Siyasal tiyatrodan sinemaya Erkan Yücel

"Bereketli ve geniş düzlüklerle sonsuzluğa uzanıyormuş gibi duran Söke ovasının, uçsuz bucaksız toprakları üzerinde bir söylenceden hâlâ söz edilir."

Siyasal tiyatrodan sinemaya Erkan Yücel
10 Eylül 2015 Perşembe 19:59

Halit Payza

Bereketli ve geniş düzlüklerle sonsuzluğa uzanıyormuş gibi duran Söke ovasının, uçsuz bucaksız toprakları üzerinde bir söylenceden hâlâ söz edilir. Yalnız Söke ovasında değil, Konya’da, Ulukışla’da, Sivas’ta, Kahramanmaraş’ta, oraların yoksul köylüklerinde, her yerde. Söylence bir adamı anlatır Erkan Yücel! Bir adam, sıradan insan olmaktan soyunmuş, söylence urbalarına bürünmüştür! 12 Mart, toplumu ezip geçerken, Erkan Yücel’e tiyatro yolunu kapatır. O, buna karşın Söke’de, Konya’da, Ulukışla’da, Sivas’ta, Kahramanmaraş’ta, oraların yoksul köylüklerinde, her yerlerde “iki kalas bir heves”, kelimenin gerçek anlamıyla tiyatro yapar. 13 Mart 1944’te, Ankara’da Hacıdoğan’da bir çıkmaz sokak ilk duymuştur ağlamalarını, ilk o çıkmaz sokak tanık olmuştur dünyaya gözlerini açtığına. Yoksul ve bakımsız bir evdir, baba demiryolu işçisidir, anne de ev kadını. Altı yaşında, evlerinin avlusuna, annesinin çamaşırlığından aldığı çarşafı iki kalasa gerer, önüne geçer, meddah gösterileri yapar. İlk sahne tozunu evlerinin önündeki çıkmaz sokakta yutar. Gençlik Parkı Açık Hava Tiyatrosu onun kutsal mekânıdır. Gazetecilerin ücretsiz girdiği oyunu izlemek için sabah satamadığı gazetelerle, kapıya dayanıp, “Gazeteciyim” diyerek tiyatroya girmeye çalışır. Tiyatroya bilet alabilmek için düğünlere gider, gelin ve damadın üzerine atılan kuruşları toplar. Nâzım’ın güzel günler, güneşli günler gören çocuklarındandır o! Lisede, tiyatro için eğitimini yarıda bırakır. Ankara Deneme Sahnesi’nde sahneye çıkar. İzleyici değil izlenendir. Sahnede “Affedersiniz Yanlış Numara” adlı Özdemir Nutku’nun yazdığı oyunda, küçük bir rolde görürüz onu. Yine Nutku’nun “Arlecchino’nun Cambazlıkları” oyunundadır. Camus’nün “Yanlışlık” oyununda da o vardır. Halkevlerinde düzenlenen tiyatro kurslarına katılır. Ankara Devlet Konservatuarı’na başvurur ve iki kez geri çevrilir, gerekçe, ‘ağız yapısının uygun olmadığıdır’. Daha sonra Devlet Tiyatrosu’ndan gelen oyunculuk teklifini geri çevirir. Kırılan gururunu onarmaktadır. ‘Evet’ dese, belki de AST’a girmeyecek, orada “Ayak Bacak Fabrikası”, “Klimanjaro’ya Tek Başına Tırmanmak” oyunlarında oynayamayacaktı. “Hitler Rejimi’nin Korku ve Sefaleti” 12 Mart’ın karanlığında, karanlık güçlerce tutuklandığı oyunun adıdır. 15 yıl ağır hapis cezasına mahkûm olacak, işkence görecektir. Oyun göz altıların, işkenceli sorguların, yargısız infazların yaşandığı bir paranoyadır. Yücel, bu sistemi eleştirmek için bilinçle bu oyunu seçmiştir. Oyuncu arkadaşlarının bu oyunun yasak olduğunu anımsatmalarına karşın, “Üç oyun da olsa oynayacağız!” diye yanıtlar. Yasaklı oyunun yeniden yasaklanacağını bilir. 12 Mart faşizminin gizli yüzü bir kez daha ortaya çıkmış olacaktır. Bunun için ödenecek bedeli göze almıştır. Oyun üç değil, altı kez oynanır ve yasaklanır. Hücreler, onun yeni sahnesi olacaktır. En kötü koşullarda oynamayı sürdürür. İşkenceli sorgularda da, arkadaşlarına moral vermek ve direnmelerini sağlamak için oyuna dönüştürecektir. İşkenceli sorguya götürülen Fatmagül Berktay’a çözülsün ve konuşsun diye Filistin askısındaki Erkan Yücel’i gösterirler. Yücel, Fatmagül Berktay’ı görünce, moral vermek için o acı içerisinde bile maymun taklidi yapmaya başlar. Altı kez oynayıp, on beş yıl ağır hapse mahkûm olduğu oyundan kimi sahneleri, kendisine gösteri yapmasını isteyen işkencecilerine oynar. İfadesini yazmak için uzatılan kâğıtlara “Kahrolsun faşistler” diye yazmaktan kendini alamaz. 15 yıl ağır hapis cezası almasına karşılık iki yıl yattığı hapishane koğuşu onun yeni sahnesi olur. Cezaevi sonrası yine AST’tadır. Gorki’nin “Ana”sında oynamaktadır. AST’la ideolojik farklılıklar da ortaya çıkmaya başlar. AST’tan ayrılır, Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu’nu (DAST) kurar, ardından da Halk Oyuncuları’nı. İki kalas bir heves, yoktan tiyatro sahnesi yaratacağı Anadolu turneleri gelir ardından. Tunceli’ye, Kahramanmaraş’a, Söke’ye, Çukurova’nın bereketli topraklarına, tiyatro yüzü görmemiş köylere gider, oyunlar oynar ve köylüleri oyunlarında oynatır. Traktör römorkları onun için tiyatro sahnesidirler. Çıkar ve oynar. Önemli olan nerede oynandığı değil, oyunun oynanmasıdır. Sinemada da vardır Erkan Yücel; Endişe’de, Orhan Kemal’in 72. Koğuş’unda, Bereketli Topraklar Üzerinde’de, Ferit Edgü’nün Hakkâri’de Bir Mevsim’inde, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı’sında... 1975 yılında San Remo Film Şenliği’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü, aynı yıl Adana’da da aynı ödülü alır. Son filmi Lorca’nın “Kanlı Düğün”ünden uyarlanan “Sevda” olacaktır. Çekimleri Kuşadası’nda yapılmaktadır. Filmde ‘Uçurtmacı Ali’yi oynayacaktır. “Endişe” yasaklanmıştır, Yorgun Savaşçı, 12 Eylül’ün kurbanı olmuş, yakılmıştır. “Sevda”nın da sonunun onlar gibi olacağını düşünmektedir. Filmin değil ama, kendi başına ölüm gelecektir. 9 Eylül 1985’te Selçuk’tan Kuşadası’na gitmek için yola koyulduklarında kaza geçirecek ve yaşamını yitirecektir. Mezarı bir ‘gösteri yeri’ ve ‘tiyatro okulu’dur.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.