Mülteciliğe hayır milli devlete evet!

Binlerce insan memleketini terk ediyor ve Avrupa’ya göç ediyor. Bu insanların bir kısmı, göç sırasında hayatını kaybediyor. Onların en acıklı fotoğrafları basına yansıyor. Tüm dünya kamuoyu, geçtiğimiz gün Ege Denizi’nde boğulan ve cansız bedeni Bodrum’da kıyıya vuran minik Aylan’ın fotoğrafını izledi.

Mülteciliğe hayır milli devlete evet!
05 Eylül 2015 Cumartesi 18:57

Yunus Soner
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı

Binlerce insan memleketini terk ediyor ve Avrupa’ya göç ediyor. Bu insanların bir kısmı, göç sırasında hayatını kaybediyor.
Onların en acıklı fotoğrafları basına yansıyor. Tüm dünya kamuoyu, geçtiğimiz gün Ege Denizi’nde boğulan ve cansız bedeni Bodrum’da kıyıya vuran minik Aylan’ın fotoğrafını izledi.
Avrupa’ya kaçak yollarla gitmek isteyenler ya denizde ya da kamyon kasalarında hayatlarını kaybediyorlar. Batı basınının buna getirdiği değerlendirmeler: “Facia”, “felaket”. Sanki bir doğal afet yaşanıyor. Tsunami çağrışımı yapan “göç dalgası” gibi betimlemeler kullanılıyor.
Avrupa ve Batı gelişmelere kendi penceresinden bakıyor. Batılı hükümetler, bir “mülteci krizi” ile karşı karşıya bulundukları değerlendirmesini yapıyor. Görünürde iki endişeleri var: Mültecilerin gelişini durdurmak ve gelenleri aralarında paylaşmak.

KİRALIK TOPLAMA KAMPLARI
AB ülkeleri, topraklarını Brüksel’de pazara çıkarmış: Hangi ülke ne kadar göçmen alacak, karşılığında AB bütçelerinden nasıl bir ödenek elde edecek? Alacağı göçmen karşılığında bütçe payı istiyor.
AB ülkeleri mülteci kotaları tartışıyor.
Onlar için mülteciler bir güvenlik tehdidi, bir rakam, bir bütçe kalemi.
Bir de “insan.”
Batı yaygın olarak kullandığı “insanlık trajedisi” kavramı ile iki unsurun üstünü örtüyor.
“İnsanlık” kavramı, bütünsel olarak milletlerin acılarla karşı karşıya olduğunu örtüyor. Mülteci dramı, tekil şahıslardan oluşan bir kalabalığın dramına dönüştürülüyor. “Trajedi” kavramıyla ise, yaşananların siyasi nedenlerini ve en başta Batı’nın rolünü gizlenmektedir.
Emperyalizm çağında Batı, bizim ülkelerimize ve milletlerimize savaş ilan etti. Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den, Libya’ya değin Batı kâh işgalle, kâh bombardımanla, kâh desteklediği terör gruplarıyla, kâh darbe yaptırdığı ordularla saldırıları düzenledi.
Saldırıları, askeri müdahaleleri saymak yetmez, her zaman aynı olan hedeflerini de belirtmek gerek:
Milli devlet ve birliği çökertmek. “Mülteci krizini” yaratan budur.

BATI, ORTADOĞU’DA ‘MİLLET’ BİLMEZ
Batı bir yandan “karşısına çıkan göçmen sorunuyla boğuşurken” bir yandan, örneğin; Irak’ta Peşmerge ve Sünni gruplara silah dağıtıyor. Peşmerge de Kerkük’te yurtlarından Türkmenleri sürüyor.
Bir yandan Suriyeli göçmenleri paylaşırken, diğer yandan ÖSO’dan PYD’ye her türlü milli birlik düşmanına silah dağıtıyor, eğitim veriyor ve siyasi destek sağlıyor. Avrupa Parlamentosu Suriye’ye ambargo uyguluyor, “Rojava’ya” para topluyor.
Tesadüf değildir: ABD Devlet Başkanı Obama konuşmalarında “Sünnilerden” ve “Kürtlerden” bahseder, Suriye milletini tanımaz.
Batı’nın gözünde Ortadoğu’da millet yoktur. Silahlandırılması ve ayrı ayrı, birbirine düşürülmüş, un ufak edilmiş bölgelerde iktidara kavuşturulması gereken etnik ve mezhepsel gruplar vardır.
Ve işte PKK! Batılılar on yıllardır Kürt kimliğini, Türk milletinden ayırmak için hiçbir çabayı eksik bırakmadı. Avrupa’da “Türküm” deyin, size sorarlar: Türk müsün, Kürt mü, Alevi misin, Sünni mi?
Batı, Türk milletini tanımak istemez.

BÖLÜNEN ÇOCUK
Ege Denizi’nde boğulan çocuk hakkında çıkan haberler, Batı’nın tutumunu gözler önüne serdi. Bölmek için savaşa boğdukları ülkeden kaçan 3 yaşındaki bebeği de böldüler: Aylan Kurdi “Suriyeli Kürt” imiş! Tireli kimlik.
Oysa Aylan’ın kaderi tek bir şeyi gösteriyor: Emperyalizm güdümünde kurulan bölgelerde ne barış, ne de huzur olur.
“Şanlı direnişle kurtulan Kobaneliler”, Ege Denizi’nde boğuluyor.

MAZLUM MİLLETLERİ DAĞITMA GİRİŞİMİ
“İnsanlık trajedisi olarak adlandırılan “Mülteci krizi”, sorunu AB’nin duvarlarıyla sınırlar.
Vicdan kelimesini öne sürenler, AB hükümetlerine sınırlarını açmak için yalvarır. Bu “trajedi” karşısında sınırlar açılsın ki, mazlum milletler kelimenin tam anlamıyla dört bir yana dağılsın! “Mülteci krizi”, Batı’nın mazlum milletlere son saldırısıdır.
Bu nedenledir ki Batı basınında Suriye milletinin dört bir yana dağılmasını sorun gören haber ya da yazı bulamazsınız.

HEDEF: GİDENLERİMİZİ GERİ ALMAK
Biz Ege Denizi’nde boğulan çocuklara, Akdeniz’de yiten insanlara kendi penceremizden, Türkiye’den, Batı Asya’dan, Ortadoğu’dan bakıyoruz.
Bizim için, Türk milleti için, Suriye milleti için, Irak halkı için; kalbi Ankara ve Diyarbakır için, Şam ve Halep için, Bağdat ve Musul için, Kahire ve İskenderiye için çarpan bizler için onlar, o mülteciler hemşehrimizdir, vatandaşımızdır, komşumuzdur, kardeşimizdir.
Onlar bizimdir. Biz onların gitmesini istemeyiz.
Avrupa’nın kapısına dayananları geri almak, onların yaşayacağı birliği tekrar sağlamak hedefimizdir.

TEKRAR MİLLİ BİRLİĞE DOĞRU
Bugün Türkiye “ABD’nin kara gücü”, Cumhuriyet düşmanı PKK’yla savaşa girmiştir. Irak ve Lübnan halkları mezhepçiliğe karşı tekrar milli bayrak ve birlik altında toplanmaya başlamıştır. Suriye tüm baskılara rağmen bölücülüğe karşı direnmektedir. Mısır, milli devlet düşmanı Mursi’yi yıkmıştır. Coğrafyamız tekrar milli birliğe doğru ilerlemektedir.
Onlarca mezhepsel ve etnik kimliğin zenginliğini oluşturduğu bu acı ve inatçı coğrafyamızda insanların memleketlerini terk etmelerini engelleyecek tek kuvvet, bağımsızlık, milli birlik ve bölgesel işbirliğidir. Avrupa ve Batı’nın ilk yapması gereken, coğrafyamızdaki terör örgütlerine istisnasız desteği kesmesi, silah göndermeyi durdurması, iç savaş koşulları yaratmayı bırakmasıdır. Batı er ya da geç bölgemizin milli egemenliklerini tanımak zorunda kalacaktır.

Etiketler; #Yunus Soner

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.