Gladyo’nun üzerine korkusuzca gitti!

Bugün, Gaffar Okkan’ın 14. ölüm yıldönümü... O, halka cumhuriyetin sıcak ve samimi yüzünü gösterdi. Halk da onu bağrına bastı. Okkan, Gladyo’nun uzantısı Hizbullah’la mücadele ettiği günlerde, hayatını kanlı bir suikast sonucu kaybetti

Gladyo’nun üzerine korkusuzca gitti!
24 Ocak 2015 Cumartesi 14:27

Ercan Dolapçı
17 Ocak 2000 günü İstanbul’da yapılan Hizbullah operasyonu sonrası gazeteci Ruşen Çakır’a söylediği şu sözler onun ölümünün ipuçları gibidir: “Örgüt deme, bu siyasi bir hareket değil. Bunların hepsi casus!” Yakınları ekliyor: “Atatürkçüydü. Çok kitap okuyan, iyi eğitim görmüş, yurtsever bir devlet memuruydu!” Tıpkı Uğur Mumcu ve Eşref Bitlis gibi... Zaten bir 24 Ocak günü katledilmişti.
20 KURŞUN SIKTILAR
Son derece iyi korunuyordu. 24 Ocak 2001 günü Diyarbakır Şehitlik semtindeki Emniyet Müdürlüğü’nden ayrılmış konvoyu ilerliyordu. Önde ve arkada eskort. Ayrıca makam aracının arkasında da koruma ekibi vardı. İlk saldırı 500 metre ileride şehitlik yakınlarında yapıldı. Burada koruma ekibi etkisiz hale getirildi. İçindekilerin hepsi öldürüldü. Okkan’ın aracı ve eskort hızlandı, ancak onlar da 100 metre ileride bombalı ve silahlı saldırıdan kurtulamadı. Saldırganlar en az 10-15 kişilik bir ekipti. Çok iyi hazırlanmışlardı. Her sokağın başında polisin olduğu bölgede en önemli kişiye saldırı yapıyorlardı. Hiçbiri de vurulmadan hedefi vurarak kaçmıştı! Sıfır hata... Okkan ve 5 arkadaşı şehit olmuştu. Okkan’ın vücudundan 20 kurşun çıkarıldı.
ÇOK İYİ EĞİTİLMİŞ EKİP İŞİ
Olay sonrası açıklama yapan bir uzman şunları söyler: “Ortada bir silahlı çatışma yok. Şoke edici bir saldırı var. Silahlar olağanüstü iyi kullanılmış. Kentin en kalabalık caddelerinden birinde, ‘nokta vuruşu’ yapılmış. Yoldan geçerken yaralanan hiç kimsenin olmayışı da bunu gösteriyor. Saldırının hedefi, yıllardır OHAL bölgesinde görev yapan ve silah kullanmayı Hizbullahçılardan çok daha iyi bilen ve her an bir saldırıya hazır olan koruma polisleri ve korudukları il Emniyet müdürü.”
Gaffar Okkan’ın cenazesi, bölgeyi ve Türkiye’yi birleştirdi. Askerler de cenazeye katılmış ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne taziyede bulunmuştu. Saldırı, Emniyet-ordu yakınlaşmasının da olduğu günlerde gerçekleşti. Bunun da ötesinde Okkan, bölgede ayrılıkçılığın önüne geçecek faaliyetlerde bulunuyordu. 1998 yılında geldiği Diyarbakır’da ilk işi terörle mücadele şubesinde bulunan ve çete düzeni kuran bin 800 polisi ihraç etmek olmuştu. Halkla devleti kaynaştırıyor, yüzleri Türkiye’ye çeviriyordu.
HİZBULLAH'I ÇÖKERTTİ
Okkan’ın önemli bir özelliği de 17 Ocak 2000’de gerçekleşen Hizbullah operasyonunun temelini atmasıydı. Yaptığı çalışmalarla örgütün şifrelerini çözmüştü. Batı destekli ajan örgütlenmesi içinde olduklarını saptadı. Bunu da gazeteci Ruşen Çakır’a ölmeden önce açıkladı. Çakır’ın Cumhuriyet gazetesinde 25 Ocak 2001 günü yayımlanan haberi şöyle devam ediyor: “...Okkan, casusluk derken hiç de ilk akla geleceği gibi İran’ı kastetmiyordu. İran bağlantısını kabul etmekle birlikte Hizbullah’ın arkasında aslında birtakım Batılı ülkeler olduğunu düşünüyordu. Diyarbakır’a geldikten sonra, Hizbullah tarafından oğlu kaçırılan bir babanın şikâyeti üzerine örgütün üstüne gitmeye başlamış, bütün personelini toplayıp onlara Hizbullah’ın üzerine gitme kararlılığını aktarmış. Okkan’a göre devletin Hizbullah’a darbe indirmesinin başı, 1999 Mart ayında Abdülaziz Tunç’un teslim olup Mardin’deki örgüt arşivini vermesi olmuştu. Okkan, burada elde edile bilgiler ışığında yaptıkları operasyonda trafik po-lislerini bile seferber etmişti.”
‘ÖRGÜTÜN BELİNİ KIRDIK’
Okkan ölmeseydi saptadığı 26 tetikçiyi daha bulacaktı. İstanbul’daki operasyon sırasında gizlice İstanbul’a gelmiş ve operasyonu izlemişti. İstanbul’daki büyük operasyon, Diyarbakır’da bulduğu bilgiler doğrultusunda yapıldı. “Örgütün belini kırdık” diyordu. Sansasyonel eylem beklediğini söylüyordu. Bir de şunu eklemişti: “Devlet büyük oranda Hizbullah’ı kontrol altında tutuyor.” En önemlisi de elinde “Hizbullah Bilgi Bankası” vardı. Dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Okkan için “Oğlum gibiydi” demişti. Saldırganların yurt dışında eğitim aldığını ve Türkiye’nin bölgedeki gücünü kırmak isteyen güçler tarafından kullanıldığını Aydınlık’a anlattı. Ve şunları ekledi: “Okkan’ın, Hizbullah terör örgütü üzerinde yoğun bir çalışması vardı. Arşiv bilgilerine ulaşmıştı ve bunları analiz ederek örgütü çözmeye çalışıyordu.”
'HİZBULLAH YAPTI'
Domuz bağı cinayetleri ve bodrumlara gömdükleri cesetlerle gündeme gelen Hizbullah’ın yasal partisi HÜDA PAR’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gaffar Okkan’ın öldürülmesiyle ilgili olarak ‘Büyük bir ihtimal Hizbullah tarafından yapılmış’ dedi. Vatan gazetesinin 16 Kasım 2013 tarihli sayısına konuşan Yapıcıoğlu, şunları söyledi: “Büyük bir ihtimal Hizbullah tarafından yapılmış. Net bir şey söylemek mümkün değil. Hizbullah Gaffar Okkan olayını reddetmedi, inkâr da etmedi. Ceza alanlar oldu. 28 Şubat sürecinde Genelkurmay’dan brifing almış yargı mensuplarının kararlarının sağlığı da tartışılır. Musa Anter cinayeti de Hizbullah’a yüklenmeye çalışıldı. 2000 yılına kadar Hizbullah kendisine yöneltilen hiçbir suçlamaya yanıt vermedi. Açıklama da yapmadı.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.