Savcının öldürülmesi ve adliyedeki heykeller

Savcı Kiraz’ın öldürüldüğü İstanbul Adliyesi’ne giden herkes bilir. Adliyeye girdiğinizde sizi 2 heykel karşılar. Yunan mitolojisinde adaleti temsil eden Themis’in heykelleri... Gözü kapalı, elinde kılıç ve terazisiyle bu 2 heykel arasında savaş var

Savcının öldürülmesi ve adliyedeki heykeller
08 Nisan 2015 Çarşamba 12:22

Mehmet Bozkurt
İmam Hatipli bir Cumhuriyet Savcısı. Hakyolcular’dan. Bilenler, Savcı’nın “bu ruhi terbiye ile yetiştiğini” söylüyor. Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nda çalıştı. Devlet memurlarının dahil olduğu soruşturmalar onun elinin altındaydı. Zor bir görevdi. 
Gezi davalarında şikayet edilen polislere de bu büro bakıyor. Berkin Elvan’ı gaz fişeğiyle başından vuran polislerle ilgili dosyada rutin işlemler dışında bir adım atılmıyor. Adnan Çimen’le başlayan dosyaya sırasıyla Abdullah Yıldırım, Faruk Bildirici, Seyfettin Atıcı baktı. Dosya son olarak Mehmet Selim Kiraz’a gelmişti. 
Savcı Kiraz’ın yürüttüğü soruşturmalarda, şüpheli kamu görevlilerinin tespiti aşamasına gelinmişti. Berkin Elvan dosyasında şüpheli polis sayısını 21’den 3’e düşürmüştü. Mehmet Kiraz bir savcının yapması gerekeni yapıyordu. Ortada ne hedef alınacak ne de övülecek bir durum var. Hakkıyla işini yapmaya çalışıyordu. 
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir savcının başına silah dayayarak adliyede rehin alınması ve ardından öldürülmesi olayı yok.
İstanbul Adliyesi’nde Mehmet Selim Kiraz’ın katledilmesi bir ilk. Üstelik saldırıyı gerçekleştirenler propaganda için fotoğraflarını, ses kayıtlarını paylaştılar. Gazetecilerle görüşüp, canlı yayına bağlandılar. Savcıyı öldüreceklerini açıkça sık sık tekrarladılar. DHKP-C’lilerin paylaştıkları fotoğraflarda başlarında görülen siyah bere de öldürmeye geldiklerine dair başka bir imza. 
Bu olaydan geriye akıllarda; maskeli bir yüz tarafından ağzı bantlı, başına silah dayanmış bir savcı fotoğrafı kaldı. Her eylemin bir amacı ve mesajı vardır. Savcının öldürülmesindeki amaç neydi? 
Siyasi iradenin adeta davacı olduğu dosyalarda silahı davalı tarafa oturtulmak istendiği amacı oldukça net. Toplumda ise hakim ve savcıların siyasi baskı altında olduğu bu nedenle terör gruplarına fırsat ortamı doğduğu duygusu yayılmıştır.
Kime, ne mesaj verildi?
Arkadaşlarının başına soğuk bir namlu ucunun dayandığı saatlerde yargı mensupları adliyeyi terk etti. Mesaj onlaradır. Yargı mensuplarında güvensizlik ve yalnızlık duygusu arttırılmıştır. 
Gezi protestolarında demokratik hak arama mücadelesi için toplanarak, birlik ve dayanışma içinde olan kitlelerde mücadelelerinin boşa çıkartıldığı, baskıcı ve karmaşık bir ortama doğru sürüklenildiği kanaati oluşmuştur.
Berkin Elvan’ın katillerinin ortaya çıkarılması için Savcıyı rehin alanlarla görüşmek için Sami Elvan adliyeye gitti, arabulucu oldu. “Kan kanla yıkanmaz” diye çırpındı. Cenazelerin kalktığı gün Elvan ailesi yaptığı açıklamada, “Dün itibarıyla bizim davamızın adil bir yargılama ile sürdürüleceğine olan inancımız iyice bitmiştir” dedi. 
Elvan ailesinin açıklaması yaratılan ortamın özetidir.
***
Savcı Kiraz’ın öldürülmesi konusunda en ilginç çıkış cemaat medyasından. Silivri’de tutuklu polisler dışarıda olsa bu eylemin olmayacağını... Cemaatçi polislerin DHKP-C’lileri gözünden tanıdığını söylüyorlar. 
Cemaat medyasındaki bu yaklaşımı Ekrem Dumanlı da dünkü yazısına, “Önce hesap verin” başlığı atarak sürdürdü. Şöyle diyor: “Yakın zamana kadar Türkiye, askerî ve bürokratik vesayete karşı demokratik zaferler kazanmıştı. Hukuk yoluyla elde edilen başarılar sayesinde faili meçhul cinayetler artık yaşanmıyor, derin örgütler cinayet işleyemiyor, karanlık odaklar toplumu birbirine düşman edecek eylemler gerçekleştiremiyordu.”
Madem öyle, neden o polisler 2013’te DHKP-C’nin AKP Genel Merkezi’ne yaptığı roketatarlı saldırıyı önleyemedi? Bir de Zaman gazetesi o saldırıda kullanılan silahların Poyrazköy kazılarında bulunanlarla aynı seriden olduğunu yazdı. O zaman Başbakan Erdoğan bile çıktı, bunların lafıyla açıklamalar yaptı.
Bazıları arşivi bilmiyor. Kandırılıyor olabilir ama DHKP-C 2011’den sonra eylemleri arttırdı. Onlarca eylem düzenlediler. İstanbul başta olmak üzere dört bir yanda bombalar patlattılar. Po-lisleri öldürdüler. En basiti; Zaman gazetesinin internet sitesinin arşiv bölümüne “DHKP-C” yazın, 2013 yılında 484 farklı haberde örgütün adının geçtiğini göreceksiniz. Sevdiklerinden haber yapmamışlardır muhakkak...
Önce arşivinize bakın!
Ben baktım. Dumanlı’nın “Değer üretemeyince” başlıklı yazısı hala arşivde duruyor. 23 Haziran 2014 günü yazdı. Emniyet ve adliye içinde cemaate karşı kanunsuz çalışmalar yapanlar olduğunu ve bunların isim isim bilindiğini söylüyor. Bu işlemlerin ileride yargılama konusu olacağı yönünde uyarı yapıyor. Bu uyarıdan sonra yazının tehdit dolu şu bölümü geliyor:
“Siyasetten güdümlü, ‘cadı avı’na soyunan devlet memurları şayet kanunsuz emirleri yerine getirmek için hukuk dışı işlere soyunuyorlarsa bilmeli ki yaptığı her icraat hukuka saygısı olan ve konuya vâkıf kişilerce ayrıntılı bir şekilde not ediliyor. Delilsiz ve mesnetsiz suçlu ilan edilen kişiler, kendilerine yapılan haksızlığı asla unutmayacak ve sonuna kadar hukuk mücadelesi verecek. Adliye’de durum biraz daha farklı. Kendini ‘Hakyolcu’ diye tanıtan bazı savcıların, Hizmet’e karşı yürüttüğü kanunsuz planlar gizli mi kalacak?”
Ekrem Dumanlı’nın bu yazısından anlıyoruz ki birileri adliyelerde not tutuyor. Demek ki hakim, savcı olmak kolay değil. Hele de cemaatin sevmediği biriyseniz sizi de bir yerlere not ediyorlar. O günden bugüne o notların biriktiği şüphesiz. Acaba o notlar nerelerde değerlendiriliyor? 
Bir gün adalet sağlanır ve mutlaka hesabı kanunlara göre sorulur.
***
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne giden herkes bilir. Meşhur C kapısından adliyeye girdiğinizde sizi 2 heykel karşılar.
Themis’in heykelleri. Yunan mitolojisinde adalet ve düzenin sağlayıcısı. Bu heykel evrensel olarak da adaletin sembolü olarak kabul edilir. Themis sol elinde adaletin simgesi olarak kefeleri eşit durmayan bir teraziyi, sağ elinde ise adaletin verdiği cezaların caydırıcılığını simgeleyen kılıcı taşır. Evrensel hukuk değerlerini temsil eden bu Themis heykelleri adliyede birbirine paraleldir. 
2 heykel dedik ya... Diğer heykel teraziyi sağ, kılıcı sol elinde tutar. Adalete karşı boynumuz kıldan ince olduğundan herhalde kimse kafasını kaldırıp bakmamış. Bu 2 heykel evrensel değerlerden ziyade İstanbul Adliyesi başta olmak üzere Türkiye’de adliyelerin içinde bulunduğu durumu simgeler. Biri Themis’in aslıysa o zaman diğeri paralel... 
Son yıllarda bu 2 heykelin kavgasını izliyoruz. Artık hakim, savcının cübbesine değil kılıç hangi elinde diye bakılır hale geldi. Türkiye’de yaşanan Themis savaşlarıdır. 
Savcı Mehmet Selim Kiraz işte bu Themis savaşının kurbanıdır.
Gerçek ile sahtenin, doğru ile yanlışın, hak ile haksızlığın savaşı bu. Tarih bize çakma Themis’in ve onun kılıcını tutanların adliyelerden temizleneceğini söylüyor. Sadece kanun ve vicdanıyla konuşan hakim, savcıların görev yaptığı adliyelerin kurulacağını biliyoruz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hakkı - 5 yıl önce
kendilerine düşman gördüklerini abd gibi ingiliz gibi yahudi gibi ünlenmeden namlanmadan kahran olamadan önce katlederler...