Tanpınar’ın düşünsel dehası -(TAMAMI)


Seyyit Nezir

Seyyit Nezir

Okunma 20 Ekim 2012, 17:54

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, derin ve engin olduğu kadar somut kavrayış gücünün yoğun ve sanatsal anlatımla kalıba döküldüğü belki de en özgün yazarımızdır. XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nin aynı zamanda edebiyatımızın temel özelliğinin bir yansıması olarak düşünce tarihi niteliği taşıması, sanatsal araştırmaların yanı sıra, bütün düşünce tarihi ve toplumsal tarih çalışmaları için anahtar kitap olma gücünü yüklenmesi Tanpınar’ın doğrudan kapsadığı bir işlevin sonucudur. Bununla kalmıyor, günümüz Türk siyasal düşüncesindeki eğilimleri tohumlayan, kökleşip fide tutmasını sağlayan bir deha olarak hep önümüze çıkıyor.

Geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz, ünlü iktisatçı (ve tarihçi) Tevfik Çavdar, aydınımızın 150 yıllık özgürlük arayışı ve kavgasının çapını verirken Tanpınar’a göndermede bulunur: “... ‘hürriyet’, Osmanlı ve Türkiye aydınlarının bir türlü vuslata eremedikleri, emelleri olmuştur. Tanpınar’ın değindiği gibi, her gelişinde bayramlar yapılmış, ne zaman gittiği ise belli olmamıştır.” (Bir İnkılâbın Günbatımı, s. 215, [Kitabın hem de “İçindekiler” sayfasında “inkılâp” sözcüğünün yazımındaki özensizlik bağışlanır gibi değil / SN] İmge K., Eylül 2008)

‘Suçüstü’ iddianamesi

Tanpınar’ın bir iç gereksinmesiyle yazılmış, “Suçüstü” başlıklı, bilinen tek siyasal yazısı, sanki Demokrat Parti’ye karşı 27 Mayıs Devrimi ertesinde yöneltilmiş bir iddianamedir: “Demokrat Parti iktidarı 10 yıllık cürüm yönetimidir.” Cumhuriyet’in “Müşahedeler” köşesinde 50 küsur yıl önce (14.06.1960) yayımlanmış olan bu yazı, “Moğol ordularından sonra eşine Anadolu’da rastlanmayacak bir cinayet”le bu ülkedeki özgürlük arayışının yeniden katledilmesi karşısında bir yazar çığlığını çok aşan tarihsel ve siyasal saptamalarla yüklüdür. Tanpınar’ın bu yazısında vurgulanan olgu ve gerçekler daha sonra yüzlerce kitapta işlene işlene bitirilememiş, ama kitaplarına girmeyen bu yazı, ne sağda ne de solda anımsanmıştır.

Kılıçdaroğlu’nun “ezber bozan” Anıtmezar ziyareti sonrasında ülkemiz insanına DP (ve izcisi çeteler) üzerinde sıcağı sıcağına, enine boyuna düşünüp tartışma fırsatı sağlayacak “Suçüstü” yazısını yayımlama şansı tepilmiştir. Oysa Tanpınar, bu ibret dolu yazıda, yalnızca DP’yi sergilemiyor, Kabakçı Mustafa ve Abdülhamit kırması, Hitler özentili nice siyasi çete ve elebaşının her dönemde halkı ve ülkeyi tehdit edebileceğinin tarihsel gelenek ve köklerini gösteriyor, tekbir ve tehlilli cenaze törenleri düzenleyen bakanların kulağını çınlatıyordu.

İnsan bozma uğraşı

Yazıların gazetelerde artık belli vuruş sayılarıyla yer alabilmesi yüzünden Aydınlık Kitap’ta (19.10.12) ancak kimi cümle ve paragraflarını okura sunduğum “Suçüstü” yazısını Cumhuriyet’te yayımlanan bütünlüğüyle okuyabilmek herhalde yazarın bir kitabına alınırsa mümkün olacak! Ama zor görünüyor: Çünkü o gün, Eminönü - Karaköy motor iskelesinden başlayarak Sirkeci’dekiler dahil Cağaloğlu merkeze kadar sorduğum 20 kadar bayiin hiçbirinde Kitap eki yoktu. Gazete eksik satılıyordu! Yazının çıktığını gelen telefonlardan öğrendim ve eki ta akşamüstü Kadıköy’de görebildim.

Tanpınar, düşünce ve edebiyat tarihimizin özünü Huzur’daki şu cümlede veriyordu: “Şimdiye kadar insanla yapıcı olarak meşgul olmadık, bir yığın inkılâbın peşinde idik.” (s. 226, Tercüman Y., 1972)

Yapıcı olmaktan geçtik, emperyalizmin DP’yle başlattığı insanı bozma uğraşının son 10 yılda AKP eliyle getirildiği noktayı 50 yıl sonra görüverse, vandallara dudak uçuklatacak bu yıkım karşısında Tanpınar’ın aklı durur, korkarım basıp giderdi sessizce bu dünyadan.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.