Mülteci sorununda hükümetin sorumluluğu

Yaşanmakta olan “mülteci sorunu” ve Türkiye ile AB arasında Brüksel’de yapılan ve Türkiye’yi mülteci deposuna dönüştürecek olan anlaşma, her konuda olduğu gibi bu konuda da bir milli hükümete gereksinim olduğunu göstermiştir.

Mülteci sorununda hükümetin sorumluluğu
22 Mart 2016 Salı 12:47

Av. Mehmet Cengiz

Yaşanmakta olan “mülteci sorunu” ve Türkiye ile AB arasında Brüksel’de yapılan ve Türkiye’yi mülteci deposuna dönüştürecek olan anlaşma, her konuda olduğu gibi bu konuda da bir milli hükümete gereksinim olduğunu göstermiştir.
Devlet yönetiminde, öncelikle öngörü sahibi olmak, olası tehlikeleri önceden görebilmek gerekir. Bu da yetmez; önlem almak, kararlı durmak şarttır.

TÜRKİYE ÇEKİNCE KOYMUŞTUR
Türkiye, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 tarihli Ek Protokol’ü coğrafi çekince koyarak imzalamıştır. Türkiye’nin bu tercihi, doğrudan Sözleşme’den kaynaklanan bir haktır. Bu çekinceye göre; Türkiye, sadece Avrupa ülkelerinden gelen ve iltica talebinde bulunan yabancılara Sözleşme’deki 5 kritere uyması durumunda mülteci statüsü vermekte, Avrupa ülkeleri dışındaki ülkelerden gelenlere bu statüyü tanımamakta, yalnızca başka ülkelere geçebilmeleri için geçici sığınma hakkı tanımaktadır.
Nitekim, 30.11.1994 tarih ve 22127 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ilgili yönetmeliğe göre; “mülteci”, ‘Avrupa’da meydana gelen olaylar sebebiyle ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancı’ olarak tanımlanmıştır.
Sözleşmeye konulan bu coğrafi çekince, Türkiye’nin tarihi bağları olan Asya’daki komşuları ile ilişkilerini bozmamak, onların iç işlerine karışmamak ve Türkiye’yi sürüklenebileceği bir kargaşalık ortamından ve savaş tehlikesinden korumak amacını taşımaktadır.
Dolayısıyla, komşumuz Suriye’den ülkemize geçen bu kişiler 1951 Cenevre Sözleşmesi ve bu Sözleşme kapsamında Türkiye’nin taahhütleri açısından “mülteci”, bunlara tahsis edilen kamplar “mülteci kampı” kabul edilemez.

HÜKÜMET SUÇ İŞLİYOR
Bugün, Brüksel’de görüşmelere katılan ve Yunanistan’a Türkiye üzerinden ulaşan göçmenlerin Türkiye’ye iade edilmesine ilişkin anlaşmaya taraf olan 28 AB üyesi devletin büyük çoğunluğu, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 tarihli Ek Protokol’ü çekince koymaksızın imzalamışlardır. Hal böyle iken, uluslararası düzlemde taahhütlerini yerine getirmeyen bu devletler, coğrafi çekince koyduğu için taahhütte bulunmayan Türkiye’yi mültecileri almaya zorlamaktadır.
Bunu kabul eden Hükümet, Anayasa’nın 90. maddesi kapsamında “kanun hükmünde” olan bu Anlaşmaya aykırı davranmakta, Türkiye’nin milli menfaatlerine aykırı taahhütlerde bulunarak suç işlemektedir.
Türkiye, AKP iktidarının yıllardır izlediği emperyalistlere teslimiyet, komşulara düşmanlık politikalarıyla bu noktaya getirilmiştir.
Hatırlayalım, bundan 3-4 yıl önce “mülteci” diye nitelenen ve Suriye’den Türkiye’ye geçenler, Suriye’de terör faaliyetlerini organize eden ve kendine “Özgür Suriye Ordusu” adını veren terörist gruplardan ibaretti. Bunlar için Hatay’da “Apaydın Kampı” adı altında bir “mülteci kampı” açılmıştı. Daha sonra, deyim yerindeyse “kevgir”e dönen sınırlarımızdan kitlesel geçişler başladı.
2012 yılında Hatay’da açılan “Apaydın Kampı”, komşumuz Suriye’ye karşı, iç yıkıcılık ve terör faaliyetlerini yürütmek, yönetmek ve yönlendirmek için kurulmuş bir askeri kamptı.
ABD taşeronu olarak komşularımıza karşı bu hasmane tutumların, ülkemizin milli çıkarlarına zarar verdiği ve bizi komşularımızla savaş durumuna getirdiği çok açıktır.

ÇEKİNCE UYGULANMALIDIR
Emperyalistler ve işbirlikçileri, Türkiye’nin iki uluslararası sözleşmeye koyduğu çekincelerin kaldırılması için yıllardır kampanya yürütüyorlar. Bu sözleşmelerden biri, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, diğeri ise bu sözleşmedir. Yaşanan süreç bu dayatmaların neyi amaçladığını göstermektedir.
Şimdi, 1994 yılında öngörü ve devlet sorumluluğu gereği, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesive 1967 tarihli Ek Protokol’e konulan çekince uygulanamamakta, ülkemiz üzerinden Batı’ya geçen “mülteci”ler de vaadedilen “3 milyar Avro” karşılığı Türkiye’ye alınmaktadır.
Hükümet’in bu tasarrufu suçtur. Türkiye’nin milli menfaatleri kararlılıkla savunulmalı, Sözleşmeye konulan çekince uygulanmalı, Sözleşmeyi çekincesiz imzalayan devletlere sorumlulukları hatırlatılmalıdır.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.