Tarafsızlığını yitirenlerin kamu görevine dönmesi

Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Bülent Serim yazdı:

Tarafsızlığını yitirenlerin kamu görevine dönmesi
14 Haziran 2015 Pazar 09:58

Bülent Serim / Eski Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri
Bilindiği gibi seçim sürecini başlangıcında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı AKP’den milletvekili aday adayı olmak için görevinden ayrılmış, ancak baskı sonucu görevine geri dönmüştür. Seçim Yasası’na göre, seçim sonuçlarının ilanını izleyen günlerde aday olamayan ya da milletvekili seçilemeyen tüm kamu görevlileri görevlerine geri döneceklerdir.
Kuşkusuz tarafsızlığını yitirmiş, siyasal kimliğini ve tercihini ortaya koymuş bir MİT Müsteşarı’nın aynı göreve yeniden atanması çok vahimdir. Çünkü MİT, adındaki “Milli” sözcüğünden de anlaşılacağı gibi bir “Devlet İstihbarat Örgütü”dür. Oysa yapılan atama, ne yazık ki Müsteşarı gibi MİT’i de siyasallaştırmış, “Parti İstihbarat Örgütü” durumuna dönüştürmüştür.
Ancak bunun kadar vahim olan, siyasal kimliğini ortaya koymuş pek çok üst düzey kamu görevlisinin görevine geri dönecek olmasıdır.
Acaba seçimlere katılmak için görevinden ayrılıp, bir siyasal partiden aday adayı olanların, yani kısaca tarafsızlığını yitiren kamu görevlilerinin, aday olamamaları ya da seçimi yitirmeleri üzerine görevlerine geri dönmeleri doğru mudur, hukuka uygun olur mu?
Öncelikle 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Yasa’da bu konuyu düzenleyen bir kural olduğunu vurgulamalıyız.
Gerçekten, Yasa’nın ek 7. maddesinde; yüksek mahkeme üyeleri, yargıçlar, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar dışında, milletvekili seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlilerinin, adaylığı ya da seçimi kaybetmeleri durumunda görevlerine dönebilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yasal olmakla birlikte bu kural, kanımızca doğru olmadığı gibi hukuka ve Anayasa’ya uygun da değildir. Amacımız da bu kuralı tartışmaya açmaktır.
Tarafsızlık esastır
Anayasa’nın 70. maddesinde, her Türk’ün kamu hizmetine girme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra, hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilmeyeceği vurgulanmıştır.
Buradaki sihirli vurgu “görevin gerektirdiği nitelikler” söyleminde yatmaktadır. Bu niteliklerden birine Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilmiştir ki, o da “tarafsızlık” ilkesidir.
Anayasa’nın “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmeksizin yasa önünde eşit olduğu belirtildikten sonra, kamu görevlilerine tarafsız olma zorunluluğu getirilmektedir.
Maddenin son fıkrasına göre, “Devlet organları ve idare makamları” tüm işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun davranmak zorundadırlar. Devlet organları ve idare makamları soyut kavramlardır. Onları somutlaştıran insan öğesidir, yani kamu görevlileridir. Bu kural gereğince kamu görevlileri, kamu hizmetinden yararlanacaklar arasında siyasal düşünceleri, felsefi inançları, mensup oldukları din ve mezhepleri nedeniyle ayrım yapamaz.
Ayrıca Anayasa’nın 68. maddesinde, tarafsızlıkla doğrudan ilgili olduğu için, memurlar ve diğer kamu görevlilerine siyaset yapma yasağı getirilmiştir.
Yine tarafsızlığa ilişkin bir başka düzenlemeye 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda yer verilmiştir. Yasa’nın tarafsızlığı düzenleyen 7. maddesine göre; Devlet memurları siyasal partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasal parti, kişi ya da zümrenin yararını ya da zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar, görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapamazlar, hiçbir biçimde siyasal ve ideolojik amaçlı bildirimde ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.
Seçime katılmak için bir siyasal parti üyesi olan kişi, o siyasal partinin dünya görüşünü benimsemekten öte bu görüşü savunacağını taahhüt ediyor demektir. O kişi artık siyasal kimlik kazanmış ve tarafsızlığını yitirmiştir. Bu kişinin yukarıda yazılı anayasal ve yasal kurallar bağlamında tarafsız olması olanaksızdır. Bu kişi kamu görevine yeniden döndükten sonra istediği kadar tarafsız davransın, yaptığı her işe kuşkuyla bakılacak ve arkasında siyasal bir neden aranacaktır.
İşte bu nedenle diyoruz ki, bir siyasal parti çatısı altında siyasete atılan kişinin, adaylığı ya da seçimi kaybetmesi durumunda kamu görevine dönmesi uygun ve doğru değildir. Bu dönmeye olanak sağlayan yasal düzenlemenin de anayasal kurallara uygunluğu tartışmalıdır.
Kamu görevi yönünden de uygun değildir
Aslında kamu görevlileri seçimlerde bir siyasal partiden aday olurken iki beklenti içine girmektedirler: (ı) Seçildikleri takdirde milletvekilliği statüsüne kavuşmak (bizde bu statü oldukça albenilidir); (ıı) seçilemediği takdirde ise, eğer aday olduğu parti iktidara gelirse milletvekilliği adaylığını bir “nitelik/kartvizit” olarak kullanmak.
Ne yazık ki, AKP dönemi uygulamaları kamu görevine dönenlerin beklentilerini haklı çıkarmaktadır. Özellikle önemli görevlere atamada AKP milletvekili adayı ya da aday adayı olanlara öncelik verilmektedir. Bunun pek çok örneğini vermek olanaklıdır.
Kamu görevinden istifa ederek AKP milletvekili adayı olanlardaki sayı yüksekliği bundandır.
Tarafsızlığını yitirenlerin kamu görevine dönememesi bu hukuka aykırı uygulamanın da önüne geçecektir.
Kamu görevlilerine seçilme hakkı verilmelidir, ancak...
Anayasa’nın 67. maddesinde seçme ve seçilme hakkı tüm yurttaşlar için öngörülmüş; 76. maddesinde de, 25 yaşını dolduran her Türk’ün milletvekili seçilebileceği belirtilmiştir.
Kuşkusuz kamu görevlileri de bu bağlamda seçilme hakkına sahip olmalıdırlar. Ancak, bedelini ödemek koşuluyla. Yani seçime katılan kamu görevlisi, aday olamaması ya da seçimi kaybetmesi durumunda görevine geri dönememelidir. Anayasa’nın 70, 10 ve 67. maddelerinin birlikte okunmasından çıkardığımız sonuç budur.
Nitekim yargıç ve savcılar ile subay ve astsubaylar bu bedeli ödemektedirler. Tarafsızlık esas alındığında kamu görevlilerinin de yargıç ve savcılardan ya da subay ve astsubaylardan farkı bulunmamaktadır.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.