Depresyon tırmanıyor

TÜİK’in Türkiye Sağlık Araştırması depresyon oranının son 4 yılda yüzde 2,8’den yüzde 11’e çıktığını gösterdi. Prof. Dr. Orhan Doğan, araştırmaya temkinli yaklaşmakla birlikte ‘Böyle bir sıçrama ancak toplumsal ruhsal etkenlerle açıklanabilir’ dedi

Depresyon tırmanıyor
06 Ekim 2015 Salı 18:12

Özlem Konur Usta
[email protected]

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı Türkiye Sağlık Araştırması, depresyonun hızla arttığını gösterdi. 2010 yılında 15 yaş üstü bireylerde yüzde 2,8 görülen depresyon oranı 2014’te yüzde 11’e çıktı. 2014’te depresyon oranı kadınlarda yüzde 14,5, erkeklerde 7,4. 15 yaş ve üstü bireylerin yüzde 11’i depresyonu son 12 ay içerisinde yaşadığı hastalıklardan bir olarak tanımlamış. Her iki yılda bir yapılan araştırma sonuçlarına göre 2010’da 2,8 olan depresyon oranı 2014’te yüzde 11’e yükseldi. Prof. Dr. Orhan Doğan ve Prof. Dr. Cengiz Kılıç verileri Aydınlık’a yorumladı.
Prof. Dr. Orhan Doğan, depresyonun bedensel, ruhsal ve toplumsal yönleri olan bir hastalık olduğunu belirterek “Ruhsal toplumsal etkenler depresyonu ortaya çıkarıcı diye düşünülür. Bardağı taşıran son damladır. Bir zemin vardır. Ruhsal toplumsal etkenler o zemin üzerinde depresyonu ortaya çıkarır. Bir toplumda biyolojik etkenler bir anda bu derece değişemeyeceğine göre bu sıçrayış ancak ruhsal toplumsal nedenlerle açıklanabilir. Buna rağmen bu boyutta bir sıçrama beklenen bir durum değil” dedi.

YABANCILAŞIYORUZ
Prof. Dr. Orhan Doğan, Türkiye’de depresyona neden olan olguları sıraladı. “Birey kendisine bugününe ve yarınına karamsar ve umutsuzsa ve bir de zemin varsa depresyon görülebilir. Toplum önderlerinin güven vermemesi, rüşvet, yolsuzluk da insanların güven duygusunu zedeler. Açıklananın ötesinde büyük oranda işsizlik var. İşsizlik de depresyonu ortaya çıkaran bir etken. İşe yaramazlık duygusu da önemli. Üniversiteyi bitiriyor. Aile, para ödemiş. Üniversite diploması olduğu halde işsiz. Kendini değersiz hissediyor. Toplumsal değer yargılarında yozlaşma önemli bir etken olabilir. İnsanlar arasıdaki ilişki zayıfladı. Aile içinde 30-40 yıl öncesindeki bağlar yok. Bunun sonucu sosyal destek ağı azaldı. Aile, arkadaş, sevilen bir kişi; bunların desteği azaldı. Aile yapısındaki çözülme kişilik gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Aynı evin içinde anne veya baba yan odadaki oğluna mesaj yazıyor. İlişki bu düzeyde. 17 milyonluk İstanbul’da biraz abartarak söylersek 17 milyon yalnız insan var. İlişkilerin zayıflaması yabancılaşmayı getirdi. İnsanlar toplumuna, kültürüne, kendisine yabancılaştı. Bu kentleşmenin de getirdiği bir şey. İnsanlar sosyal medyaya yöneliyor. Orada sansür yok, elalemden çekineceği bir şey yok. Toplumsal değer yargılarını dikkate almadan boşalıyor. Yediği yemeğe kadar paylaşıyor. Ne kadar çok fotoğraf koyarsa o kadar var olduğunu hissediyor. Ama bu gerçek yaşam değil. Depresyonda gerçek yaşamdan kopma söz konusu. Son kuşaklar doyumsuz. Çocuklara bayramda naylon top aldığımızda sevinirlerdi. Ama şimdi çocuklar en pahalısını bile bir iki oynuyor sonra yüzüne bakmıyor. Ekonomik durumunun iyi olmadığını bildiğimiz bir ailede, yeni kuşak 6 ayda bir telefon değiştiriyor. Bunların hepsi kendini boşlukta hissetmek ve yabancılaşmaktan kaynaklanıyor. Kişi, somut değerlerle kendini var etmeye çalışıyor.”

TÜİK’İN RAKAMLARI AÇIKLANMAYA MUHTAÇ
Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Kılıç da araştırma sonuçlarına güvebilmek için çalışmanın nasıl yapıldığının, görüşmecilerin kim olduğunun bilinmesi gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Kılıç şöyle konuştu: Ruhsal hastalıkların yaygınlığı ile ilgili güvenilir veri toplamak için uygun eğitim almış personelin, yüz yüze görüşmeler aracılığı ile ve yapılandırılmış psikiyatrik görüşmeler ile veri toplaması gerekir. Bu konuda en yaygın kullanılmış araç olan CIDI (Composite International Diagnostic Interview) kullanarak, Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile, yürütücülüğünü benim yaptığım, 7 bin 500 kişiyle yüzyüze görüştüğümüz Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasında majör depresyon oranları (son 12 aylık oranlar) %4 civarında idi. Sağlık Bakanlığı, raporu yayınladı. İkinci Türkiye Ruh Sağlığı Profili Araştırması için hazırlıklara başlamış durumdayız.
Başka ülkelerde son 15 yıl içinde ortalama oranlarda büyük bir değişim görülmüyor; %4-5 arasında. Bu durumda Türkiye’deki rakamların bu oranda değişmesi çok şaşırtıcı. Depresyonun birkaç yıl içinde 4 katına çıkması çok düşük bir olasılık. Sonuç olarak, TÜİK’in rakamları açıklanmaya muhtaç. Kişisel kanım, depresyonda bu kadar büyük bir artışın olmadığı şeklinde.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.