Üniversitelerin gündemi ne olacak?

"Türkiye’de yüzde 17.7’ye ulaşan genç işsizilik ile birlikte gelecekte ne olacağım kaygısı her geçen gün daha da artarken, bu tablo önümüzdeki günlerde yeni patlamalara gebe bir durumu işaret ediyor."

Üniversitelerin gündemi ne olacak?
25 Eylül 2015 Cuma 19:58

Sinan Sungur / TGB Genel Sekreter Yardımcısı

Üniversitelerde yeni dönem ile birlikte yeni sorumluluklar ve görevler gençliğin önünde duruyor. Türkiye’de yüzde 17.7’ye ulaşan genç işsizilik ile birlikte gelecekte ne olacağım kaygısı her geçen gün daha da artarken, bu tablo önümüzdeki günlerde yeni patlamalara gebe bir durumu işaret ediyor. Ülkedeki ekonomik belirsizlik, üniversite ve yaşam arasındaki plansızlık ile birleştiğinde bu kaygılar günden güne artmakta ve gençliği yeni çözümleri aramaya hızla itmektedir.
Bu çözüm gençliğin üretmek, kendini gerçekleştirmek ve hayallerinin peşinden koşmak arzusunun ülke yararına şekillendirilmesini mecbur kılıyor. Bu kaygılar, bireysel çözümleri değil gençliğin ülke sorunlarının çözümünde ortak irade belirlemesini yakıcı hale getiriyor. Mezun olunca ne yapacağım sorusu daha üniversite kayıt telaşında bile kendisini dayatırken, okullarda yaratacağımız üretim alanları ve ortak çözümü işaret eden işlerle gençliği bu noktada birleştirmeye devam edeceğiz.
Türk gençliğinin esas kaygısı bireysel sorunların çok ötesindedir. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü bütün kaygıların ötesinde birinci sıradadır. Yıllarca milli kimliğinden koparılma çabasına rağmen gençlik, 30 Ağustos ile başlayan ve yaklaşık onbeş gün süren Mehmetçik eylemlerinde en önde yer alarak asıl kaygısını tüm ülkeye göstermiş oldu. Gençlik, Türk ordusunun PKK’yı bitirme harekatında Mehmetçiğin yanında konumlanarak, tarihsel vazifesini yine geçmişinden gelen yetenekleri ile yerine getiriyor. Vatanın birlik ve bütünlüğü uğruna Mehmetçiğin bir arka siperinde görev alarak, canı pahasına ülkesini savunacağını tekrar tekrar ispatlıyor.
24 Temmuz günü başlayan, Türkiye’nin milli imkanları ve kabiliyetleri ile yürüttüğü büyük vatan savaşında, cephe gerisinin daha da güçleneceği günler geldi. Türkiye’nin içine girdiği bu savaşın cephe gerisinde üniversiteler, en önemli mevzilerden birisidir. Haziran Ayaklanması ile milli değerlere yapılan saldırılara ve dayatılan geleceksizliğe karşı milyonlarca genç ayağa kalkmıştı. Şimdi en az o kararlılıkla ve daha uzun soluklu bir iradeyle PKK’ya karşı verilen mücadelede yeni görevlere hazırlanıyoruz. Okulların açılması ile beraber daha diri ve güçlü olacağımız kesin. Üniversiteler yeni dönemde bu gündem ile yatıp kalkacak, gençliğin kalbi cephede savaşan Mehmetçik ile çarpacaktır. Üniversitelerden esecek rüzgar PKK’yı yerle bir edecek ve Türkiye’yi birleştirecek iradeye güç katacaktır.
Milletimiz son onbeş günde gerçekleşen büyük eylemlerde PKK’nın şehir uzantılarının nasıl bitireleceğini “Meclis’te PKK istemiyoruz” sloganıyla ifade etti. Bu haklı talebin benzerinin üniversite özeline taşınması kaçınılmazdır. PKK, ülkenin her yerinde olduğu gibi üniversitelerde de etkisiz hale getirilene kadar daha örgütlü, daha disiplinli ve daha doğru bir proglamla mücadele etmek için en geniş gençlik kesimlerini bir çatı altında birleştirmek görevi önümüzde duruyor. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü korumak, Türk-Kürt kardeşliğini ebedi kılmak ve geleceğimizi kazanmak için yürütülen mücadele üniversitelerde daha fazla gündem olacak, en fazla ses üniversitelerden yükselecektir. Bunun önüne çıkabilecek engelleri, günlerce gece gündüz ellerinde Türk bayrakları ile sokaklardan ayrılmayan gençliğin iradesi bertaraf edecektir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nadir Şener Hatunoğlu - 5 yıl önce
Saygı ile.. Böylesine kapsamlı, derin bir konuya yorum yazmak, hiç de kolay değil. Ben sadece kariyer yapmış işsiz gençlere değinmek istiyorum. Yüce duygu ve düşüncelerle okullarını bitirmiş, fakültesiyle meslek edinmiş; dahası bir de yüksek lisans yapmış, baba evine dönmüş. İş?.. Yok. Bu genç hayatı nasıl yorumlar sizce?! Dünyaya niçin geldiğine mi yansın, yıllar yılı göz nuru döktüğü okul sıralarına mı yansın, ana-babanın heba olan özverisine mi yansın? Enerji ve meslek aşkıyla dolup-taşan bu genç, kahve köşelerine hapsedilebilir mi? Gördüğümüz kadarıyla devlet büyükleri, işsizin sorunlarını değil, klozetin altın mı yoksa gümüş mü olması gerektiğini yani ' Klozetin' sorununu daha önemli saymakta... *matematikçi, bilim uzmanı*