Savaş ve barış birbirini sürdürüyor -(TAMAMI)


Seyyit Nezir

Seyyit Nezir

Okunma 29 Eylül 2012, 17:44

 

Lenin, Eylül 1915’te, emperyalist I. Dünya Savaşı’nın amacını şöyle belirledi: “Sosyalistler, savaşın köleliği güçlendirmek için köle sahipleri arasında bir mücadele olduğunu söylemelidir.” (Sosyalizm ve Savaş, Sol Y., Mart 1970, s. 16) Daha ilerde ekliyor: “Bugünkü savaşa katılmayı kim haklı gösteriyorsa, o, ulusların emperyalistlerce ezilmeleri suçuna katılıyor demektir.” (s. 18)

O günkü dünya koşullarını enine boyuna tartışarak savaşın yinelenme olasılığına, yani II. Dünya Savaşı’na da dikkat çekiyor: “... bizim çabalarımıza karşın bugünkü savaş bir devrimle sonuçlanmadığı takdirde, insanlığın -en kötü olasılıkla- ikinci bir emperyalist savaşa sürüklenmesi olasılığını görmezlikten gelmek istemiyoruz.” (s. 67) Toplumsal yaşamın dayanılmaz sıkıntılarını ve siyasal boyutunu şöyle gösteriyor: “Avrupa, devrimci bir durum içinde yaşamaktadır. Savaş ile hayat pahalılığı, bu durumu daha da ağırlaştırmaktadır.” (s. 97) Ve öneriyor (s.129): “Askerlerin savaşa lanet okumaları iyi bir şeydir. Barış istemeleri de öyle. ... Ama yeterli değildir. ... Biz, savaşın, devrimle sona erdirilmesinden yanayız.”

Savaş, politikanın devamıdır

Lenin’in vurgusu çok açık: Sosyalistler, emperyalistlerin kışkırttığı her türlü savaşa karşıdır; ama engelleyemeyince savaşı evrensel kardeşlikle dönüştürdükleri devrim, emeğin yaşam için ürettiği paha biçilmez üründür. Mehmet Perinçek, bu kardeşliğin örneklerinden birini yaratan Yunan komünistlerinin Türk Devrimi’yle dayanışmasını Aydınlık’ta sergiledi...

Lenin, savaşa ilişkin bir başka temel gerçeği kitabında ısrarla anımsatıyor: “Savaş, politikanın başka araçlarla (yani ‘şiddet araçlarıyla’) sürdürülmesidir.” (s. 17, 133) Aslında sözün sahibi, askerî tarihçi Carl von Clausewitz’tir (Savaş Üzerine, çev.: Şiar Yalçın, May Y., nisan 1975, s. 64). Yazar, barış koşullarında sonuç vermeyen her türlü mücadelenin şiddet araçlarıyla sürdürülüp savaşa taşındığını kanıtlayarak gerçeği aralıyor: Barış yanlıları, savaşı engellemek ya da durdurmak için eski yeni elbette pek çok örgütlenme ve eylem biçimiyle onu devrimci mücadeleye dönüştürebilmelidir.

Silahlar toprağa gömülmüyor

Kapitalistler, maddi manevi her türlü ürünü pazara sürüp kâra çevirerek büyür. Silah sanayicileri, emekçileri yeni silahların üretimine sokarken, asıl amaçları işsizliği azaltmak ve istihdam değildir -ne de silahları ülkelerini savunmak için üretirler yalnızca. O silahlar toprağa da gömülmüyor, tersine o silahlar onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca insanı toprağa gömüyor. Öyleyse her barışsever, her silahın insanlar için ölüm ürettiğinin, yaşamı en kalabalık saatinde ölüm tarlasına çevirerek cehennemi yeryüzüne indirdiğinin bilincindedir!

Sözcüleri, savaşın gerçek yüzünü medyadan püskürtülen çirkef yalanlar ve gözdağıyla saklıyor. Savaş sözcükleri, bilincimizi o an bulandırmakla kalmıyor, bütün yaşam alanlarını sislerle örtüyor.

Önce İslamcı terörle kitlelere cihat açıyor, sonra dönüp onunla sözde savaşıyor. Teröristi eğitiyor, silahlandırıyor, toplumun üstüne salıyor, sonra kınıyor. Savaş ve barış artık hep birbiri içinde, hep birbirini silahlandırma siyasetini sürdürüyor.

Emperyalizm, büyük satranç tahtası olarak gördüğü yeryüzünde, ülkeleri “Batı ve gerisi” (the West and the rest) diye bölüp hem Beyaz’ı hem Siyah’ı kendisi oynuyor, halkları durmadan her hamlede kırışmaya sürüyor.

Halkların oyun dışı kalma hakkı yok -ne de bireylerin bu şansı var! Barışseverlik gözüpek militan tavrı istiyor. Yaşar Kemal 60 yıldır sözcükleriyle bu işin ustası.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.