Depreme hazır değiliz!

17 Ağustos depreminin üzerinden tam 16 yıl geçti. Marmara bölgesini sarsan depremde resmi olmayan kayıtlara göre yaklaşık 40 bin kişi hayatını kaybetti. 500 bini aşkın insan evsiz kaldı. Aradan geçen onca zamana rağmen depremden ders alınmadı

Depreme hazır değiliz!
17 Ağustos 2015 Pazartesi 16:20

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve “Gölcük Depremi” olarak da anılan 17 Ağustos 1999 tarihindeki deprem, sabaha karşı saat 03.02’de meydana geldi. Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğündeki deprem, Kocaeli’nin yanı sıra Sakarya, Bolu, Düzce, Yalova, İstanbul, Bursa, Eskişehir illerini de etkiledi. Bu büyük felakette resmi kayıtlara göre yaklaşık 6 bini merkez üssü Gölcük ilçesinde olmak üzere Kocaeli’nde 9 bin 477, Sakarya’da 3 bin 891, Yalova’da 2 bin 504, İstanbul’da 981, Bolu’da 270, Bursa’da 268, Eskişehir’de 86 ve Zonguldak il sınırı içinde de 3 kişi toplam 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti. Ancak resmi olmayan rakamlara göre 40 bine yakın kişi hayatını kaybetti.

16 MİLYON KİŞİYİ ETKİLEDİ
Resmi tespitlere göre depremin ilk dalgasında 133 bin 683 bina çöktü 23 bin 781 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı. Depremde 285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar görürken, yaklaşık 500 binin üzerinde vatandaş da evsiz kaldı. Bölgede yaşayan yaklaşık 16 milyon kişi de depremden direkt veya dolaylı etkilendi.

DEPREMİN İZLERİ DURUYOR
Depremin ilk şoku atlatıldıktan sonra bir kısım depremzede o günkü imkanlarla devlet ve özel kuruluşlarca yaptırılan prefabriklere yerleştirildi. Büyük bir bölümü de ilk kışı ince çadırlarda soğuktan titreyerek geçirdi. Bu arada o dönemde katalitik olarak adlandırılan LPG’li sobalardan veya elektrikli ısıtıcılardan sık sık meydana gelen çadır ve prefabrik yangınlarında da birçok insan hayatını kaybetti. Depremin ardından 16 yıla geçmesine rağmen özellikle Kocaeli ve Sakarya bölgelerinde depremin izleri ve beraberinde getirdiği sıkıntılar ortadan kaldırılamadı. Kocaeli Valiliği’nin, şu anda Hatay’da görev yapan Ercan Topaca döneminde 3 yıl önce yeniden yaptırttığı tespitlerde kentte 3 bin 756 binada toplam 9 bin 971 konut ve işyerinin orta hasarlı olmasına rağmen bunların onarımlarının yapılmadığını, büyük bir kısmının da deprem hasarlarının sıva, boya ve badana ile kapatılıp içinde oturulduğunu, sahiplerinin bunları vatandaşlara ve öğrencilere kiraya verdiklerini tespit etti.
Valilik, adresleri tek tek bilinen, Valliğe ait siteden de adresleri yayınlanan bu binaların can emniyeti açısından boşaltılmasını isteyerek bu yönde tabligat göndermesine rağmen, sahipleri art arda davalar açtı. Davaların birçoğu hâlâ sonuçlanmadı. Bu binaların boşaltılıp yıktırılmaması için siyasi baskıların yapıldığı da idda edildi. Birçok bina sahibi yeniden tespit yaptırtarak binasının hasar görmediğine ilişkin rapor almaya çalıştı. Bölgede halen bu binaların büyük bir çoğunluğunun öğrencilere kiraya verildiği bilinmesine rağmen yeni bir çözüm üretilemediğinden yaptırım uygulanamıyor. 17 Ağustos Depremindeki büyük yıkım, Türkiye’deki inşaat sektörü içinde değişim ve dönüşüm gerkçekleştirdi. İnşaatçılık, daha önce zorunlu olmayan zemin etütünden kullanılan malzemeye, fenni sorumluluktan diğer yasal düzenlemelere kadar yeniden gözden geçirildi. Depremin daha çok denize yakın noktalarda binaları yıkması nedeniyle de yeni yerleşim zeminini sağlam dağlık alanlara kaydırdı. Kocaeli’nin merkez ilçesi İzmit’te, yeni yerleşim kalıcı konutların da inşa edildiği kentin kuzeyine kaydı. Burada kandıra istimametine doğru yeni konut alanları yapılmaya devam ediyor.

GÖLCÜK’TE KÖYLER ŞEHİR OLDU
Gölcük İlçesi’nde de yıkılan binaların yüz 80’ ni E-130 Karayolu’nun deniz tarafında olması nedeniyle dağlık alana kaydı. Kalıcı konutların inşa edildiği ve daha önce 40-50’ şer haneli köyler olan Şirinköy, Saraylı ve Örcün Köyleri kalıcı konutların yanı sıra TOKİ ve müteahhit firmalar tarafından yaptırılan binalarla en az 50 bin kişinin oturduğu yeni yerleşim alanına dönüştü. İnşaatlar bu bölgede fındık bahçeleri, kiraz ve üzüm bağlarına yapıldığı için buralarda meyvacılık da yok oldu.

DEPREME ÖNLEM DEĞİL RANTSAL DÖNÜŞÜM
Bir İstanbul gerçeği olarak önümüzde duran deprem olgusu sadece yıl dönümlerinde hatırlanıyor. Depreme yönelik yapılan hazırlıkların kişi veya kurum bazında yeterli olmadığı gözlemleniyor. Bilim adamları, 1999 yılında yaptıkları açıklamada olası bir depremin 30 yıl içinde olma olasılığını yüzde 65 olarak belirlemiş ve yaklaşık 180 bin binanın ağır hasar görebileceğini, binlerce insanımızın ölebileceğini belirttiler. Uzmanlar 30 yıl ve üzerindeki binaların yıkılma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1999 depreminden sonra 2001’de İstanbul’un acil eylem planı hazırlamıştı. Depremde halkın toplanacağı çadır alanlarını, itfaiye ve sağlık tesislerini park etme yasağı getirilen yollan gösteren bir plandı.
17 Ağustos depreminden sonraki toplanma alanları şimdi yapılaşmaya açılmış durumda. Bir kısmı AVM yapıldı, bir kısmı otopark haline getirildi, bir kısmına ise rezidanslar yapıldı. Bazı projeler hep rafa koyuluyor ve deprem olduktan sonra çıkartılıyor. Kentsel dönüşüm tek çareydi ama kentsel dönüşüm rantiyeye dönük bir model oldu. Kentsel dönüşümü yapıyoruz diye birçok insan zengin edildi. Yaklaşık 18 bin insanın hayatını kaybettiği Marmara depreminin ardından yapı denetimleri hâlâ sağlıklı yapılmıyor. Denetim firmaları, inşaatı yapan firma tarafından belirleniyor.
Acil Eylem Planı’na göre boş tutulması gereken ancak daha sonra yapılaşmaya açılan alanlardan bazıları şöyle: Ali Sami Yen (Şişli), Anthill (Şişli), Starcity Outlet Center (Bahçelievler), Ağaoğlu MyCity (Bahçelievler), Onaltı Dokuz (Zeytinburnu), Forum İstanbul (Zeytinburnu).


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.