Güle güle çağdaş Nasreddin Hoca

"Geleneksel Türk mizahının son büyük temsilcisini uğurladık. Hayal perdesinin Karagöz’ü, Ortaoyununun Kavuklu’su, masal dünyamızın Keloğlan’ı, kolektif dehamızın simgesi Hoca Nasreddin’i geçmişten günümüze taşıyan o büyük sanatçı artık yaşamıyor!"

Güle güle çağdaş Nasreddin Hoca
19 Ekim 2015 Pazartesi 19:45

Av. Hüseyin Özbek / İstanbul Barosu Genel Sekreteri

Geleneksel Türk mizahının son büyük temsilcisini uğurladık. Hayal perdesinin Karagöz’ü, Ortaoyununun Kavuklu’su, masal dünyamızın Keloğlan’ı, kolektif dehamızın simgesi Hoca Nasreddin’i geçmişten günümüze taşıyan o büyük sanatçı artık yaşamıyor!
Mizah egemenler karşısında ezilen halkın kimi kez savunma kalkanı, kimi kez de saldırı mızrağı olur. Halkın ortak dehasının, kolektif yaratıcılığının, derin bilinçaltının, geçmişi geleceğe taşıyan ortak kültürünün çok önemli bir unsurudur.
Levent Kırca, Türk halkının kolektif mizah kodlarını, neye gülüp neye ağladığını, neyi benimseyip neyi dışladığını bilen adamdı. Geleneğin günümüzdeki kopyacısı olmanın çok ötesindeydi. Geleneği günümüze taşıyıp, çağdaş ölçülerde yeniden üreten, harmanlayan adamdı.
Hayal perdesinden aramıza fırlayıverip hepimizin ortasında seyirlik oyununu icra etmeye başlayınca Karagöz Kavuklu’ya, Hacivat Pişekar’a dönüşür. Patavatsız Kavuklu ile dişi konuşan Pişekar’dan oluşan iki ana karakterin sentezinden ise Levent Kırca çıkar!
Anadolu’nun en ücra köyünden, metropol kentlere kadar her hanenin kapısından teklifsiz giriveren bu sevimli adamı halkımız yıllarca gönlünün baş köşesine konuk etti. Seneler boyu haftanın tez bitip Olacak O Kadar programının yeni bölümünün ekrana gelmesini iple çeker oldu.
Halkın karşılıksız gönülden sevgisini kazanmak kolay değildir. Batı’nın stand-up’ının, kakara kikirisinin, sabun köpüğü gibi sığ esprilerin, yapıldığı an uçuveren, akılda kalmayan taklit şovların dışında bir adamdı. Halkın ne istediğini bilen halk adamı, halkın sanatçısıydı.
Mizah yaptığını sanan kimi sanatçı karikatürleri gibi gülme efektlerine ihtiyacı yoktu. Şekli şemali, vücut dili, bakışı, yüzünü kullanması, sanat dehasıyla birleşen mimikleriyle doğuştan gelen mizah dehası bizleri kahkahadan kırmaya fazlasıyla yetiyordu.
Levent Kırca’yla birlikte Çağdaş Hoca Nasreddin’imizi, Kavuklumuzu, sevimli Karagözümüzü kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun!
Güle güle Nasreddin Hoca!
Güle güle Kavuklu!
Güle güle Keloğlan!

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nadir Şener Hatunoğu - 5 yıl önce
Saygı ile.. Levent KIRCA'NIN bu sayfadaki fotoğrafına baktıkça baktım... Yine O ünlü vurgulamayı anımsadım: "Sanatçı olunmaz; sanatçı doğulur." Ulu önder Atatürk'ün vurguladığı söylem geldi dilimin ucuna: "Beyler, her şey olabilirsiniz, hatta mebus bile; fakat sanatçı olamazsınız." Bu yazıdaki yakıştırmalar elbet eksik; bizler tamamlayalım: 'Nasrettin Hocamız, Keloğlanımız, Kavuklumuz...' Büyük insan, büyük hiciv ustası; yüzümüze armağan ettiğin kahkahalar, tebessümler hiç solmayacak! Yetmez; zihnimizde bıraktığın fikir kırıntıları bile, bizleri ayakta tutmaya yetecektir. Buluş kimindir bilmiyorum; ama çok doğru: "Espri, zekânın zekâtıdır." Bilindiği üzere zekât, malın kırkta biridir. Demek ki bizler, büyük ustanın zekâsının kırkta biriyle neşemizi bulurken, dersimizi almışız. Güle, güle büyük usta! *matematikçi, bilim uzmanı*
Avatar
Yavuz - 5 yıl önce
Gomun gitsin.Inkar ettigini gorsun.% 50 ihtimale bile birakmiyordu.