üç halkalama istasyonundan biridir. Bunlardan Kars Kuyucuk istasyonunu da Kuzey Doğa Derneği yürütüyor. Güney Afrika, Sibirya ve İsrail'de halkalanan kuşlar Aras istasyonunda tekrar yakalanmış, istasyonda halkaladığımız başka kuşlar ise Zambiya, Kıbrıs, Kuveyt, Ukrayna ve Macaristan'da yakalanmıştır. Bu sonuçlara bakıldığında, çalışılan alanın çok önemli bir kuş göç yolu üzerinde olduğu kanıtlanmış, kuşların konaklama, beslenme ve üremeleri için dünya çapında önemli bölgelerden biri olduğu saptanmıştır.

Önce teşvik ödülü sonra baraj

*Bu alanın baraj yapılması durdurulabilir mi?

Eğer Bakan Veysel Eroğlu onaylarsa, Aras Nehri Kuş Cenneti Doğu Anadolu'nun ilk ve Türkiye'de son 15 yılda ilan edilen tek "Tabiatı Koruma Alanı" olacak. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 6 Haziran 2012'de TBMM'de Aras Nehri Kuş Cenneti için "Bu kuş cennetini korumak boynumuzun borcudur" sözünü verdi. Bakan Veysel Eroğlu'ndan 2011'de Türkiye Sulak Alanlara Saygı Ödülü'nü, 2013'de ise Türkiye'nin ilk Sulak Alan Bilim Teşvik Ödülü'nü aldım. Ama bakanlık benim yaptığım sulak alanı DSİ aracılığıyla yok edecek.

Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, Doğu Anadolu'daki ilk kuş araştırma ve eğitim merkezi ve halkalama istasyonudur. Türkiye'de halen faal olan üç halkalama istasyonundan biridir.

Sema Sezen


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.