Ekonomik savaş ve Çin rüzgarı

"2007-08 döneminde tamamen ABD’deki finans kuruluşlarının üçkağıt oyunlarıyla çıkan kriz, önce Avrupa’yı, ardından da gelişmekte olan ülkeleri vurdu. Krizi bol para basarak geçiren ABD Merkez Bankası FED’in artık bunu durdurup, faiz yükseltme aşamasına gelmesi de bunda etkili oldu."

Ekonomik savaş ve Çin rüzgarı
07 Eylül 2015 Pazartesi 18:20

Hüseyin Vodinalı

“Kur niçin yükselir?
Üç nedeni olabilir: (1) Ülkede enflasyon olduğu için bu gelişme paranın dış değerine de yansır. (2) Ülkenin riskleri artmaya başladığı için ülkeden dışarı döviz çıkışı olur ya da ülkeye yeterince döviz girmemeye başlar. (3) Rezerv para sahibi ülkelerde (ABD, Euro Bölgesi, İngiltere, Japonya gibi) ekonomi bizim ekonomiden çok daha iyiye gidiyor olabilir”
(Mahfi Eğilmez – Kur, Faiz ve Büyüme İlişkisi 29.08.2015)
Eski Hazine Müsteşarı Eğilmez, olayı bu kadar net koyuyor.
Kurun yükselmesinde yukarıdaki üç sebep de etkili.
İlk ikisini hepimiz biliyoruz.
Üçüncü neden ise enteresan.
Son dönemde bir taraftan Rusya ile savaş senaryoları yazan Washington, bir yandan da Çin ile ekonomik bir kavgaya tutuştu.
Rusya ile olan savaş, ekonomik yaptırımlar, İran, Suriye, Ukrayna ve Kafkaslar (Türkiye üzerinde de İran - Kafkas bağlantısını kesmek üzere PKK eliyle) üzerinden dolaylı yürütülürken, Çin ile mücadele, kısmen bölge ülkeleriyle çıkarılan krizler (Güney Kore, Japonya, Tayvan vs.) ve esasen de kur savaşıyla sürüyor.
2007-08 döneminde tamamen ABD’deki finans kuruluşlarının üç kağıt oyunlarıyla çıkan kriz, önce Avrupa’yı, ardından da gelişmekte olan ülkeleri vurdu.
Krizi bol para basarak geçiren ABD Merkez Bankası FED’in artık bunu durdurup, faiz yükseltme aşamasına gelmesi de bunda etkili oldu.
Rusya, Kazakistan, Türk Cumhuriyetleri, Türkiye gibi ülkelerde yüzde 30’lara varan devalüasyonlar yaşandı.
Çin’de ise yüzde 3-4 civarında bir devalüasyon yapıldı.
Rusya’da yüzde 30 olurken kıyamet kopmadı, Çin’de olunca koptu.
Neden?
Çin, küresel bir aktör.
Özellikle ABD ile sıkı ticari bağları var.
Amerikan sermayesi (ve tüm gelişmiş ülkelerin sermayesi) üretimini Çin’e yaptırıyor.
Çin de karşılığında elinde Amerikan doları tutuyor.
3,70 trilyon dolar civarında rezervi var.
Yani Çin yüksek büyümesinin karşılığında ABD’ye sıfır faizli kredi sağlıyor.
Batı basınının ve bizim tercüme odası medyanın küresel krizi Çin’in üzerine yıkmasındaki asıl etken de bu.
Yani, ABD saldırısını giderek daha fazla hisseden Çin’in planlı biçimde dolardan çıkmaya başlaması.
Bülent Esinoğlu’nun 28 Ağustos tarihli yazısında da bunun nedeni açıklanıyor:
“Çin parasının değerini dış satım için düşürünce, Dolar ve diğer paralarla satılacak ürünler pahalı kaldı. Yeni Kapitalizmin ağa babaları ürün ve para satmada %3,5’luk sıkıntıya düştü. FED’in beklenti yaratma ve bu beklentiler üzerinden dolar satımını zora soktu. Beklenti yaratma motoru zaafa düşmüş oldu”
Bu hamle sonrası bir anda Batılı mahfiller, yaşanmakta olan krizin ihalesini Çin’e yıktı.
Çin Borsası da yüzde 30 gibi sert bir düşüş gösterdi.
Bunun sebepleri arasında Çin’de batılı sermayenin “gölge bankacılık” operasyonları vardı.

BATILI SÖMÜRGE BANKALARI

Ünlü Amerikalı siyasi hicivci Bill Maher’in güzel bir lafı var:
“Eğer silahınız varsa bir banka soyabilirsiniz ama eğer bir bankanız varsa herkesi soyabilirsiniz!”
İşin sırrı da burada zaten.
Parayı kim basıyorsa, asıl kazanç onundur. Aynı kumarhanede son kazananın kasa olduğu gibi.
Global Research’den Profesör Michael Chossudovsky, bu konuda konuşacak en yetkin muhalif isimlerden.
Chossudovsky (26 Ağustos 2015 “Ekonomik istikrarsızlaştırma, finansal erime ve Çin borsası dalaverası”) özetle diyor ki, Çin’de yaşanan piyasa kargaşasından, JP Morgan Chase, HSBC, Goldman Sachs, Citigroup ve onlarla ilişkili hedge fonları sorumludur.
Kanadalı profesör, bu bankaların “pump and dump” yani şişir ve düşür sistemiyle oynadıklarını, zaman zaman yüksek teknolojiye de başvurduklarını ileri sürüyor.
Bu dev kuruluşlara aslında banka demek bile zor.
Küresel çapta günde 5 trilyon dolarlık işlem hacmine sahipler.
Peki bu “bankalar” neden sonuçta kendilerinin de zarar göreceği bir işe kalkışıyorlar?
Bunun yanıtı en başta Mahfi Eğilmez’den yaptığımız alıntıda saklı.
Rezerv para sahibi ülkelerde (ABD, Euro Bölgesi, İngiltere, Japonya gibi) ekonomi bizim ekonomiden çok daha iyiye gidiyor olabilir.
Mahfi Eğilmez tane tane anlatıyor: “Para politikasının ekonomiyi harekete geçirmekte etkili olabileceği tek hamle para basmaktır. Fed ve İngiltere Merkez Bankası bunu yapmıştır. AMB ve Japonya Merkez Bankası bunu denemekte ve şimdilik başarılı olamaya doğru yol almaktadır. Türkiye bunu iki nedenle yapamaz: (1) Bu politikayla başarılı olan ekonomilerin paraları rezerv paradır oysa Türkiye’nin parası rezerv para değildir. Dolayısıyla bu alanda atacağı adımın tamamı içeriye yansır. Yani maliyeti dışarıyla paylaşamaz. (2) Söz konusu ekonomilerde enflasyon 0 – 2 arasındadır. Türkiye’de ise yılın yüzde 7 – 8 dolayında tamamlanması beklenmektedir.”
Ama Çin, artık dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak bir Türkiye değil.

BRETTON WOODS’A ŞİÖ VE BRICS TEHDİDİ

Çin’in Rusya ile birlikte öncülük ettiği Şanghai İşbirliği Örgütü ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ve hatta G20 gibi organizasyonların temel hedefi, ABD ve Batı emperyalizmine karşı gelişen dünyada sağlam bir direnç noktası oluşturmak.
Bütün bunlar 2. Dünya Savaşı sonrası Bretton Woods’ta varılan konsensus ile doların rezerv para olmasıyla dünyanın ekonomik lideri konumuna gelen ABD hegemonyasının kırılmasını amaçlıyor.
NATO, Dünya Bankası ve IMF de bu Amerikan düzeninin bekçileri.
Çin ve Rusya başta olmak üzere karşıt cephenin ülkeleri, güç buldukları ölçekte bu düzene kafa tutabiliyor.
Bunun için yeni ortak finansal kurumlar oluşturuyorlar; BRICS Kalkınma Bankası (NDB) ve Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) gibi.
Bu noktada Çin’in önemi büyük.
Yine Bülent Esinoğlu’dan bir örnekle devam edeyim:
“Çin, Rusya ile 400 milyar dolarlık enerji anlaşması yaptı. Ve enerjisinin büyük bir kısmını Renminbi/Yuan ile alacak. Bu sebepten elinde bulunan dolarların, yüz milyarını piyasaya verdi. Tüm dünya piyasasını korkutan da bu oldu. Çin ile Rusya arasındaki işbirliği derinleştikçe, Amerikan finans sitemi, yani para basmaya dayanan sistem gerileyecektir.”
İşte dananın kuyruğu burada kopuyor!
Esasen bir finans ve ekonomi kapanı olan Batı Emperyalizmini asıl tehdit eden gelişme budur.
Er veya geç Çin ve Rusya gibi tüm diğer gelişen ülkeler, bu dolar ve diğer batılı rezerv para hegemonyasını kıracak ve gerçek küresel adalet o zaman kurulacaktır.
Ama bu yolda ciddi tehlike ve tehditler var.
Küresel kriz ortamında gerilim sürekli artıyor, basınç devamlı yükseliyor.
Bir üçüncü dünya savaşı bile mümkün.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.