Rusya’da esir kampında bir diplomat kızı

1914 yılında dünya daha önce hiç yaşanmamış boyutta topyekûn bir savaşa sahne olmuştu. Yığınlar halinde ele geçirilen savaş esirleri, cephe gerisindeki esir kamplarına sevk ediliyordu

Rusya’da esir kampında bir diplomat kızı
17 Aralık 2014 Çarşamba 09:14

1915 yılında savaş şiddetle devam ederken, birçok ülkede esirlerin ölüm kalım mücadelesi vermek zorunda kaldığı ortaya çıkmıştı. Cenevre ve Lahey sözleşmelerine aykırı bir biçimde davranılan savaş esirlerinin ağır koşulları artık saklanamıyordu. Özellikle Rusya’daki durum kaygı vericiydi. Raporlarda yaklaşan kışa dikkat çekilerek elbise, yiyecek ve ilaç yardımı isteniyordu.

Osmanlı İmparatorluğu Galiçya ve Kafkas cephesinde Rus ordusuna 60 bin civarında esir vermişti. Türk savaş esirlerinin bir kısmı insanlık dışı koşullarda, kapı ve pencereleri çivilenmiş yük vagonlarında kamplara taşınırken can vermişti. Bir kısmı ise Rusya, Sibirya ve Türkistan’ın uçsuz bucaksız coğrafyasındaki kamplarda açlığın, sefaletin, salgın hastalıkların pençesinde yaşam mücadelesi vermekteydi. Kış şartlarına alışık olmayan esirlerin üniformaları parçalanmış veya ellerinden alınmış, çizme ve ayakkabılarına el konulmuştu. Çoğu soğuğa uygun olmayan iç çamaşırları, saman ve paçavrayla korumaya çalıştıkları çıplak ayaklarıyla ya donarak can vermişti ya da donma nedeniyle çeşitli uzuvları kesilmişti. Bu kamplardan biri Stretensk kampıydı.

STRETENSK ESİR KAMPI

Stretensk kampı, Baykal Gölü’nün doğusunda Şilka nehrinin kıyısında yer alan Stretensk kasabasının biraz dışında ve nehrin iki yakası üzerine kurulmuştu. Bir yaka askeri kışla olarak kullanılıyordu. Burada tuğla ve keresteden yapılmış binalar vardı. Diğer yakada ise dik bir yokuşun üzerinde on yazlık baraka bulunuyordu. Barakalarda su ve ısıtma sistemi yoktu. Kampa 1915 yılında kapasitesinin çok üzerinde, 11 bin savaş esiri gönderildi. Aralarında Türklerin de bulunduğu esirlerin çoğu salgın hastalıklar yüzünden veya donarak can verdi.

Elsa Brändström ve Wilhelm Sarwe, Stretensk kampında esirlerin yaşam koşullarını iyileştirmek, aileleriyle haberleşmelerini sağlamak için çalışmalar yapan iki İsveç Kızılhaçı delegesiydi. Çoğu yarı çıplak olan esirlerin üzerine saman dahi serilmemiş demir karyolalarda üst üste kaldıklarını gördüler. Kış aylarında, nehre inen yamaç tamamen buzla kaplandığı için kampa su taşınamadığına, soğuğa uygun kıyafetleri olmayan esirlerin su getirmek için zorla nehre gönderildiğine şahit oldular. Esirlerin donan el ve ayaklarının kesildiğini gördüler. Üstelik kampta lekeli humma salgını başlamıştı. Isıtılmayan barakalar, susuzluk ve pislik, salgın hastalığı tetiklemişti. Toplu ölümler kaçınılmazdı. Elsa Brändström yaşadıkları çaresizliği şöyle anlatıyordu:

“...herkes yakınlarda bir Rus hastanesinin boş tutulduğunu, hasta esirlerin tedavisi için tıbbi malzemenin Ruslarda olduğunu ve savaş esirlerine yardım için Amerika’nın gönderdiği tam teçhizatlı ambulansın boş yere Irkutsk’ta bekletildiğini, ambulansın salgınla mücadele etmek için izin istediğini biliyordu... 1915 Noel gününü geçirdiğim kamp, esir olmanın yarattığı çaresizlik, hüzün ve acının ne demek olduğunu açık bir şekilde öğrenmemi sağladı...”

Elsa B. ve Wilhelm S. kampta küçük değişikliklerle büyük sonuçlar elde edilebileceğini fark etmişlerdi. Kamp kumandanını dört at ve bir at arabası almak için ikna ettiler, su taşıyacak esirler için de kürklü ceket, keçe çizme ve başlık satın aldılar. Her bir barakaya da eski bir bira fabrikasından alınan fıçılar yerleştirildi. Artık su almaya giden savaş esirlerinin elleri, ayakları donmuyordu, lekeli hummayla mücadele edilebilirdi. Elsa B. ve Wilhelm S. Stretensk kampında toplam 6 bin 600 Avusturya-Macar, 2 bin 543 Alman ve 279 Türk savaş esirine 6 bin 75 hediye paketi, 4 bin 550 battaniye, 8 bin 222 ayakkabı, 4 bin 250 Alman üniforması dağıttılar. Kampta hayatını kaybeden Alman, Türk, Avusturya-Macar askerleri için bir de anıt mezar yaptırıldı. Elsa B., Wilhelm S. ve diğer 4 İsveç Kızılhaçı Savaş Esirlerine Yardım Komitesi görevlisi Türk savaş esirleri için yaptıkları çalışmalardan ötürü 1918 yılında Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti tarafından madalyayla ödüllendirildiler.

SİBİRYA MELEĞİ

İsveç Kızılhaçı Savaş Esirlerine Yardım Komitesi’nin görevlilerinden biri 26 yaşındaki Elsa Brändström’dü. Savaş esirlerinin “Sibirya Meleği” adını verdiği genç kadın Rusya’daki kamplarda yaptığı çalışmalarla ünlenmişti. Babası İsveç’in St. Petersburg’daki elçisi Edward Brändström’dü. Babası askeri ataşeyken St. Petersburg’da doğan Elsa Brändström, İsveç’te öğretmen okulunu bitirdikten sonra yeniden St. Petersburg’un zengin ve ihtişamlı yaşantısına geri dönmüştü.

LÜKS VE İHTİŞAMIN KALESİ ST. PETERSBURG

St. Petersburg şehri uzun savaşlar sonrası Baltık kıyısına kavuşan Rusların egemenliğinin simgesiydi. Aradan geçen 200 yıl içersinde Avrupa’nın önemli ticaret ve siyaset merkezlerinden biri haline gelmişti. Rus soyluları ve şehrin etkili yabancıları çeşitli davetlerde buluşuyor, lüks ve ihtişam içerisinde bir yaşam sürüyor, çürümüş, köhne ve despot bir çarın yönettiği Rusya’nın zengin doğal kaynakları el birliğiyle yağmalanıyordu. 1914 yılında savaşın başlamasıyla büyüsünü kaybeden davetlerin esas konusu, başlayan savaş ve olası sonuçları olmuştu. Yaralı Rus askerleri St. Petersburg hastanelerini dolduruyordu. Kendi yaralılarına dahi yeterince itina gösteremeyen Ruslar, savaş esirlerini son derece elverişsiz koşullarda ölüme terk ediyordu.

SOSYETE DAVETLERİNDEN SAVAŞ ESİRLERİNE

İsveç elçiliği hem Rusya ile yıllardır süregelen iyi ilişkiler adına hem de insani bir katkı olması için yaralı Rus askerlerin tedavisine katkıda bulunmak üzere küçük bir hastane açmıştı. Diplomat kızı Elsa Brändström bir yandan hastanede gönüllü olarak çalışırken diğer yandan da savaş hemşireliği kursuna başlamıştı. Sosyete davetlerine katılmak yerine savaş esirleri konusuna odaklandığında yolu İsveç Kızılhaçı’yla kesişti. Hatta bu ülke hakkında bilgisi, ana kraliçe dahil çeşitli seviyelerdeki ilişkileriyle İsveç Kızılhaçı’nı çalışmalarda yönlendirdi.

CESUR VE AKILLI

Elsa Brändström salgın hastalıkların yaygın olduğu kamplarda lekeli humma hastalığına yakalanmıştı. Tedavisinin ardından yine kamplara döndü. Sovyet Devrimi’nden sonra iç savaş başlatan Çek birlikleri tarafından “casusluk” suçlamasıyla tutuklandı ve bir tren vagonuna kapatıldı. Gece boyunca her şeyi not ettiği defterinin yapraklarını tek tek çiğneyerek yuttu. Kurşuna dizilmekten son anda kurtuldu. İsveç Kızılhaçı Sibirya’da çalışan görevlilerini geri çağırdığı zaman dahi görevini bırakmadı. Bir süre savaş esirleriyle birlikte esir kampında yaşadı, hem de aynı şartlarda. Savaş esirlerine gösterdiği ilgi öylesine takdir ediliyordu ki, Türk savaş esiri Albay Arif de arkadaşları adına görevden ayrılan Elsa Brändström’e bir teşekkür mektubu yazmıştı.

HİTLER’İN İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISINI REDDETTİ

Elsa Brändström 1921 yılında Almanya’ya yerleşmişti. Savaşta ailesi yok olmuş çocuklar ve savaştan dönen askerlerin rehabilitasyonuyla ilgileniyordu. Yahudi asıllı bir Alman ile evlenmişti. Rusya’daki savaş esirleri için yaptıkları öylesine dillendirilmiş ve Almanya’da öylesine meşhur olmuştu ki iktidarı ele geçirmiş olan Adolf Hitler’in de dikkatini çekmişti. Bir vitrin süsü arayan Hitler kendisine muhalif herkese düşman olmuşken, hatta Elsa Brändström’ün kocası Robert Ulich artık Almanya’da çalışamaz hale gelmişken, işbirliği yapmak üzere Elsa Brändström’ü görüşmeye çağırmıştı. Elsa Brändström, Hitler’e “Hayır! Elsa Brändström Ulich” yazan kısa bir cevap telgrafı gönderdikten sonra ABD’ye göç ettiler. II. Dünya Savaşı’nda da savaş esirleri için çalışan Elsa Brändström 1948 yılında ABD’de öldü.

İSVEÇ KIZILHAÇI SAHNEDE

İsveç Kızılhaçı, Balkan Savaşları’nda savaşan taraflara gönderdiği tam teçhizatlı ambulans ve sağlık heyetleriyle göz doldurmuş, uluslararası arenada itibar kazanmıştı. Daha I. Dünya Savaşı başlamadan tarafsızlık ilan eden İsveç, Rus ve Alman İmparatorlukları arasında sıkışmıştı. 1915 yılında ortaya çıkan olumsuz raporlardan sonra İsveç Dışişleri Bakanlığı ve İsveç Kızılhaçı, savaş esirleri konusunu gündeme taşımaya karar verdi. İsveç Kızılhaçı bünyesinde 2 komite kuruldu, Savaş Esirlerine Yardım Komitesi ve Savaş Esirleri Mübadele Bürosu... Savaş Esirlerine Yardım Komitesi Rusya, Almanya ve Avusturya’daki kamplarında esirlerin yaşam koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yapacaktı. Komitenin çalışmalarından biri Almanya ve Avusturya-Macaristan’da toplanan giyecek, çorap, sabun, tuz ve konserve yiyecekleri Rusya’daki kamplara ulaştırmak ve “sevgi hediyeleri-liebesgaben” adıyla savaş esirlerine dağıtmaktı. Kampanyalar yapılarak toplanan hediyeler trenle İsveç üzerinden St. Petersburg’a taşınıyor, oradan da çok zor şartlar altında tren, kızak ve at arabalarıyla kamplara götürülerek, yardıma muhtaç savaş esirlerine dağıtılıyordu. Tüm bu işleri 100 gönüllü gerçekleştiriyordu.


Etiketler; #Tülin Uygur

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.