Açılım sürecinin kanlı bilançosu 3: Kandil’de eğitim şehirlerde terör

KCK, 2009’da resmi olarak başlatılan açılım süreciyle hayat buldu ve şehir merkezlerine yöneldi. Siyasi, adli, kolluk gibi sözde devlet yapısını örgütleyen KCK açılım sürecinde faaliyetlerini artırdı. Operasyonlarla yediği darbeyi, süreçte başlayan tahliyelerle kıran terör örgütü, güvenlik güçlerine verilen ‘Operasyon yapmayın bazı olayları görmezden gelin’ talimatlarıyla elini güçlendirdi

Açılım sürecinin kanlı bilançosu 3: Kandil’de eğitim şehirlerde terör
18 Eylül 2015 Cuma 19:53

Ceyhun Bozkurt

Açılım ne zaman başladı derseniz, aslında özü 2005-2006’lara uzanır. 2006’da İmralı’nın kontrolü MİT’e geçmiş ve temasları bu kurum sürdürür olmuştu. Zaten dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın 12 Ağustos 2005’te Diyarbakır’daki konuşmasında kullandığı “İlla ‘ad koyalım’ diyorsanız, Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Bu sebeple ‘Kürt sorunu ne olacak?’ diyenlere diyorum ki, bu ülkenin başbakanı olarak, o sorun, herkesten önce benim sorunumdur” ifadeleri açılımın ilk işaretiydi. Cengiz Çandar, Erdoğan’ın bu konuşmayı yaptığı için pişman olduğunu açıklasa da ok yaydan çıkmıştı.
Dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner görüşmeleri yürütürken, öbür tarafta terör örgütü yoğun bir faaliyet içindeydi. 2000’li yıllarla birlikte devletleşme hedefine göre hareket eden terör örgütü buna göre örgütlenme çalışmaları yürüttü.
Öcalan’ın yakalanmasının ardından önce 2002’de KADEK’i, sonra da 2003’te KONGRA-GEL isimlerini kullanmaya başlayan örgüt, 2005 yılının Nisan ayında kritik bir adım atarak KKK (Koma Komalen Kürdistan - Kürdistan Demokratik Konfederalizm) isimli yapıyı kurdu. PKK’nın 28 Mart-4 Nisan 2005 tarihli 11. kongresinde kurulan ve Yürütme Konseyi Başkanlığı’na Murat Karayılan’ın getirildiği yapı, 2007 yılında KCK (Koma Civaken Kürdistan - Kürdistan Topluluklar Birliği) Sözleşmesi çerçevesinde örgütlendi. Yapı Türkiye’de “PKK’nın şehir yapılanması” olarak bilinse de, sözleşme okununca görülüyordu ki, bir devlet yapılanması hayata geçirilmişti.
KCK yapısı, 2009’da resmi olarak başlatılan açılım süreçleriyle hayat buldu ve o döneme kadar hayat bulamadığı şehir merkezlerine yöneldi. Siyasi, adli, kolluk gibi sözde devlet yapısını örgütleyen KCK terör örgütü, 2013’te başlayan son açılım sürecinde faaliyetlerini artırdı. KCK operasyonlarıyla yediği darbeyi, süreçte başlayan tahliyelerle kıran terör örgütü, şehir merkezlerinin kontrolünü adeta eline almaya başladı. Özellikle güvenlik güçlerine verilen “operasyon yapmayın, bazı olayları görmezden gelin” yönündeki talimat, terör örgütünün elini güçlendirdi.

EMNİYET’İN RAPORUNDA YDG-H
Terör örgütü açılım sürecinde güçlendirdiği yapılardan biri sözde asayiş kuvvetiydi. Adına “YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi)” dedikleri terör yapılanmasını kuran KCK, bu örgüt üzerinden eylemselliğini sürdürdü. 2013 yılının Ağustos ayında hazırlanan Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı raporunda YDG-H için şu tanım yapılıyordu: “Kırsal alanda ortaya çıkabilecek bir boşluğun doldurulması ve bölgede örgütün etkinliğiin hissettirilmesi adına veya olası bir serhildan-şehir gerillası stratejisi kapsamında silahlı mücadeleyi ve kentsel ayaklanmayı paralel yürütmesi amaçlanan YDG-H/YDG-K yapılanmalarının 2013 yılı başından bu yana Kentsel Alanda faaliyetlerini arttırarak sürdürdüğü görülmüştür.

SALDIRILARIN NİTELİĞİ ARTIYOR
Söz konusu yapılanmaların gençlik örgütlenmesinin yanında sözde asayiş yapılanması olarak öngörüldüğü, bu kapsamda YDG-H/YDG-K yapılanmaları mensuplarının ‘şehir gerillası’ örgütlenmesini tesis edebilmek amacıyla kırsal alanda eğitilerek şehir merkezlerine aktarımlarının sürdürüldüğü, en son Mardin ilinde YDG-H/Asayiş yapılanmasının kuruluşunu ilan ettiği, Diyarbakır ilinde de kırsal alanda eğitim gören yeni YDG-H mensupları için mezuniyet töreni düzenlenerek il merkezine gönderildikleri, ayrıca şehir merkezlerindeki eylemlerde kullanmaları amacıyla ayın başında silah temini yaptıkları, nitekim ayın ortasından itibaren başta Şırnak ve Hakkâri illeri olmak üzere bölge illerinde düzenledikleri korsan gösteriler esnasında söz konusu silahlar ile güvenlik güçlerine saldırdıkları, düzenlenen molotoflu, EYP’li, silahlı saldırılarının niteliğinin arttırılarak devam ettirildiği, güvenlik güçleri / sivil araçlar / işyerleri / otel / cami / dernek / okullar / eğitim kurumlarının başlıca hedefler olarak seçildiği, ayrıca üzerlerinde baskı kurmak amacıyla koruculara -ailelerine/evlerine yönelik tehdit/keşif/hırsızlık faaliyetlerinin devam ettiği, bazı koruculara koruculuğu bırakması için örgüt mensupları tarafından para teklif edildiği görülmüştür.”

MİLİTANLARINA ‘VALİ ATAYIN’ DİYORLARDI
Uzmanlar, açılım sürecinin avantajını kullanan örgütün, militanlarını meskun mahal olarak bilinen şehir savaşlarında da eğittiğini hatırlattı. Suriye’deki iç savaşta PKK’nın belli bölgeleri kontrol etmesi sayesinde militanlarına burada şehir savaşı, el yapımı patlayıcı yapma eğitimi verdiğini hatırlatan Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı, eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin “Seçim sonuçları buna örnektir. Terör örgütü KCK paralel devlet yapılanması sayesinde şehir merkezlerine hakim olmayı amaçladılar” dedi.
Şehir merkezlerinin devlet ve hükümetlerin yumuşak karnı olduğunu hatırlatan Pekin, şunları vurguladı: “Şehir merkezlerinde tedbir almak zordur. Çünkü tedbir alınan yerin dışında yerlerde de eylemler yapılabilir, bombalar patlatılabilir. Vatandaşların zarar görme ihtimali yüksektir. Bu nedenle devlet ve özellikle de iktidarlar için sıkıntılar doğar. Oy kaybettirir.”
Mevcut örgütlenmenin tamamen açılım sürecine paralel oluşturulduğunun altını çizen Pekin, KCK’nın böyle büyük bir darbeyi de beklediğini söyledi. Pekin “Kendilerini hakim zannediyorlardı. Militanlarına ‘Vali ataması yapın’ diye talimat bile gönderiyorlardı. 24 Temmuz’daki hava harekatıyla paralel kara operasyonları ve şehir merkezinde polis operasyonları hemen yapılsaydı, belki daha erken sonuç bile alınabilirdi” diye konuştu.




İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.