Hitler ve Johnson'a meydan okudu!

İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün bu yıl 40. ölüm yıldönümü. İsmet Paşa'ya son yıllarda AKP cenahından sıkça saldırılar yapıldı. Ona en büyük suçlama, 'ırkçılık yaptı' ve 'Hitler'le mektuplaştı'...

Hitler ve Johnson'a meydan okudu!
25 Aralık 2013 Çarşamba 12:44

20inonu

İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün bu yıl 40. ölüm yıldönümü. İsmet Paşa'ya son yıllarda AKP cenahından sıkça saldırılar yapıldı. Ona en büyük suçlama, 'ırkçılık yaptı' ve 'Hitler'le mektuplaştı' şeklinde oldu. Oysa İnönü, devlet başkanı olarak Hitler'e özel günlerde kutlamalar gönderdi, gelen mektup ve mesajlarına da cevap verdi. Aynı mesajlaşma Atatürk tarafından da yapıldı. Bunlar normal devlet protokolüydü. Hayranlık eseri değil! Ayrıca Atatürk döneminde faşizmin yüzü daha görülmemişti. İsmet Paşa'nın amacı da faşist rüzgârı Türkiye'den uzak tutmak ve ülkeyi savaşa sokmamaktı. Bu doğrultuda gelen baskılara da boyun eğmedi ve Türkiye'nin onurunu korudu. Dünya dengelerini gözetti.

Kimseye boyun eğmedi

Buna ilişkin en önemli kanıt, Hitler ordusunun 1941 yazında Bulgaristan'ı işgal ettiği günlerde, Hitler'in İnünü'ye gönderdiği tehdit mektubuydu. İnönü aynı ölçüde buna cevap vererek bir anlamda Hitler'e meydan okudu. İsmet Paşa'nın bu dik duruşu ileriki yıllarda da sürdü. 1964 yılında ABD Başkanı Johnson'un Kıbrıs nedeniyle gönderdiği 'tehdit' mektubuna verdiği tarihi cevap da bu içeriktedir. İşte iki olayın kısa öyküsü ve İsmet Paşa'nın duruşu:

Hitler'in tehdit mektubu

Adolf Hitler, Sovyetler Birliği işgalinden önce Balkanlara operasyon yaptı ve buraları kontrol etti. 'Yıldırım Savaşı' yapan Alman orduları Bulgaristan'ı da işgal ederek Türkiye'ye bir anlamda komşu oldu. İşte bu günlerde 1 Mart 1941 günü Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye tehdit dolu bir mektup gönderdi. Hitler mektubuna şu ifadelerle başlar: "Alman Hükümetinin arzusu hilâfına ve İngiltere ve Fransa'nın 3 Eylül 1939'daki savaş ilanı karariyle Alman halkına empoze edilen savaşta, Alman Reich'ının şu sıradaki hedefi, Avrupa kıtasında İngiliz nüfuzunu bertaraf etmektir."

Konuyu Türkiye'ye getiren Hitler, şunları yazar: "Ben de Ekselans, size, bu fırsattan istifade ederek resmen bildiririm ki, Almanya'nın bu tedbirleri, hiç bir şekilde Türkiye'nin toprak bütünlüğüne veya siyasi bütünlüğüne yönelmiş değildir. Aksine, birlikte yürüttüğümüz büyük ve hayati savaşın hatıralarıyla ve bu savaşı tasibeden ıstıraplı yılların hatıralarıyla mebû olarak, size, Almanya ve Türkiye arasında gerçek dostluğa dayanan bir işbirliği için istikbalde dahi bütün şartların mevcut olduğuna kesin olarak inandığımı belirtmek isterim."

'Tedbirlere tevessül etmeyin'

Adolf Hitler aynı mektubunda sözü Bulgaristan işgaline getirir ve şu ince tehditi yapar: "Şimdi olduğu gibi istikbalde de, Almanya ile Türkiye'yi kaşı karşıya getirebilecek hiçbir sebep olamayacağı görüşündeyim. Bu düşüncelerle, Bulgaristan'da ilerleyen Alman birliklerinin Türk sınırından, orada bulunmalarının maksadı hakkında yanlış bir yorumda bulunulmasına meydan vermeyecek kadar uzak kalmalarını emrettim. Şu kayıtla ki, Türk hükümeti, bizi, bu tutumumuzda bir değişiklik yapmağa mecbur edecek tedbirlere tevessül etmeyi lüzumlu görmesin. Ancak böyle bir hal dahi, Almanya'nın Yunan topraklarına yerleşme maksadını taşıyan İngiliz tedbirlerine kaşı çıkma hususundaki azminde bir değişiklik yapmayacaktır." (Gizli Belgeler, May Yayınları, İstanbul, 1968, s.137-140)

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Hitler'in bu mektubuna 12 Mart 1941 günü yanıt verir. Mektubuna şu hatırlatmayla başlar:

"Aynı cephede katıldığımız ve şerefini ve acılarını aynı şekilde paylaştığımız son büyük savaştan sonra yeni Türkiye'nin siyaseti, Milli Mücadelemizin başlangıcında tespit edilmiş olan prensiplere daima sadık kalmıştır. Bunlar, Türk İstiklâlinin en mutlak şekliyle teminat altında tutulması ve başkalarının haklarına hiçbir müdahalede bulunmaksızın, barışçı bir gelişmenin devam ettirilmesidir. (...) Türkiye, bu sebepten, milli egemenlik alanı içine vaki olacak her müdahaleye karı koymaya azimlidir."

İsmet Paşa, Hitler'in tehdit ifadelerine ise şu karşılığı verir: "Ben de size açıklarım ki mazide olduğu gibi istikbalde de uyanık bir bekçilik görevi ifa edecek olan Türk ordusu, Reich hükümeti, Cumhuriyet hükümetini tutumunu değiştirmeye mecbur edecek tedbirlere tevessül etmediği müddetçe, Alman birliklerine kaşı aynı şekilde davranacaktır. Bütün kalbimle temenni ederim ki, kısa bir zaman önce birlikte kan dökmüş olan Türk ve Alman askerleri, hiçbir zaman, geçici bir takım olaylar uğruna birbirlerinin karşısına çıkmasınlar." (age., s. 142-146)

Johnson olayı

İsmet Paşa 1964 yılında Başbakandı. Kıbrıs'ta, Türkler'e karşı Rumlar tarafından toplu katliamlar yapılmaya başlamıştı. Amaç, Ada'yı Türkler'den arındırmak ve Yunanistan'a ilhak etmekti. Buna kaşı da ilk Türk mukavemeti kuruldu ve direnildi. İşte bu günlerde Türk hükümeti, 1959 antlaşmasındaki 'müdahale' hakkını kullanarak, Rumlar'a bir gözdağı vermek istedi. Türk jetleri, Ada üzerinde alçak uçuş yaptı. Adaya asker çıkarma kararı aldı. İşte bu karar, ABD yönetiminde rahatsızlık yarattı. ABD Başkanı Lyndon B. Johonson 5 Haziran 1964 günü açık tehdit içeren, kaba üslupla kaleme alınmış bir mektup göndererek özetle "Bizim verdiğimiz silahları izinsiz kullanamazsınız. Tek taraflı harekete geçemezsiniz" dedi. Başbakan İnönü de 9 Haziran günü buna cevap verdi ve şu tarihi ifadeleri kullandı: "Yeni bir düzen kurulur ve Türkiye o düzendeki yerini alır."

Tarihi mektuplaşma 13 Ocak 1966 günü Hürriyet gazetesinde Cüneyt Arcayürek (bugün Cumhuriyet gazetesi yazarı) tarafından yapılan haberle manşetten duyuruldu ve büyük olay oldu.

Johnson,İsmet Paşa'nın gönlünü almak ve gerginleşen ilişkileri yumuşatmak için 21 Haziran 1964 günü Washington'a davet etti.

Ender bir kumandan

İkinci İnönü Zaferi'nden sonra Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Nisan 1921 günü İsmet Paşa'ya gönderdiği kutlama telgrafı: "Bütün dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Muharabelerinde üstlendiğiniz vazife kadar ağır bir vazife üstlenmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin bağımsızlık ve hayatı, dahiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silah arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz. (...) Namınızı tarihin iftihar kitabına kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedi minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken, ..."

(Atatürk'ün Bütün Eserleri, C. 11, Kaynak Yayınları, s.114)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.