Şişmanlığın bebeğe geçmesi engellendi

Bilim insanları tedaviyle obez fareyi kilolu bebek doğurmaktan kurtardı. Her ne kadar bazı araştırmacılar önlerinde uzun bir yol olduğunu dile getirseler de bu çalışma obezitenin döngüsünü kırmak için tedavide yeni yollar önerebilir

Şişmanlığın bebeğe geçmesi engellendi
02 Ekim 2015 Cuma 18:36

Doç. Dr. Şehime Temel

Obez annelerden doğan çocuklar obezite ve diğer sağlık sorunlarına karşın yatkın doğar. Rahim içinde neler olup bittiği ve bu riskleri nasıl ilettiği halen tam olarak belli değil. Ancak fareler üzerinde yapılan bir çalışma önemli bir aktör olarak plasentayı işaret ediyor. Çalışmada plasenta üzerinde etkili olan bir hormonun obez farelerde doğan kilolu yavruları koruyabildiği görüldü. Her ne kadar bazı araştırmacılar önlerinde uzun bir yol olduğunu dile getirseler de bu çalışma obezitenin döngüsünü kırmak için bizlere yollar önerebilir.

PLESENTA AKILLI BİR KAPI BEKÇİSİ GİBİ
Araştırmacılar rahim içi koşulların ceninde oluşabilecek bazı sağlık sorunlarına karşı daha duyarlı olmaya göre programlanabileceğini yıllar önce keşfetti. Hollanda’da 1944 yılında kıtlık sırasında gebe olan insanlar; sonraki yaşamlarında kalp-damar hastalıkları, diyabet, kanser gibi diğer sorunları yüksek oranlarda yaşadı. Yeni hayvan çalışmaları, anne karnında yetersiz beslenildiğinde nesiller için DNA ifadesini değiştirebileceğini ve bunu gelecek nesillere aktarabileceğini düşündürmektedir. Obez kadınlar daha fazla vücut yağı ile büyük bebekler doğurmak eğilimindedir ve bu çocuklarda metabolik sendrom - obezite ve yüksek kan şekeri ile diyabet ve kalp hastalığı olasılığı daha yüksektir.
Colorado Denver Üniversitesi gelişimsel biyologları fetusun fazla büyümesinin köklerini araştırmak için göbek kordonu arterlerinin dallandığı annenin kan damarlarından aldığı oksijen ve besinleri aldığı plasentaya baktılar. İngiltere Cambridge Üniversitesi’nden çalışmanın başyazarı Dr. Irving Aye; plasentanın her zaman pasif bir organ olarak görüldüğünü bildirdi. Ancak Dr. Irving Aye, son araştırmaların plasentanın gelişigüzel bir atık su borusundan çok zeki bir kapı bekçisi olduğunu gösterdiğini de sözlerine ekledi.

HORMONLA MÜCADELE
Plasentada anneden fetüse besinin geçmesi sürecinde; yağ ve kas hücrelerine kandan glikoz ve diğer besinleri absorbe etmeyi söyleyen kısmen dolaşan hormon, insülinin aktivitesine bağlıdır. Gebelik sırasında bir annenin hücreleri hormona daha az duyarlı hale gelir ve bu insülin direnci fetusa geçirilecek olan anne kanında daha fazla glikoz, yağ ve esansiyel amino asitleri bırakır. Aynı zamanda, insülin plasentadan fetüs boyunca bu besinlerin hareket etmesi için gerekli olan taşıma proteinlerinin aktivitesini artırır. Bu sistem zaten yüksek insülin düzeyleri ve insülin direnci eğilimli obez ve diyabetik kadınlarda daha fazla yüklenebilir. Dr. Aye ve arkadaşları, aşırı aktif plasental ulaşımın fetal aşırı çoğalmaya katkıda bulunabileceğini düşünüyorlar.
Böylece Dr. Aye ve arkadaşları; hormona karşı hormonla mücadele etmeye karar verdiler. Ve adiponektinin(*), iki farklı şekilde insülin aktivitesini modüle eden ve yağ hücrelerinde yapılan bir hormonun etkilerini test etmeye karar verdiler. Birincisi, kan şekerini düşürererek, insülini kas hücrelerine daha duyarlı hale getirirken diğeri, besin taşımayı engelleyerek, plasentada insülin aktivitesini engelliyordu. Obez insanlarda daha düşük adiponektin seviyesi olma eğilimi nedeniyle, araştırmacılar hormon ile fetal büyümenin tersine çevrilip çevrilemeyeceğini merak ettiler.
Araştırmacılar yaklaşık 3 hafta süren fare gebeliklerinde - fetal büyümenin sıkça meydana geldiği son 4 gün boyunca obez farelere damardan adiponektin verdiler. Bu farelerden normal annelerden doğmuş farelere oranla yaklaşık yüzde 30 daha ağır yavrular üremesi beklenirken adiponektin ile tedavi edilen farelerin bebekleri kontrol farelerine göre yalın doğanlarla aynı ağırlığa sahip oldular. Araştırmacılar bulgularını saygın bilim dergilerinden Proceedings of the National Academy of Sciences’da 28 Eylül’de yayımladılar. Çalışmada; hormonun obez farelerin fetuslarında gözlenen anormal yüksek fetal kan şekeri düzeylerini tersine çevirdiği ve plasental bariyeri belirli glikoz ve amino asit taşıma proteinlerinin düzeylerini azaltarak fetal beslenmeyi sınırladığı kaydedildi.
(*) Adiponektin, beyaz yağ dokusu, özellikle de viseral yağ dokusundan salgılanan bir proteindir.

BİLİM DÜNYASI TARTIŞIYOR
Cleveland, Ohio, Case Western Reserve Üniversitesi’nde kadın doğum uzmanı olan Dr. Patrick Catalano, araştırmanın ilginç olduğunu, ancak insanlara uygulanmasında önemli engeller gördüğünü belirtti. İnsan bebeklerin aksine, farelerin çok yağsız doğduğunu Adiponektinin yağ birikimini değil de kas kütlesine etki ederek yeni doğmuş farelerin kilosunda azalma olmuş olabileceğini söyledi. Dr. Catalano bunu insan bebeklerde istenen bir sonuç olmadığını bildirdi.
Pennsylvania Üniversitesi’nde bir yenidoğan ve gelişim biyoloğu olan Dr. Rebecca Simmons da çalışmanın fetal aşırı büyüme için önemli fikir verdiğini ancak bu çalışmaya dayalı bir ilaç geliştirmekten uzak olduklarını belirtti. Fetal büyüme hemen yaşamı tehdit etmez, ancak yeni bir ilaç testi fetus üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir ve bu sonuç riske değer olmayabilir diye önemle vurguladı. O yüzden bu konuda çok dikkarli olmak gerektiğini de’ sözlerine ekledi. İlaç olmadan adiponektini yükseltmek için etkili yollar olabiliceğini vurgulayan araştırmacı Aye ise ‘Omega - 3 Balık yağında bulunan yağlı asitlerin sınırlı bir düzeyde hormonu artırdığını ve zaten doktorların obez anneler de diyet ve egzersizi teşvik ederek davranış değişiklikleri yaptığını vurguladı.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.