Çukurova yaylalarında ihtiyaç dayanışma

Yaylalarda nüfus yazın 60 kat artıyor. Bu yaylalarda her mevsim oturanlar da var, yerlileri. Bir de tabii ki her türlü düzeni sağlamaktan sorumlu devlet görevlileri. Peki, yaylacıların, yerlilerin ve görevlilerin birbirlerinden bekledikleri şeyler var mı? Çamlıyayla, Gülek, Sebil ve Gözne’de araştırdık

Çukurova yaylalarında ihtiyaç dayanışma
05 Ekim 2015 Pazartesi 11:08

Yusuf Çelik

Çukurova’da yaylacılık bir yaşam biçimi, bir kültür haline gelmiştir. Çukurova’ya dışarıdan gelip yerleşenler yazın genellikle sahilleri, yerlileri ise kavurucu yaz sıcağından olsa gerek çoğunlukla yaylaları tercih ederler. Öyle ki, Tarsusluların deyişiyle “Yazın yaylaya çıkmayanın ya aklı yoktur ya da parası”.
Mersinliler çoğunlukla Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Ayvagediği, Kızılbağ ve Aslanköy’ü Tarsuslular, Çamlıyayla, Gülek ve Sebil’i, Adanalılar Aladağ, Tekir, Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli’yi, Mutlular Sartavul’u, Anamurlular Kaş ve Abanoz’u, Silifkeliler Uzuncaburç, Erdemlililer Haçpınarı ve Avgadı yaylalarını tercih ederler.
Bu yaylalarda her mevsim oturanlar da var, yerlileri. Bir de tabii ki her türlü düzeni sağlamaktan sorumlu devlet görevlileri. Peki, yaylacıların, yerlilerin ve görevlilerin arasındaki ilişkiler nasıl, birbirlerinden bekledikleri şeyler var mı? İşte bu soruların cevabını Çamlıyayla, Gülek, Sebil ve Gözne’de araştırdık.
Yaylacılar diyor ki... Çöplerim her gün düzenli alınsın, elektriğim kesilmesin, suyum devamlı aksın, dolan foseptiğim zamanında temizlensin, anayolla evimin arası asfaltlansın, sineklerle mücadele edilsin, ben tatildeyken yakınımda inşaat gürültüsü çekmek zorunda mıyım?
Bu istekler tam olarak karşılanabilir mi? Soruyu Çamlıyayla Belediyesi, Elektrik İdaresi görevlileri ve bazı muhtarlara sorduk. Dedikleri “Bu pek mümkün değil. Sorunları asgariye indirmek için gece gündüz çalışıyoruz ama yetiştiremiyoruz. Çamlıyayla’nın merkez nüfusu 1500 ile 1800 arasıdır. Bu rakam yazın yüz bin olur. Bir hayal edin, kışın 1800 kişiye verdiğin hizmet, yazın 60 misli artıyor”.
Dediklerine göre, yine de çok şikâyet gelmiyormuş. Çünkü gelenler de Türkiye çapında tüm sayfiye yerlerinde yaşanan bu gerçeğin farkındalar.
Bir de görevlilerin talepleri var. Örneğin Orman İşletmesi her 200 metrede tabela dikmiş: Yeşil Cenneti Çöle Çevirme, İzmaritini yere atma, Beşikten mezara... Ayrıca sık sık anonslar yaparak uyarıyorlar: Uygun olmayan yerde mangal yapmayın, ateşi külle örtmeyin, su dökerek söndürün. Duman gördüğünüzde hemen arayın...
Bazı yaylacıların evlerinin yanındaki çam ağaçlarını kesip yerine meyve ağaçları dikmesine ise hiç tahammülleri yok. Çok ağır cezalar keseceklerini ve mahkemeye vereceklerini belirttiler.
Önemli bir sorun da bilinçsiz avcılık merakı. Nerede bir yaban hayvanı görseler sıkıyorlarmış ve birçok kuş nesli tükeniyormuş. Belediyeler birçok kurumla işbirliği yaparak işi sıkıya almış, avcılara göz açtırmıyorlar. Jandarma yetkililerinin ve Orman İşletmesi’nin önemli bir şikâyeti ise yaylacıların silahlarını geceleri ateşleyerek deneme yapmaları.
Bu hem orman yangınlarına yol açıyor, hem de insanları ürkütüyor. Diğer bir şikâyet konusu, bazı gençlerin lüks arabalarıyla yayla yollarında hız denemeleri. İlçe Jandarması uyarıyor: Yayla yolları hız deneme yeri değil.
Yetkililer ayrıca yaylacıların dönmeden önce telefon, su ve elektrik borçlarını ödemelerini rica ediyor ve giderken değerli eşyalarını evde bırakmamalarını öneriyorlar. Bu uyarının nedeninin yerli halk değil, dışarıdan gelen profesyonel kişiler olduğunu da belirtiyorlar.

DİLSİZ DOSTLARIMIZ
“Yaylacılar gelirken kedi köpek gibi evcil hayvanlarını da beraber götürüyorlar ama dönerlerken bazıları hayvanlarını orada bırakıyorlar. Kışın buralara kar yağıyor, sokakta yaşama şansları yok. Rica ediyoruz, can dostu hayvanlarını bırakmasınlar. Bazıları da sokak hayvanlarını besliyorlar, sevgi gösteriyorlar. Bu süre zarfında rahata ve sevgiye alışan hayvan bir evim ve sahibim oldu diye seviniyor. Ama sonra terk edildiklerinde büyük acılar çekiyorlar.”
Bu konuda görüşünü aldığımız Mersin Hayvan Dostları Derneği Başkanı Nilgün Derviş “Böyle durumlarda yurttaşlar veya yetkililer bize başvursunlar. Yasa çok açıktır, baktıkları hayvanları bırakanlardan davacı olacağız” dedi.

YAYLADAKİ BAKKAL EKONOMİNİN GÖSTERGESİ
Çamlıyayla’nın Atdağı ve Çakırlı köylerindeki iki bakkalın söyledikleri beni hayrete düşürdü. “Borçlarını ödemeden gitmesinler”. Önce latife ediyorlar zannettim, ama doğruymuş, yaylacılar bile bazı ihtiyaçlarını veresiye alıyorlarmış. Bu durum ekonomimizin geldiği noktayı da gösteriyor. Uzun yıllardır bu mesleği yapan bakkallar “Bu olay son 2 yıldır oluyor. Üstelik veresiye alanlar çok eski müşterilerimiz, onlara hayır diyemezdik. Tabii ki çoğunluğu aybaşı gelip borçlarını ödüyor. Ödeyemeyenlerin bir dahaki geldiklerinde ödeyeceklerini de biliyoruz, ancak 400-500 TL bile bizim için çok önemli” diyorlar.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.