Ahşabın sabırla işlenme hikâyesi:Kundekari

11’inci ve 14’üncü yüzyıl arasında geometrik motiflerin bolca kullanıldığı Selçuklu eserlerinin tesirleri Beylikler Dönemi ve Osmanlı Dönemi’nde de görülmektedir. Yoğun olarak ceviz, abanoz, armut, elma, şimşir, sedir ve gül gibi...

Ahşabın sabırla işlenme hikâyesi:Kundekari
07 Ekim 2014 Salı 07:58

20kundekari

Selçuklu’dan gelen el sanatımızı ileriye bırakacak usta sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Çivi ve tutkal kullanılmadan ahşap parçalarını birbirine geçirirerek yapılan kündekâri sanatını, ustası Badet Şimşek anlattı

Ahşap işçiliğinin sabır isteyen unutulmuş sanatı kündekâri... Kündekâri sanatçılarının, cami kapısından minbere, dolap kapaklarından sandukalara dokuduğu el emeği göz nuru işlemeleri... Selçuklu döneminde başlayan bu zahmetli sanat ne yazık ki günümüzde unutulmaya yüz tuttu. Türkiye'deki son 7-8 kündekâri ustasından biri Muğla Datça'da yaşayan Badet Şimşek.

Hiçbir destek alamamasına rağmen sanatını yaşatmaya çalışıyor. Şimşek'in en büyük şikayeti ise bu sanatı öğrenecek sabrı ve isteği olan yeni temsilciler yetiştirememesi... Şimşek kündekâri sanatının ölme noktasına geldiğini söylüyor ve "İstanbul'a gelip biraz gezdiğimde görüyorum ki, tarihi yapılardaki ahşap işlemeleri söküp yerine plastik ve alüminyum doğramalarla dekore etmeye çalışıyorlar" diyor. Badet ustayla sanatını konuştuk.

EL SANATLARI GERİDE KALDI

- Kündekâri sanatı hangi dönemde başladı?

Kündekâri, Selçuklular döneminde çok kullanılan bir ahşap sanatıdır. Selçuklu döneminde yapılan camilerde, konaklarda örneklerini görebiliriz. Bu sanatı esas işleyenler çoğunlukla Kastamonulu ustalardır. Bir kuşak vardır; Ankara-Beypazarı, Safranbolu, Bolu-Göğnük, Adapazarı-Karasu. Buralarda ahşap işçiliği çok yaygındır. Osmanlı da bu sanattan etkilenmiştir ve kündekâri tekniği saraylarda, camilerde kullanılmıştır. Günümüzde sanata çok değer verilmediği için bu sanat ölme noktasına geldi. İnsanlar "para kazanacağız" diye kendi kültürünü, el sanatını ikinci hatta üçüncü plâna attılar. Türkiye'de benim gibi, bir elin parmaklarını geçmeyecek düzeyde bu sanatı ısrarla yapmaya çalışan insan var.

- Sanatınızın tekniği nasıl?

Çivi ve tutkal kullanılmadan yapılan bir sanattır. Ahşap parçalarını tek tek, yapboz gibi birbirine geçirirsiniz. Parçaları ölçülendirmek biraz matematik bilgisi gerektiriyor. Teknik resmim yok ama ölçüyü oturtmak için tasarımı kafamda şekillendiririm.

- Halk arasında pek kullanılmıyor herhalde, biraz saray sanatı...

Evet saray sanatı. Yalnızca kapılarda değil, tavanlarda çeşitli yerlerde de bu işlemeler yaygındır. Değerli ağaçlar kullanılır. El işlemesi ağırlıklıdır. Selçuklu sanatı ama Osmanlı da bu sanattan etkilenmiştir. Topkapı Sarayı'nda, Osmanlı döneminde yapılan diğer camilerde bu sanat kullanılmıştır.

- Ne zaman başladınız?

Ahşap işiyle 1972 yılından bu tarafa uğraşıyorum. Öğrencilik yıllarımda haftasonları çalışıyordum. Sonra yaz aylarında okul harçlığımı çıkarmak için çalıştım. Daha sonra da mesleğim oldu. Sevdiğim için de ahşap işçiliğinin iyi olduğu her yeri gücüm oranında giderek gezip oralardan fikir alıyorum. Bu sanatın nereden nereye geldiğini anlamaya çalışıyorum.

- Kündekâriyi ustasından mı öğrendiniz?

Ustası az olduğu için ustasından öğrenemedim. Genellikle yapılan işlerin üzerinde çalışmalar yaparak, biraz da kendim geliştirerek öğrendim. Sevdiğim için daha kolay anladım. Çünkü ahşapla uğraşmayı seviyorum.

- Sizi çok etkileyen eser hangisi?

İzmir Ödemiş'te bir cami kapısından çok etkilenmiştim. Konya'da, Sivas'ta çok örnekleri var beni etkileyen. O bölgede bir kuşak var zaten. Buralarda ahşap el sanatları yaygındır. Özellikle Konya'da, Selçuklu'nun başkenti olması sebebiyle kündekâri sanatı ağırlıklıdır. Çok güzel örnekleri görülebilir.

'GENÇLER SABIRSIZ'

- Sizden bu sanatı öğrenmek isteyen var mı?

Gençlerden yok ama yaşı biraz daha ilerlemiş insanlardan talep var. "Sen çalışırken yaptığın işleri seyredelim" diyerek yanımda bana yardım etmeye çalışan, benimle sohbet ederek bilgi almak isteyen çok oluyor.

- Atölyenizde yardımcılarınız yok mu?

Yalnız çalışıyorum. Yanıma yardımcı alıyorum zaman zaman. Ancak emek ağırlıklı ve sabır isteyen bir sanat olduğu için gençler kısa zamanda usanıyorlar. Ayrılmak istediklerini söyleyip ayrılıyorlar.

- Kündekâriye hâlâ talep var mı?

Talep var ama el sanatı ve emek yoğunluklu olduğu için maliyeti yükseliyor. Kullandığım ağaç da sedir ağacı o da diğer ağaçlara göre piyasası pahalı bir malzeme. Haliyle maliyetleri artırıyor. İnsanların ekonomik durumu belli. Aslında çok talep var fakat ekonomik şartlar el vermediği için pazar da kısıtlı oluyor.

'SEDİR DAYANIKLI'

- Sedir ağacı kullanmanızın nedeni nedir?

Her ağaçla yapılabilir ama yapılan işin özel olmasını sağlıyor sedir ağacının kokusu. Yıllara çok dayanıklı bir ağaç. Topkapı Sarayı'nda eski tarihi binalarda hep sedir ağacı kullanılmıştır. 300-500 yıl geçmesine rağmen günümüze kadar gelmiştir. Bu ağaçla yapılan işler, kapılar, doğramalar halen kullanılacak durumdadır. Diğer ağaçlarla yapılırsa bu kadar dayanıklı olmaz.

TEMELİ GÖKYÜZÜNE DAYANIYOR

Kündekârinin kelime anlamı ince marangozluk işi, kıymetli ağaçların işlenmesidir. Bir işin kurnazlığı anlamına gelen “künd”, Türkçede kavramak anlamında kullanılıyor. Kündekâri, birbirine geçme sistemiyle, küçük ve düzgün geometrik ahşap parçalarla yapı elemanlarının yüzeyinde yapılan bezeme tekniğidir.
Kenarları oyulmuş, çokgen ve yıldız biçiminde ayrı ayrı kesilmiş, çeşitli kabartmalarla bezenmiş parçalar... Bu parçaların ahşap kirişlerinin çivi ve tutkal kullanılmaksızın, birbirine geçmesi biçiminde uygulanan ve büyük bir ustalık isteyen kündekârînin, bezeme temeli gökyüzüne dayanır. Gökyüzündeki yıldızları ve sonsuzluğu ifade eden yıldız, sekizgen, ongen, baklava gibi birçok geometrik desenle birlikte uygulanır. Aralarına farklı tür ve renklerde küçük ahşap plakalar konarak bazı örneklerde oyma işçiliği, sedef, bağa, fildişi kakma işçiliği de kompozisyona dahil edilir. Hazırlanan parçalar birbirine ayrıca bağlayıcı bir malzemeyle tutturulmadığından, kündekârinin uygulandığı ahşap yüzeylerde zamanla ayrılmalar olmaz.
11’inci ve 14’üncü yüzyıl arasında geometrik motiflerin bolca kullanıldığı Selçuklu eserlerinin tesirleri Beylikler Dönemi ve Osmanlı Dönemi’nde de görülmektedir. Yoğun olarak ceviz, abanoz, armut, elma, şimşir, sedir ve gül gibi değerli ağaçlar kullanılır.

Sevgim Yavuz


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.