Melih’ten geriye neşesi ve davası kaldı

"Yaşam dolu olmak ne demek şimdi anlıyoruz. Melih arkasında arkadaşlarıyla onlarca anı bırakarak gitti. İnsan sevdikleri yaşarken fark edemiyor birlikte neler yaptığını."

Melih’ten geriye neşesi ve davası kaldı
21 Ocak 2016 Perşembe 12:29

Barış Demiralay / TGB İstanbul İl Sekreteri

Yaşam dolu olmak ne demek şimdi anlıyoruz. Melih arkasında arkadaşlarıyla onlarca anı bırakarak gitti. İnsan sevdikleri yaşarken fark edemiyor birlikte neler yaptığını. Şimdi onu tanıyan arkadaşlarıyla konuşuyoruz. Onunla ilgili hepimizin anlatacak bir anısı var. Melih’i tanımak onunla muhakkak bir hatıran olması anlamına geliyormuş.
İnsanın yazma ihtiyacı duyduğu müstesna zamanlardan biri bu. Tıpkı onunla vakit geçirmenin insanın ömründeki nadir zamanlardan olduğu gibi.
Melih, Emniyet kayıtlarına yılın ilk vakası olarak geçti. 1 Ocak’ta geçirdiği talihsiz kaza sonucu hastaneye kaldırıldı. 17 Ocak günü yaşam mücadelesini kaybetti. Aklına koyduğunu yapmakta inatçıydı Melih. Yaşama inadı da buradan geliyordu. Onun 17 gün boyunca yaşama inadı bize de umut olmuştu. Onu kaybedince “zaman” kavramının değerini yüreklerimizde bir kez daha hissettik.
Melih’in lise yılları TGB’li arkadaşlarıyla birlikte geçmişti. Haziran Ayaklanması patlak verdiğinde omuzlarındaki yükün farkına vardı ve her göreve koştu. Örgütlü mücadelenin bilincine vararak TGB’li olmuştu. Üniversiteye örgütlü başlamıştı. Gelişim Üniversitesi’nde çok geçmeden Atatürkçü Düşünce Kulübü’nü kurdu ve başkanlığını yaptı. Radyo ve TV Programcılığı Bölümü’nün daha birinci sınıfında kısa filmlere girişmişti.
Sıradan bir hayata teslim olmayanlardandı. İçindeki tiyatro sevdasını ilk fırsatta gerçeğe dönüştürdü. Özel bir tiyatroda hem eğitim almaya hem oynamaya başladı. İstanbul’da doğup büyüyen ama İstanbul’a doyamayanlardandı.
İnançlı ve inatçı Melih’in kimsenin yaramadığı barikatları bir başına aştığı olmuştu. Berkin Elvan hayatını kaybettiğinde, okulunda bir başına onlarca öğrenciyi onun cenazesine katmıştı. AKP’nin yolsuzlukları ortaya çıktığında Türkiye’nin dört bir yanında eylemler düzenledik. İstanbul’da “Hükümet İstifa” eylemi çağrımızı duymayan kalmamışsa Melih’in katkısı büyüktür. O günlerde İstanbul’da astığımız her afişte Melih’in emeği vardır.
“Melih emekçiydi” demekle yetinemeyiz. Harcadığı emeği bilince çıkaramayanların savrulduğunu görüyoruz. Melih hiç savrulmadı. Daima örgütüne bağlı kaldı. Hiçbir görevden ve hiçbir yükten çekinmezdi. Onun olduğu yerde gözünüz arkada kalmazdı. Ailesinin de gözünün arkada kalmadığı tek yer örgütü ile geçirdiği vakitlerdi... Özlemini duyduğumuz geleceğe olan umudu, kişiliğinde belli ediyordu kendini.
Melih kelimelerle oynamayı severdi. Şiir yazardı. Yazdıklarını bize çok okutmasa da hepsini bir araya toplayıp kitap bastıracağını ve arkadaşlarına dağıtacağını söylerdi. Odasının duvarları kısa dizelerle doludur. Aldığı her notu saklardı. Sloganlar üretirdi, marşlar yazardı. Yaratıcılığını iki şeye borçluydu. Okuduğu kitaplara ve Beşiktaş maçlarına.
Melih bana bundan sonra neyi çağrıştıracak diye sorsanız sonsuz arkadaşlık, ve neşe olur. Melih neşesi ile örnek olurdu. Onunla girdiğimiz tartışmalarda gerginlik olmazdı. Onun neşesi tartışmada hoşgörü anlamına geliyordu. O birikime kaybettiğimiz gün tekrar şahit olduk. Melih tertemizdi ve geride tertemiz arkadaşlıklar dostluklar bıraktı. Onun bıraktığı saflık, berraklık bize mirastır. Melih mücadelemize inanç, neşe, arkadaşlık tohumlarını miras bıraktı. Melihlere, Ufuklara ne çok ihtiyacımız var. Giden arkadaşlarımız devrimci sorumluluğumuzu tekrar tekrar hatırlatıyor ve daha da artırıyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.