Bale dansı elinizin altında

Yaşı 40'a dayanmış bir kadın kendini bildi bileli bale yapmak istemiş, ama yapamamışsa... Tornacılık okuyan 18 yaşındaki delikanlı dans etmek istiyorsa... Ya da Muratlı'daki çiftçinin yetişkin kızı kendini kuğu gibi...

Bale dansı elinizin altında
21 Ocak 2014 Salı 11:37

4bale

Yaşı 40'a dayanmış bir kadın kendini bildi bileli bale yapmak istemiş, ama yapamamışsa... Tornacılık okuyan 18 yaşındaki delikanlı dans etmek istiyorsa... Ya da Muratlı'daki çiftçinin yetişkin kızı kendini kuğu gibi sahnede görmeyi hayal ediyorsa...

Ayşe Sun, bale öğretmeni. Yetişkinlere bale öğretiyor. Kendisine belki milyon kez sorulan bir soruyu biz de soruyoruz: Yetişkinler bale öğrenebilir mi? Yanıt ikili. "Eğer balerin olacaksanız evet, küçük yaşta bale eğitimine başlamalısınız ve de iyi bir eğitim almalısınız."

Ama Ayşe Öğretmen, hemen bir hatırlatma yapıyor: "Baleye ulaşmak ülkemizde oldukça zor. Konservatuvara gitme şansınız yoksa bir özel okula gitmeniz gerekiyor. Bir de kültür işi. Her aile çocuğunu baleye göndermeyi akıl edemiyor. Ama pek çok kişinin de aklında kalıyor. "Şöyle bir kuğu gibi sahnede süzülmek vardı... Yapamaz mıydım acaba? Yaparsınız!" Birçok yetişkinin içinde kalan ukdedir dans etmek. Ayşe Sun, ille de balerin olmak için dans etmek ve eğitim almak dışında bir seçenek sunuyor gençlere ve yetişkinlere. "En azından güzel duruşu olan kadınlar, güzel duruşlu erkekler görürüz toplumda" diyor. Dansçının dik ve zarif duruşunu, hareketlerindeki ahengi sağlayabiliriz...

Ayşe Sun'un yetişkinlere ders verme öyküsü bakın nasıl başlamış ve bugünlere gelmiş. Kendinden dinleyelim::

3-4 yıllık bir çalışma

"Bir arkadaşımın kızına ders vererek başladım. Mersin'de yaşıyorlardı, lise öğrencisiydi, yazları İstanbul'a gelirlerdi. Dans etmek istiyordu, ona ders vermeye başladım. Sonra İstanbul'da Yıldız Teknik Üniversitesinde başladı, burada Latin dans grubuna girdi. Dansı diğerlerinin dikkatini çekince 'Ayşe Hoca' diye bir isim gündeme geldi. O ona, o arkadaşına derken başvuranlar çoğaldı. Benim de uzmanlık alanım, ister istemez 'yetişkinlere bale dersi vermek' oldu. Bale merakı içinde kalan insanlar geliyorlar, 1-1,5 ay esneme dersi yapıyoruz. Onlar beni, ben onları tanıyoruz, bedenlerini tanıyorum, bu süre sonunda baleye başlıyoruz. Haftada 2 gün çalışıyoruz. 3-4 yıl gibi çalışma sonunda, bir performans sahneleyecek seviyeye geliyoruz."

Bale bir tekniktir

-Her yaşta öğrenilebilir mi?

Bale bir teknik bilgi. Hayatında hiç cep telefonu görmemiş bir insana cep telefonunu öğretmek gibi... Yani 'bacağınızı alıp da kulağınızı kaşır mısınız?' diye bir seviyeye getirmek değil. Yok öyle bir şey! Ama teknik olarak kolunuzu, başınızı tutarsınız, bedeniniz esner, duruşunuz güzelleşir. Yavaş yavaş öğrenirsiniz, ama evet bale yaparsınız.

Bağlama sanatçısı

ve balerin işbirliği

-İstanbul dışında da yetişkinlere bale dersi veriyor musunuz?

Hüseyin Toprak, bağlama sanatçısı Tekirdağ'da bale dersleri vermemi önerdi, "Tekirdağ'a hiç gelmemiş gibi bir hizmet, bale eğitimi" dedi. Memnuniyetle kabul ettim. Bir yıl Tekirdağ'da çalıştıktan sonra, Hüseyin Bey Muratlı'da bir ana okulunda bir bale salonu yaptı. Bir gün Muratlı, bir gün Tekirdağ'da ders veriyordum. Bir yıl sonra, bu kez Hayrabolu'da bir aile, kullanmadıkları evin salonunu baleye tahsis etti, orada ders vermeye başladık. Hüseyin Bey oraya aynalar, barlar koydu, orada ders vermeye başladım. Bir sonraki yıl bu kez Şarköy'e gittik. Yaklaşık 15-20 öğrenci vardı.

Her şey para değil

-Maddi olarak karşılanabilir ücretler mi?

Gelenler arasında çok yetenekli çocuklar da olabiliyor. Ama ailenin gönderecek durumu yok. O zaman ben ya da Hüseyin Bey, 'bu çocukta yetenek var, bu işle tanışması lazım' diyerek yardımcı oluyoruz. Çocuk, nereye kadar götürür, bilmiyoruz, ama böyle bir alan var, bilsin.

Bale ile Türk müziği çatışmaz

-Bale, bizim halk danslarına uygun mu?

Ta öğrencilik yıllarıma döndüm. Zannediyorum 13-14 yaşlarındaydım. Kareograflarımızdan Aysun Arslan, saz sanatçısı Özay Gönlüm'ün eserleriyle çok güzel bir kareografi yapmıştı. Bir laf vardır 'Kapı gıcırtısıyla oynamak' diye. Siz, dans etmek istiyorsanız senfonik müzikle de dans edersiniz, zurna ve davul sesiyle de dans edersiniz. Yeter ki siz dans etmek isteyin. Dolayısıyla 'Türk müzikleriyle dans edilmez, Türk müzikleri dansa uygun değildir' tezlerine karşıyım, böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Aşağı yukarı Rus müzikleri de Türk ritimlerine yakındır.

-Neden Türk balesi yok? Ya da az var?

Sanırım Türkiye'de besteci ile kareograf buluşması eksik. Besteciler, bir bale müziği çok ender yazıyorlar. Kareograflar da bestecilerden böyle bir talepte bulunmuyorlar. İdeali, ikisinin ortak çalışmasıdır. Yazılmış bale müziklerimiz var, yok değil. Ama ikisinin buluşmasında biraz sıkıntı var.

Bale müziğiyle Türk folklorünün bir kavgası, anlaşmazlığı yok. Hatta babamın çok istediği, ama biz üç kızkardeşinde başaramadığı bir arzusu vardı. 'Keşke Türkiye'deki folklorik adımlar balede kullanılabilse, isimlendirilebilse' Bu zor bir iş, hem baleyi hem Türk folklorünü çok iyi bileceksiniz. Bir tek Ege efesini, Karadeniz horonunu bilmekle olmaz. Bütün Türkiye coğrafyasının danslarını bileceksiniz ki, oradan ir sentez yaratılsın. Türk balesinin bu noktada eksiği çok fazla. Biz konservatuvarda halk dansı dersi aldık, bizim zamanımızda vardı, ama orada kaldı. Zaten eğitim sistemiyle birlikte bu dersler de kalktı.

-Eğitimde genel olarak sanat ihmal ediliyor mu?

Daha iyi gençler nasıl yetiştiririz, diye düşünmüyoruz. Dersleri iyi olsun, derken 'matematik, Türkçe, İngilizce' akla geliyor, çocuğa bu kadarını sunuyoruz. Piano, satranç, baleye vaktimiz yok. Çocuklara ikinci bir kanal açmıyoruz. Şarkıya, dansa zaman yok.

Tornacılık okulundan Fındıkkıran'a

İki yıl önce bir delikanlı geldi, 18 yaşındaydı (Berkay). Bir öğrencim aracılığıyla geldi. Bale öğrenmek istiyor. Bir yerlerde yalan yanlış bir şeyler yapmış. Başvurusu Bale Festivaline denk geldi. Tesadüf ve şans bu ya, Hacetttepe Üniversitesinde Bale Bölümü başkanı olan ablam da, o sırada İstanbul'da, ve provalar için benim salonu kullanmak istediler. O gün, Hacettepe'nin bale hocaları Berkay'ı izledi ve 'Kaç yıldır dans ediyor' dediler. Oysa biz Berkay'la henüz 1,5 ay önce tanışmıştık. İzleyenler gördüklerine inanamadı. Çocuğun hedefi, Hollanda'da Kodart okuluydu. Çocukluğundan beri el yordamıyla bale çalışmaları yapmış bir çocuk. Mesela okuldan gelip 'esnemem gerekiyor' diyerek dakikalarca antrenmanlar yapan bir çocuk. Meslek lisesinde, tornacılık bölümünde okuyor. Kalaslarla uğraşıyor, ama beden bambaşka! Önce Ankara'da okudu, sonra Hollanda'da. Bu yılbaşı Fındıkkıran seçmelerini kazandı ve sahne aldı.

Besteci Muammer Sun'un evi

Ayşe Hanım, Muammer Sun'un 4 çocuğundan biri. Çocukların her biri sanatçı olur. Dört kardeşin yetişmesinde babalarının sağladığı ortam, başlıca katkıyı sağlar. Baba, bütün gün okulda ders verir, okuldan eve gelince de beste yapması gerekmektedir. Yemekte bir konuk yoksa, yemek biter bitmez Muammer Sun odasına çekilir, beste çalışmalarına dalar. Anneleri çocukları susturur "babanız çalışıyor, ses çıkartmayın." Biraz sonra baba odadan çıkar "Neden sesiniz çıkmıyor?" der. Çalışırken çocukların seslerini duymak ister. Ayşe Sun'un sıkıntılı bale yıllarında, baba gözaltındadır. Bir gün bale dersindeyken, anne içeri girip Ayşe'yi dersten alır, Mamak Cezaevi'nde baba ziyaret edilecektir... Herşeye rağmen, Ayşe Sun için o günler unutulmaz ve büyük zenginliktir. Emil Galip Sandalcı, Sarper Özsan... hep o ortamda tanıştığı değerlerdir. Kulaklar hep müzikle dolu büyürler.

Kötü bir dansçıydım

"Ankara'da 69 yılı Konservatuvar'a girişim, 74 de babamın İzmir'e sürgün gibi tayin edilişi. O sene, ben ve bir kardeşimle İzmir'e gittik. Baleden nefret ediyordum, 74'de sınıfta kaldım. Bulgaristan'dan Sonya Aslan diye bir Hoca gelmişti, yaz tatili boyunca ondan ders aldım. Meğer bale ne özel ve güzel bir şeymiş, dedim. Rus tekniği öğrendim. Sonra İzmir'e gittim, 79'a kadar orada okudum ve mezun oldum.

Mezun olduktan sonra Ankara'ya gittim, o zamana kadar konservatuvar mezunları hemen staja başlardı. Bir yıl sonra bir sınav yapılır, kazananlar kadroya alınırdı. İşe başladım, ama hep arkalardayım... Fiziğim çok zor bir fizik. Ben konservatuvar öğretmeni olsaydım, beni baleye almazdım. Kas, eklem yapısı çok önemli. Ben çok çalıştım. Öyle ki, sabahın 5'inde çalışmaya başlar, 9 gibi normal mesaiye gider gibi tekrar binaya girerdim...

Sonya'nın bana verdiği bilgileri gençlerle paylaşmam gerekiyordu, bale öğretmeni oldum.

Füsun İkikardeş


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.