Aşiret kızı ilkokula ilk bir yıl gizli gizli gitti

Güneydoğulu aşiret kızı nasıl okula gittiğini Aydınlık'a anlattı. "Dedem 'kesinlikle kızlar okula gitmez' diyordu. 'Benim kızlarım altın kafeste büyüyecek, hiçbir şekilde dışarı çıkmayacak'. Önce ablamın desteği,...

Aşiret kızı ilkokula ilk bir yıl gizli gizli gitti
01 Ekim 2013 Salı 15:58

20asiret

Güneydoğulu aşiret kızı nasıl okula gittiğini Aydınlık'a anlattı. "Dedem 'kesinlikle kızlar okula gitmez' diyordu. 'Benim kızlarım altın kafeste büyüyecek, hiçbir şekilde dışarı çıkmayacak'. Önce ablamın desteği, sonra ağabeyimin izniyle okula başladım. Okuduğumu bir yıl dedemden gizledik."

Mardin'in Savur ilçesinde büyükçe bir aşiretin üçüncü kuşak çocuklarından E., halen Mardin'de resmi bir kuruluşta yönetici olarak çalışıyor. İş ve mevki sahibi, başı açık, hem ailesi hem sosyal çevresinde sayılan sevilen biri. Buralara gelinceye kadar çok engel aşmış, ama henüz bir gazetede adı ve resmi çıkmasına göz yumacak kadar değil. O nedenle ismi ve resmi bizde saklı, öyküsü ise kamuya açık.

Aman babam görmesin

- Okula hangi koşullarda başladınız?

Ablalarım okumadı. Ben ablamın desteğiyle okudum. Köyde okula ilk gidenler ben ve amcamın kızı olduk. İlkokul komşu köydeydi ve bize 1,5 kilometre uzaktaydı. Ana yoldan değil de toprak bir yol vardı, işte o yoldan okula gider gelirdik. Babam izin verecekti, ama dedemin lafı üstüne laf olmazdı. Ablam, "bu böyle olmaz! Hiçbirimiz okumadık, ben bu kızı göndereceğim" dedi. Gitti, lise mezunu olan ağabeyimle konuştu, o da "doğrudur" dedi, izin çıktı. Ağabeyim de destek verince babam sesini çıkartmadı, ama tek şart koştu: "Aman babam görmesin. Onun okula gittiğini duymasın."

Allaha şükür, kayıt için kimlik de istenmiyordu. Biz ta diplomamızı almak için kimlik çıkarttı. Okula başlayacaktım, ama önlüğüm yoktu. Ablam, düşündü taşındı, babam izin vermişti artık bir yol bulacaktı. Heyecandan ne yapacağını bilmiyordu. Ağabeyimden kalan bir okul önlüğü vardı evde, onu bana giydirdi, yakasını taktı. İlkokula ilk gittiğim günü çok iyi hatırlıyorum, üstümde erkek önlüğü vardı. "Sen bununla idare et, babam önlük getirinceye kadar" dedi. Bir hafta öyle gittim okula.

- Dede hiç duymadı mı?

Sonradan dedem duydu, ses çıkartmadı. Hatta "Kızlar erkeklerden daha iyidir, kızlar okusa çok iyi olur" demeye başladı. Şimdiki halimizi dedem mezardan çıkıp görse tekrar ölür. Başımız açık mı olacak? Pantolon mu giyeceğiz? Ne mümkün! Çok kızardı. Ağabeylerim bile kısa kollu gömlek giymezlerdi.

- Ya anne babanız?

Babam kapalı olmamızı isterdi, ama baskı yapmazdı. "İlle de kapanacaksınız" demezdi. Annem ondan daha keskin karşı çıkardı. Ailemden baskı görmedim, ama kadınlar hiç alışık değildi. Teyzelerim bile "bu kızın kurslarda ne işi var, otursun evinde" diye müdahale ediyordu.

- Nereden geldi bu okulda ısrar? Nasıl karar verdiniz?

Yaşıtlarım ilkokulu bitirdikten sonra dantel örer, elişi yaparlardı. Benim hep kafamda "bir gün bir işim olacak, çalışacağım, bir yerlere geleceğim" hayali vardi. Yaşıtlarım çeyiz hazırlarken ben evliliği düşünmezdim. Çünkü, evlenince hayat bitecek demekti. Daha hiçbir şey yapmamışım, hiçbir iş için emek vermemişim. Bunları yapayım, ondan sonra evlenirim, derdim.

Kadının altını neyse benim için diplomam aynı

- İlkokuldan sonra nasıl devam ettiniz?

Birçok okula, kursa gittim, halk eğitime gittim, pratik kız sanat okuluna gittim. Bana "bu kadar belgeyi ne yapacaksın" diyorlardı. "Hepsi bir gün lazım olacak bana", diyordum. Onları aldığım günden beri gözüm gibi bakarım. Bir kadın nasıl altınlarını saklar, ben de öyle onları saklamışım belgelerimi. Benim için çok değerlidirler.

- Ortaokula ayrıca mı gittiniz?

Ortaokulu bir yıl içinde bitirdim. Bir sene içinde sınava giriyordum, geçersem diploma veriyorlardı. Liseye aynı koşullarda kaydolamadım, yasa değişti. Sonra köyde bir sene daha kaldım, ama baktım "bu iş böyle gitmez, liseye kayıt yapmam lazım" dedim. Evde bir yüzüğüm vardı, onu şehire götürüp sattım, parasıyla liseye kayıt yaptım. Kredili sistemdi, 2,5 senede arkadaşlarımdan önce bitirdim.

- Dedikodu oldu mu?

Dedikodu olmasın diye, hiçbir erkekle yanyana görülmedim, hep uzak durdum. Arkadaşım olmuştur, ama asla sevgilim olmamıştır. Niye? Eğer bir kez iki kez beni bir erkekle görseler, bütün çabalarım boşa giderdi. Böyle güven kazandım.

Başkasına gitmesin

Masal gibi...

Günlerden bir gün, Savur'da bir genç kızın kısmeti çıkar, aileden isterler, kız ailesi uygun görür, anlaşırlar. Hazırlıklar başlar, nişan için tatlı siparişi bile verilir. Falanca gün nişana geleceksiniz, diye misafirlere, hısım akrabaya haber salınır. Nişandan tam bir gün önce, haber, İstanbul'da yaşayan amcaoğlunun kulağına da gider. Kıza aşık olduğundan falan değil, ama "amcamın kızı başkasına gitmesin. Ben isteyeceğim. Bana verilecek, başka kimseye verilmesin!" diye fetva verir. Aile, denilene uyar. Kızın nişanı yapılmaz, "başkasına verilmez". Aradan üç yıl geçmiştir ama İstanbul'daki amcaoğlu da gelip kızı almaz. Ama töre töredir! O kız, 50 yaşına da gelse, artık başkası isteyemez. Töre açık ve sarih: İstanbul'daki amcaoğlu başkasıyla evlense dahi, o kızı başkası isteyemez.

Tapuda ağlayan kızlar

Mardin'de kadın hakları medeni kanunda yazdığı gibi işlemiyor. Kız çocuklarının miras hakkı doğarsa, ağabeyleri ellerinden tutup tapuya getiriyor, mirasçı kadın bir imzayla mirasını ağabeye devrediyor. İtirazı mı var? Dayak, kötek, aile baskısıyla yine o imza atılıyor. Ne gözyaşı, ne ayak diretme işe yarıyor. Sadece vicdanlı ve adil babalar, bu yola başvurmuyor.

Diyelim, Mardinli bir mülk sahibi öldü, ama geride nikahlı eşiyle birlikte 6-7 ya da 8-9 kız evlat bıraktı. Merhumun hiç de erkek çocuğu olmadı. Bu durumda dul eş, yine tapuya gidiyor ve yine kendisine kalan ne varsa feragat ettiğine dair imza veriyor. Eşinden kalan malı mülkü, eşinin tarafından başka bir erkeğe devrettiğini beyan ediyor ve mirastan hiçbir hak talep edemiyor.

Füsun İkikardeş


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.