Başbuğ kumpasın faillerini açıkladı

26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, mahkeme salonuna ‘Savunma değil taarruz yapacağım’ sözleriyle girdi ve kumpasın aktörlerini de şöyle sıraladı: ABD Başkanı Bush, Cemaat ve AKP...

Başbuğ kumpasın faillerini açıkladı
08 Ekim 2015 Perşembe 11:22

Olcay Kabaktepe / Ankara
Ergenekon davasının Yargıtay’da görülen temyiz duruşmasının ikinci gününde Türkiye’nin 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ savunma yaptı. Başbuğ girişte savunmasını soran gazetecilere “Savunma değil taarruz diyelim” dedi.
İlker Başbuğ savunması sırasında şimdiye kadar kamuoyunun bilmediği bazı gerçekleri de açıkladı. 23 Temmuz 2010 tarihindeki Balyoz davasında 102 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmasıyla ilgili dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüşmesini anlattı. Başbuğ, “Cumhurbaşkanı’na şunu söyledim; ‘Durum vahim, haberiniz var mı? Bu orduyu yıkarız anlamına gelir ve ben böyle bir orduya komuta edemem. Ya görevi bırakırım ya da vermeyeceğim.’ Sonra arkadaşlara talimat verdik; ‘Polis gelirse sokmayın, zorlarlarsa çatışın.’ İçişleri Bakanı ‘Polis beni çok sıkıştırıyor’ dediğinde, ‘Kusura bakmayın, uygulayamam’ dedim.”

İÇİMİZDEKİ HAİNLER OLMASAYDI
Başbuğ, Atatürk’ün ordusuna ihanet edildiğini, işlenen hukuk cinayetlerinin asıl failinin Cemaat olduğunu söyleyerek şöyle dedi: “Bizim içimizdeki hain subaylar olmasaydı bu komplolar olmazdı. Başarıya ulaşamazlardı. Bunlar halen varlar. Operasyonlar yapıldığı zaman bütün arkadaşlarımı, karargahımı aldılar. Çıkıp açıklama yapamadım, en büyük pişmanlığım da bu oldu.”

ABD, TÜRK ORDUSUNU DERİN DEVLET OLARAK GÖRDÜ
Başbuğ’un konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:
“2001’in başında ABD’de George W. Bush Başkan oldu. Önceki Başkan Clinton döneminden itibaren ABD’de, Irak’a askeri müdahale planları üzerinde çalışmalara başlanmıştı. Bush yönetimi; Türk ordusunu, derin devlet olarak görmekteydi. Bu derin devlet; Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesine, ılımlı İslam konseptinin uygulanmasına, Türkiye’deki terör sorununun ‘siyasi çözüm’ ile çözülmesine engeldi. 1 Mart 2003’te tezkerenin geçmemesinin sorumluluğu da TSK’ya yıkılınca bu yönetimin TSK’ya karşı yapılanlara sıcak baktığı, devlete ait bazı kurumların ve kurumlardaki bazı kişilerin bu oyunda rol aldığı veya destek verdiği ifade edilebilir. Cemaat’in işlenen hukuk cinayetlerinin faili olduğu anlaşılmaktadır. Bu cinayeti, yargı ve Emniyet içine yerleştirdikleri kadroları vasıtasıyla işlemiştir. Bir Genelkurmay Başkanı’nın, özel yetkili savcılar ve hakimlerin yaptığı gibi suçlanması, hiçbir zaman kişisel suçlama olarak kabul edilemez. Bu suçlama, gerçekte onun şahsı üzerinden TSK’ya yöneltilen ağır bir suçlamadır.
Amaç, Türk ordusunun gurur ve onurunun kırılmasıdır. Eski itibarına kavuşan Türk ordusunun başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Çünkü bu ordunun mayası sağlamdır. Çünkü bu ordu, Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusudur. Ancak, geçtiğimiz dönemde Atatürk’ün ordusuna ihanet edilmiştir. Bush yönetimi, TSK’ya karşı oynanan oyunu desteklemiştir. Siyasi iktidar, ‘Ne istediler de vermedik’ ve ‘Aldatıldık’ ifadeleri ile Cemaat’e gerekli desteği verdiklerini, zaten kendi sözleriyle açıkça belirtmiştir.

CEMAAT, İŞLENEN HUKUK CİNAYETLERİNİN FAİLİ
Cemaat ise işlenen hukuk cinayetlerinin asli failidir. Bu cinayeti yargı ve Emniyet içine yerleştirdikleri kadroları vasıtasıyla işlemiştir. Bu konudaki rahatsızlığımızı her platformda ilgililerin dikkatine sunduk. Yapılanların arkasında Cemaat’e bağlı po-lislerin ve yargı mensuplarının olduğunu söyledik.

TSK SORUN OLARAK GÖRÜLÜYORDU
Başta ABD olmak üzere uluslararası güçler Irak’taki gelişmeleri de dikkate alarak, Türkiye’ye PKK terör örgütünün etkisizleştirilmesi için ‘siyasi çözüm’ün uygun olacağını ifade ediyorlar. ‘Siyasi çözüm’ün önündeki temel engel, elbette TSK idi. O zaman, TSK halkının gözünde itibarsızlaştırılmalı ve sesi kesilmeliydi. Başımızı kuma gömmeyelim; bugün Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı büyük sorunun arkasında, temelde iki ayrı millet olma iddiası ve davası yatmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ebedi başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ise çözümü, Türk milletini şöyle tanımlayarak ortaya koymuştur: Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, Türkiye halkına Türk milleti, denir.

TSK’YA ASIL KOMPLO ERGENEKON’LA KURULDU
TSK’ya asıl komplo Ergenekon davası ile kuruldu. Ergenekon, Türkler için bir destanın, efsanenin adıdır. Bu kelimenin, bir davaya isim olarak verilmesi de anlamlıdır. Türklüğü aşağılamak için bu isim kullanıldı.

‘BORU’ DEDİĞİME BEN DE İNANMIŞTIM
Poyrazköy davası direkt olarak Deniz Kuvvetleri personelini hedef aldı. Benim bu olayla ilgili boş lawlara ‘boru’ dediğim söylendi. Bu algı operasyonunda ben bile buna inanmışım. Daha sonra boru şeklinde bir sözümün olmadığını fark ettim. Gerçi desem ne olacak? 2 Ekim 2015 günü Poyrazköy davasında tüm sanıklar için beraat kararı verildi. Ancak, bu süreçlerde hayatını kaybedenlere ne olacak? Yıllarca hürriyetleri elinden alınanların, kayıpları nasıl telafi edilecek? Komplocular hesap vermeyecek mi? Şimdi 2009 yılında Poyrazköy’de bulunan mühimmat üzerine ortalığı ayaklandıranlar ve bu komployu kuranlar ne diyecek, nasıl davranacak diye bir beklenti içinde değilim. Çünkü, onlar o gün de vicdan sahibi değildiler, bugün de onlardan vicdanlı ve onurlu davranmaları beklenemez.

EN BÜYÜK İHANET: BALYOZ
Tarih, Balyoz davasını bir ülkenin kendi ordusuna yapacağı en büyük ihanet olarak yazacaktır. Bu darbe ile, pek çok değerli TSK personelinin ilişiği kesilmiştir. Yeniden yargılanma neticesinde, 7 arkadaşım dışında herkes bu davadan beraat etti. O arkadaşlarımın da beraat edeceğine yürekten inanıyorum.

HESAPLAŞMAK İÇİN EMEKLİLİĞİMİ BEKLEDİLER
30 Ağustos 2010’da emekli oldum. Herhalde, benimle hesaplaşmak için emekli olmamı beklediler. Suçlama için de ‘İnternet Andıcı’nı seçtiler. İnternet Andıcı, internet sitelerini konu alan, metin kısmı iki sayfadan ibaret tamamlanmış bir karargah çalışmasıdır. Andıcın içinde suç unsuru teşkil edecek bir husus kesinlikle yoktur. Ama, Ergenekon savcıları ve hakimleri için bu önemli değildir.

BU KOMPLOLARI KURANLAR YARGILANMALI
Ortada yapılacak iki şey kalmıştır: Birincisi, bu süreçte zarar görenlerin ‘itibarlarının’ geri verilmesi, böylelikle TSK’nın kırılan onur ve gururunun tamir edilmesidir. İkincisi ise bu komploları planlayan, icra eden ve açıkça destekleyenlerin yargı önüne çıkartılarak, adil şekilde yargılanmasıdır. Hâlâ önümüzde zaman ve şans olduğunu düşünmekteyim. Heyetinizin bu tarihi fırsatı en iyi şekilde kullanacağına ilişkin inancımı koruyorum.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.