İki Çetin Altan

"27 Mayıs 1960’la yükselen devrimci dalgada, iki gazeteci kitlelerin sevgilisi olacaktı. Akşam yazarı Çetin Altan ve Cumhuriyet yazarı İlhan Selçuk. İkisi de sosyalist gençlerin hayranlık duyduğu yazarlardı."

İki Çetin Altan
23 Ekim 2015 Cuma 13:21

Hikmet ÇİÇEK
[email protected]


27 Mayıs 1960’la yükselen devrimci dalgada, iki gazeteci kitlelerin sevgilisi olacaktı. Akşam yazarı Çetin Altan ve Cumhuriyet yazarı İlhan Selçuk. İkisi de sosyalist gençlerin hayranlık duyduğu yazarlardı. Çetin Altan’ın, Akşam gazetesindeki “Taş” köşesinde hakim sınıflara ve iktidara yönelik alaycı ve çarpıcı üslubu gençlik tarafından çok seviliyordu. 1960’ların Türkiye’sinde sosyalizm bilgisi son derece yetersiz ve yüzeyseldi. Belki bu yüzden, Çetin Altan’ın kaba sömürü edebiyatı gençliği çok etkiliyordu. 27 Mayıs sonrası yükselen bağımsızlıkçı hareket, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) adını öne çıkarmıştı. “Milli Petrol” ve “Milli Maden” kampanyalarının afişlerinin altında İTÜ Talebe Birliği’nin imzası vardı. Aralarında Aziz Nesin, Çetin Altan ve İlhan Selçuk’un da bulunduğu dönemin önde gelen fikir adamları ve yazarları belki ilk kez Gümüşsuyu konferans salonunda gençliğe seslenme olanağı bulacaklardı. İTÜ Talebe Birliği’nin Başkanı Hasan Yalçın’dı. Hasan Yalçın, yıllar sonra “Dönekler”in en başına Çetin Altan’ı yazacaktı.

‘ONLAR UYANIRKEN’
Çetin Altan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından siyasete çağrıldı ve milletvekili oldu. Sosyalist olduğu dönemde 1967’de emekçiler tarafından kendisine gönderilen mektuplardan “Onlar Uyanırken” adıyla bir kitap yaptı. Kitabın giriş bölümünde şöyle yazıyor: “Türkiye’nin ezilen, horlanan, çağının dışında bırakılan emekçileri ... bütün gücün kendi sınıflarında olduğunu görecek ve sınıflarının özgürlüğünü kimseden bir şey ummadan kendilerinden yana olan namuslu aydınlarla sağlamaya çalışacaktır... Bu mücadelede elbette başı belaya girenler, felaketlere uğrayanlar, eziyet çekenler olacaktır... Ama şunu unutmamak gerekir ki, insanlığın kurtuluşu için uğraşanlar ölümsüzdürler... Sosyalizm alabildiğine geniş, alabildiğine derin, alabildiğine insanca bir çabanın hiç bitmeyecek bir meyvasıdır.”

‘DEĞİŞİM’ BAŞLIYOR
Altan, TİP’in 9 Kasım 1968’de başlayan ve dört gün süren Üçüncü Kongresi’nin başkanlığını yaptıktan hemen sonra, Türkiye’nin yeni şekillenen sosyalist hareketini büyük hayal kırıklığına uğratan bir davranışla, Akşam gazetesindeki köşesinde, mücadele arkadaşlarını suçlayarak Parti’den ayrıldığını açıkladı (Akşam, 14 Kasım 1968).
12 Mart’tan hemen sonra cezaevine girdi. TİP’ten zaten istifa etmişti. Tutukluluk günlerinde büyük “değişim” başladı. Gerçi yatıp yatacağı iki yıllık bir hapislik bile değildir, ondan da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün özel affıyla kurtulur. Ama uzatılan her mikrofona, “304 ceza davasından geçtim” diye anlatmaktan hiç vazgeçmeyecektir. Cezaevinden çıktıktan sonra yazdığı “Büyük Gözaltı”, “Bir Avuç Gökyüzü” ve “Viski” adlı romanları bu değişimin ilk ürünleriydi. “Onlar Uyanırken”in emekçileri, artık gözüne, “yağlı kaygan bir bataklık” (Viski) gibi görünüyordu. ABD’ye ve Avrupa’ya bakışı da değişmişti. Oraları uygarlığın merkezleriydi. Bu süreçte Altan, geçmişte inandığı bütün devrimci fikirleri terk eder. Dün savunduğu her fikrin tam tersini söylemeye başlar. Dün uğrunda mücadele ettiği her değerin karşısına çıkar. Artık dönekliğini, “Kozmos’taki sürekli değişim” ile açıklayacaktır. Emekçilermiş, vatanmış, bağımsızlıkmış, sınıfmış artık hepsi Altan için birer alay konusudur. Türkiye ve Türkler hakkında saçma sapan iddialar ileri sürmeye başlar.

TÜRK DÜŞMANLIĞI
Artık bir büyük Türk düşmanı olup çıkmıştır. Kendi öz milletine karşı hınç ve nefret doludur. Artık şöyle yazmaktadır: “Türkler’in büyük çoğunluğu ömür boyu dişlerini sıkarak yaşarlar. İsterseniz buna, ‘kıçlarını sıkarak’ da diyebilirsiniz. Neden böyle yaşarlar Türkler’in çoğunluğu? Çünkü Türkler’in genel ve temel özelliği mesleksiz oluşlarıdır. Hazineden geçinen mevki sahiplerinin önemli bir bölümü de dahildir buna; gecekondularda yaşayanlar da, yılda 37 gün çalışan 46 milyon köylü de... demek ki, genel ve temel özelliği mesleksiz olan Türkler’in; egemenler bölümü hapazlamacı, geri kalan kullar bölümü de dişini, yahut kıçını sıkmacı...” (Sabah, 7 Temmuz 2000)
Hasan Yalçın, Çetin Altan için şöyle der: “Oral Çalışlar, Hadi Uluengin, Cengiz Çandar ve Taner Akçam neden ve nasıl dönmüşlerse o da aynı şekilde dönmüştür. Yol da aynıdır, güzergah da aynı. Devrim dalgasının saraylardan sürükleyip getirdikleri arasında yer almış, halkın sırtına basarak yükselebildiği yere kadar çıkmış, dalga geri çekilirken diğerleri gibi o da halkı suçlayarak saraya dönmüştür.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mevlüt Akça - 5 yıl önce
Milli şuuru olmayanlardan biri de Ç. Altan'dır. Ya da bu milletten değil.
Avatar
Nadir Şener Hatunoğlu - 5 yıl önce
Saygı ile.. Kısaca tanışalım. Emekliyim Bir bakım evinde yatağa bağımlı olarak yaşıyorum. Bilincim yerinde. Güzel makalenizdeki evrelerin hepsini yaşadım. Sözünü ettiğiniz hayranlık çemberinde ben de vardım. Hatta Çetin ALTAN'N gelen mektuplardan oluşturduğu kitaptan iki tane almıştım; birilerine armağan ederim diye. Kutsal kurtuluş savaşından sonra, kurtarıcılar gördüler ki, bir kendini küçük görme virüsü, toplumsal bedenimizi sarmış. Onun için marşlarımızı, bu eksene oturtmuşlar: "...Türk önde Türk ileri..." Tedavi için doğru söylem. Sabahları ilkokulda söylediğimiz ant da bu kapsamda. Aşağılık kompleksini yaygın olarak görmüşüzdür. Olumsuz bir durum olduğunda, 'İşte biz Türkler böyleyiz." Oysa sorun 'Türk' olmakta değil eğitimsiz, yoksul olmakta yatıyor. Afgan bizden daha mı iyi?!Beğendiğim köşe yazarlarından biri de şöyle demişti: "Bu nasıl millet ki halâ şiirde kafiye peşinde koşmakta. Çetin ALTAN da O evreyi yaşadı. Aziz NESİN'İ millete hakaretten (%60). matematikçi, bilim uzman