Fırtına Vadisi’nde festival

9. YEŞİL Yayla Kültür Sanat ve Çevre Festivali, Rize’nin Ardeşen ilçesindeki Fırtına Vadisi boyunca ve Fırtına Deresi kenarında yöre halkı ve turistlerin katılımıyla, coşkulu bir şekilde kutlandı Her yıl Doğu Karadeniz’de...

Fırtına Vadisi’nde festival
21 Ağustos 2014 Perşembe 23:25

20manset7

9. YEŞİL Yayla Kültür Sanat ve Çevre Festivali, Rize’nin Ardeşen ilçesindeki Fırtına Vadisi boyunca ve Fırtına Deresi kenarında yöre halkı ve turistlerin katılımıyla, coşkulu bir şekilde kutlandı

Her yıl Doğu Karadeniz’de yörenin yerel değerlerini tanıtmak ve çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği tarafından düzenlenen Yeşil Yayla Festivali, bu yıl da bilgilendirici, enerjik, samimi yapısıyla kitleleri coşturdu.

Festival, 15-16-17 Ağustos 2014 tarihleri arasında, Rize’nin Ardaşen ilçesindeki Fırtına Vadisi’nde “Geri Dönüşüm ve Çöp” teması ile gerçekleşti. Festivalin sloganı ise “Sevgini bırak, çöpünü değil”.

FIRTINA VADİSİ’NDE SANAT

İlk gün, Fatih Akın’ın yönettiği “Cennetteki Çöplük” filminin gösteriminden sonra filmin yönetmeni Bünyamin Seyrekbasan izleyiciler ile söyleşi yaptı. Daha sonra Ruba Rafting alanına çıkan katılımcıların bir bölümü rafting yaparken diğer bölümü güzel doğayı izledi, fotoğraf çekti. Şafak Velioğlu’nun çocuklarla gerçekleştirdiği Geri Dönüşüm Atölyesi sonrasında İrlandalı müzik gurubu D Minors ve Laz müziğinin efsane ismi Birol Topaloğlu konser verdiler.

GERİYE DÖNÜŞÜ OLAN YOL

İkinci gün, Denizhan Özer küratörlüğünde Barış Aydın, Ekrem Yılmaz ve Eda Çığırlı’nın tüm doğasever sanatçı olarak yer aldığı “Geriye Dönüşü Olan Yol” isimli sergi Ardaşen’deki Atmaca Geri Dönüşüm Tesisleri’nde açıldı. Tolikçeti köyündeki Saklı Şelale’ye gittiler. Orada İrfan Çağatay’ın “Laz Kültüründe Geri Dönüşüm Ritüelleri” başlıklı söyleşisi sonrasında, Gola Çocuk korosu Laz halk şarkılarını seslendirdi.

Şenyuva Köyü’ndeki Fırtına Pansiyon’a gidildi. Burada Levent Say ve Ömer Ongun yönetiminde Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun dans atölyesinden sonra konserler başladı. Karadeniz Kadın Sahnesi ve D Minors grubundan sonra sahneye çıkan Birol Topaloğlu ve Emre Pehlivanlar tulum, kemençe ve çonguri ile Fırtına Vadisi’nde fırtına estirdi. Geç saatlere kadar süren horon yediden yetmişe herkesi coşturdu. Son gün ise yapılan çeşitli atölye çalışmaları ve eğlenceler sonrasında festival bitti.

BU COĞRAFYA İLE BAĞLARIMI KOPARMADIM’

Gola yöneticisi, sanatçı, küratör, aktivist Denizhan Özer ile Festival üzerine konuştuk. Denizhan Özer, Gola ile ilgili düşüncelerini anlattı.

- Bu festivalde sizin küratörlüğünüzde “Geriye Dönüşü Olan Yol” isimli bir sergi gerçekleştirdiniz. Biraz bize bu sergiyi anlatabilirmisiniz?

Ben Hopa’lıyım. Hatırladığım kadarıyla bundan 4-5 yıl önce Refika Kadıoğlu ve Birol Topaloğlu ile tanıştım. Aynı dertleri olan ve aynı coğrafyaya ait insanlar olduğumuz için kısa sürede iyi arkadaş olduk. Sonra Gola’ya üye oldum daha sonra da yönetim kuruluna seçildim. Son 3 yıldır bu bölgede bulunan farklı köylerde Landart projeleri ve çevre ile ilgili sergiler yapıyorum.

- Bu sergilerin amacı ne?

Yaptığımız bu sergilerde öncelikli olarak buralı insanlara yaşadıkları toprakların ve kültürlerin ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu yıl geri dönüşüme dikkat çekmek için sergimize “Geriye Dönüşü Olan Yol” ismini verdik. Bölge insanı yaşadıkları bu güzel coğrafyanın farkında değil. Ne bulurlarsa ya da kullanmadıkları eski eşyaları hemen derelere atıyorlar. Çevre kirliliği hat safhada ve bunun farkında bile değiller. Bu yörede 1 tane geri dönüşüm tesisi var. Sanat yapmak güzel ama önemli olan sanat yolu ile insanları bilinçlendirmek. Sonuçta yaşanılabilir bir çevre olmadıktan sonra sanat yapmanın da bir anlamı kalmıyor.

- Biliyorsunuz hükümet çevre ile ilgili olarak yeni bir ilke kararı yayınladı. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Dünya’da hiçbir ülke bilmiyorum ki bu ülke kadar yöneticilerin ihanetine uğrasın. Düşünün 10-20 MW elektirik üretmek için, dünyanın en güzel yerlerini mahvedip, insanların ve diğer canlıların hayatları ile oynuyorlar. Başımızda HES belası vardı şimdi bu karar ile koruma altında ki sit alanlarına da HES yapılmasının önü açıldı. Yani bana göre bu kararlar şu anlama geliyor. Devleti idare edenler kendi çıkarları için Doğu Karadeniz’deki tüm canlıları öldürmek için özel çaba sarfediyor.

YAŞADIĞIMIZ CENNETE SAHİP ÇIKACAĞIZ’

- Peki bu durum ne olacak?

Biz bu cevabı Gezi’de verdik. “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.” dedik. Yani mücadelemiz devam edecek. Bu festivali de o yüzden yapıyoruz.

- Herhalde, eskiden böyle değildi?

Eskiden de böyleydi ama şimdi daha kötü bir noktaya geldik: Bundan 50 yıl önce Bucak köyüne yerlerimizi istimlak ederek termik santralı yaptılar. Petrolle çalışan bu santralın iki bacası yıllarca gökyüzüne toksit maddeler ve duman gönderdi. Hava kirliliğinin yanı sıra bu toksit maddeler yağmurla aşağı inip toprağa karıştı ve yıllar sonra gördük ki kanserden ölen insan sayısında büyük bir artış var. Yani devlet topraklarımızı aldı, bizi yerimizden yurdumuzdan etti ve sonunda 50 MW elektirik için bizleri öldürdü. Şimdi durum daha kötü bu ve bunun gibi projeleri her yere yapıp tüm coğrafyayı bitiriyorlar. Ama ne pahasına olursa olsun biz buna izin vermeyeceğiz. Her türlü hukuk yolunu deneyeceğiz, eğer hukuk yolları tükenirse topraklarımızı ve çevremizi korumak için başka yöntemleri uygulayacağız.

- İlave etmek istediğiniz başka neler var?

Söylediklerim benim kişisel fikirlerim ama insanları duyarlı olmaya, özellikle de buralı insanları buranın sorunlarına sahip çıkmaya davet ediyorum. Ben Türküm, ben Lazım, ben Hemşinliyim, ben Gürcüyüm demekle bir şey olmuyor. Önemli olan yaşadığımız bu cenneti, birileri cehenneme çevirmeden sahip çıkmak, mücadele etmek.

Alpay Tuğlu


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.