Strateji oyunları


Yavuz Alogan

Yavuz Alogan

Okunma 14 Haziran 2016, 09:49

Tarihsel olarak savaş stratejileri iki grupta toplanabilir. Birincisi satranca benzer. Burada önemli olan, savaş alanında mutlak sonuca giden bir düzen kurarak tertiplenmek, karşı tarafın şahını kıpırdayamaz hale getirmektir. Diğeri, bir versiyonu Batı’da “go” olarak bilinen, Çinlilerin “vey ki” dedikleri oyundur. Burada, rakip oyuncunun stratejik gücü evreler halinde azaltılarak sonuca gidilir.
Satrançta, savaş tarihçisi Clausewitz’in strateji anlayışına uygun biçimde ağırlık merkezi oluşturarak güçleri düşman tahkimatının zayıf noktalarında toplamayı gerektiren sonuç alıcı hamle arayışı önemlidir. Savaş Sanatı adlı kitabın yazarı Sun Tzu’nun stratejik anlayışına uygun olan “Vey ki”de ise bir dizi kuşatma taktiğiyle sonuç alınır. Birincisinde sonuca götüren hamle, ikincisinde ise stratejik esneklik önemlidir. Henry Kissinger, Dünden Bugüne Yeni Çin adlı kitabında (çev. Nalan Işıl Çeper, Kaknüs Yayınları, 2015) bir itirafta bulunarak, “Sun Tzu’nun kaidelerini önemsememiş olmanın Amerika’nın Asya savaşlarındaki hayal kırıklığının sorumlusu olduğu söylenebilir” (s. 50) demektedir.
Aslında Sun Tzu’nun esnek stratejisi I. ve II. Dünya Savaşı’nın sağladığı askeri birikimden hareketle Liddell Hart’ın geliştirdiği “dolaylı tutum”la neredeyse aynıdır (Kissinger bu benzerlikten nedense söz etmez). Dolaylı tutum da bir dizi kuşatmayı, düşman mevzilerini ani manevralarla boşaltacak cephe değişikliklerini, geri çekilme yollarını kesmeyi, düşmanın ikmal hatlarını uzatarak bozmayı, taktik çeşitliliğiyle uygulanan stratejik esnekliği gerektirir. Amaç, düşmanı yok etmek değil, evreler halinde zayıflatarak geri çekilmeye, stratejik alanları boşaltmaya zorlamaktır.
Günümüzde nükleer silahların bütün gezegeni tehdit eden gücü emperyalist paylaşım savaşlarının şimdilik “Vey ki” tarzında esnek stratejiyle, çatışma alanlarında dolaylı tutumla sürdürülmesini gerektiriyor. Bu bağlamda diplomasinin rolü, ülkelerin dış politika stratejileri önem kazanıyor. Silahlara hükmeden siyaset, siyaseti belirleyen de siyasi iktidarlardır.
Bu açıdan Suriye’nin kuzeyindeki askeri ve siyasi oyun sahasına baktığımız zaman AKP iktidarının bir karara vardığını, ülkenin kaderini NATO’ya bağladığını, iktidarda kalma imkânlarını Kuzey Atlantik İttifakı’nda aradığını görüyoruz. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Varşova’da Polonya, Romanya, Türkiye arasında yapılan “siyasi ve askeri danışma toplantısı”nda, Rusya’nın “Ukrayna, Gürcistan, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Suriye’deki saldırgan tutumunun ciddi bir tehdit oluşturduğu”nu söyleyerek, NATO’nun “Balistik füze sistemleri her üç ülkenin coğrafyasını ve insanlarını koruyacak şekilde genişletilmelidir,” dedi. Alenen düşmanlık ifade eden bu sözlere Reis’in daha önce sarfettiği, “Karadeniz bir Rus gölü oldu” cümlesini eklersek, iktidarın stratejik tercihini belirlediği sonucuna varabiliriz. Dış politikada en şaşkın iktidarlar bile bu türden sözlerin bağlayıcı olduğunu bilirler.
İktidar kliğinin başbakan değiştirmesi Suriye ile Türkiye arasında bir yumuşama sinyali olarak algılanmıştı. Cumhurbaşkanı birkaç gün önce “Esat bir katildir, Esat’a yardımcı olanlar onun katliamlarına ortaktır” diyerek bu sinyalin hatalı olduğunu ortaya koydu. Buna benzer sözleri devamlı söylüyor.
Şimdi bölgede, birbirini kuşatmaya, evreler halinde zayıflatmaya, stratejik boşlukları bizzat donattıkları bölgesel güçlerle doldurmaya çalışan iki cephe var. Bir yanda ABD, İngiltere, Fransa; öte yanda, Rusya, İran, Suriye. Türkiye’nin durumu kritik. Kendi ulusal çıkarlarına ters düşerek birinci cephe içinde kendini tahkim etmeye çalıştığı için herkes hayretle bakıyor, bu ülke ne yapacak diye!
Sun Tzu bir ülkenin yakınındaki düşmanın tehdidine karşı uzağındaki düşmanla ittifak kurmasını tavsiye ediyor. Kissinger 1972’de Mao’nun ABD Başkanı Nixon’la el sıkışmaya razı olmasını bu uzakdoğu savaş bilgeliğinin bir sonucu olarak görüyor. Pekin-Moskova çatışmasının ileri bir evresinde Sovyet Orduları Çin sınırına yığınak yapmaya başladığı zaman Mao yakın tehdidi bertaraf etmek için, o sırada devam eden Vietnam savaşına rağmen, Amerikan savaş gemilerinin Tayvan Boğazı’ndan çekilmesi şartıyla uzaktaki düşmanla (ABD) anlaşma yapıyor. Türkiye ise AKP iktidarda kalsın ve karşı devrimini tamamlasın diye içindeki düşmana bağrını açmış, potansiyel müttefikleriyle karşı karşıya gelmiş, başına gelecek felaketleri bekliyor. Vakit daralıyor. Çavuşoğlu’na uzakdoğu bilgeliğinden nasiplenmesi için Sun Tzu’nun kitabından bir adet göndermenin faydası olur mu acaba?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.