Çin-Türkiye ilişkilerinde karşılıklı güven adımları

Türkiye ile Çin arasında füze ihalesi başta olmak üzere nükleer, enerji demiryolu gibi alanlarda büyük projeler konuşuluyor. Ancak ekonomik adımların hızlanması Türkiye’nin siyasette özellikle teröre karşı işbirliğinde ve Ortadoğu politikalarında, Çin yönetimine güven vermesine bağlı

Çin-Türkiye ilişkilerinde karşılıklı güven adımları
10 Ağustos 2015 Pazartesi 13:12

Z. Ruhsar Şenoğlu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Çin ziyareti, Türkiye’de Uygurları malzeme ederek yürütülen Çin karşıtı kampanyanın ardı sıra gerçekleşti. Tayyip Erdoğan gezisi sırasında ilk kez, Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin terör örgütü olduğunu söyledi, Çin’in toprak bütünlüğünü güçlü bir biçimde vurguladı.
Oysa Tayyip Erdoğan 2013’te yaptığı Çin ziyaretine Uygurların yaşadığı bölgeden, Urumçi’den başlamıştı. Bu hareket, Çin tarafından olumlu karşılanacak bir mesaj vermiyordu. O zaman da Çin’in toprak bütünlüğüne saygısını ifade etmişti Erdoğan ama Çin basınının da yazdığı gibi bu kez vurgu daha güçlü oldu.
Çin Komünist Partisi’nin yayın organı Halkın Günlüğü’nde 30 Temmuz’da yayınlanan bir yazı, ertesi gün BBC Çince Servisi tarafından şöyle özetlendi:
“Erdoğan, 29 Temmuz’daki buluşmasında Devlet Başkanı Xi Jinping’e açık olarak, Türkiye’nin, Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin Çin karşıtı terörizm eylemlerine karşı olduğunu ve bu konuda işbirliğini güçlendirmeyi umduğunu söyledi. Bu, Türk hükümetinin konuyla ilgili bugüne kadarki en açık ve anlaşılır açıklamasıdır. Bu sözler, Erdoğan’ın ziyaretindeki en parlak anlardandı.”
Türkiye ile Çin arasında füze ihalesi başta olmak üzere nükleer, enerji, demiryolu gibi alanlarda büyük projeler konuşuluyor. Ancak ekonomik adımların hızlanması, Türkiye’nin siyasette, özellikle teröre karşı işbirliğinde ve Ortadoğu politikalarında, Çin yönetimine güven vermesine bağlı.
Uygurlarla ilgili kampanya Uygur gerçeğiyle ne kadar ilgiliyse, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumu da o kadar ilgili.
Ortada bir sorun varsa bile bayrak açıp “Uygurlara ramazan zulmü” denecek bir zaman değildi. Zira Çin yönetiminin Uygur politikası, artan terör olaylarından sonra yumuşadı. Terörün kaynağını kurutmak isteyen Çin, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde teröre göz açtırmamak amacıyla sıkı önlemler uygularken, bunun yanı sıra refahı artırıcı, işsizliği azaltıcı politikalar geliştirdi.
Peki, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tutumu Uygurların Çin’de artık daha iyi koşullarda yaşıyor ya da buna ilişkin önlem alınıyor olması mı? Hayır! Erdoğan’ın tutumu iki konuyla ilgili: Birincisi Türkiye’yi Çin ile her yönden iyi ilişkiler geliştirmeye zorlayan iç ve dış olgular ve gelişmeler. İkincisi de Erdoğan’ı bu yönde adımlar atmaya yönelten, kendi siyasi konumunda görülen değişiklik.

G20 DÖNÜM NOKTASI OLACAK

Türkiye’yi Çin ile iyi ilişkiler geliştirmeye zorlayan olgular neler? Genel bir ifadeyle, Çin liderliğindeki Güney ülkelerinin, her alanda Batı’ya karşı geliştirdiği üstünlükler diyelim. Sonuç alıcı üstünlük, ekonomik. Bütün dünya ekonomide Çin ile ilişkileri geliştirmek peşinde koşuyor. Avrupa ülkelerinin Asya Altyapı Yatırım Bankası’na, ABD’nin baskılarına rağmen üye olması, en çarpıcı örnektir.
Sonbaharda Antalya’da yapılacak G20 zirvesinde, Güney ülkelerinin, Batı’nın ekonomik hegemonyasına karşı önemli bir atak yapması bekleniyor. Çin liderliği etrafında toplanan ülkeler, şimdiden ortak tutum için hazırlık yapıyor. Türkiye’ye de bu yönde çağrılar yapılıyor.
Öte yandan Türkiye, Çin’e “yaklaşmayı” bırakın “yapışmasını” gerektirecek çok büyük ekonomik zorluklar yaşıyor.

FÜZE İHALESİ KARARLILIK İSTİYOR

Füze savunma sistemi ihalesini ele alalım. İhaleyi Çin’e vermek tartışmasız Türkiye’nin çıkarına. Bunun böyle olduğunu, Türk bürokrasisi de açıkça dillendiriyor. Zira bugüne kadar Batılı ülkeler bu tarz ihalelerde teknoloji transferine yanaşmadı. Çin ise teknoloji transferine, ortak üretime hazır... Füze ihalesinin Çin’e verilmesi hiç kolay olmayacak. Öncelikle, Türkiye’nin bir NATO üyesi olması, Batı’nın Türkiye üzerinde etkili, oyalayıcı, sonuç alıcı etki etmesi olumsuz etkenler. Çin’in Türkiye’ye karşı mesafeli durmasına yol açan olguların kaynağı da bu. Türkiye siyaseten kararlı olsa, teknoloji transferi ve ortak üretim, ihalenin Çin’e verilmesinde güçlü bir sav olur. Siyasi kararlılık, çetrefilli bir konu olduğu belirtilen teknoloji transferi anlaşmasını da kolaylaştırır.

TERÖR, BİR NUMARALI TEHDİT

Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğü, Çin için çok önemli. Çin’in mevcut enerji bağlantılarının yanı sıra bölgedeki istikrarsızlığın Çin’de yaratılan terörü beslemesi nedeniyle önemli. Çin geçen yılki Ulusal Kongre’de, ülkede yaratılan terörü, gelişmesinin önündeki bir numaralı tehdit olarak saptadı.
Komşu Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğü, Türkiye’nin ise kaderini belirleyecek önemde. Türkiye ile Çin’i buluşturacak benzer kaygılar var: Terörün kaynağının kurutulması ve ekonomik ilişkiler...
Demek ki aslında Türkiye komşu ülkelere düşmanlığa son verse, bunun Türkiye’ye çifte katkısı olacak. Çin’i, Rusya’yı, giderek yoksul Güney ülkelerini bizden soğutan siyasetlerle, komşularımızla ilişkilerimizi bozan siyasetlerin zemini aynı.
Çin, sözle de olsa Türkiye’nin attığı adıma değer veriyor. Global Times gazetesi, 30 Temmuz günkü başyazıda, Erdoğan’ın teröre karşı aldığı net tutumu, Türkiye’de bir oy potansiyeline de sahip olan “Türk yayılmacılarını” karşısına almak pahasına aldığını yazdı. Son ziyaret ve alınan tutum “karşılıklı güven inşasında” en önemli adım olmuştu.
Yazıda “Ayrıca Türkiye, Çin’in içişlerine karışma kapasitesine sahip olmadığının bilincindedir” ifadesine yer verildi. Ancak bazı politikacılar ve medya, zaman zaman Xinjiang hakkında bir şeyler söyleme eğilimindeydi. Çin ise her defasında, gerçeklerin sonunda kendini kabul ettireceği ilkesiyle hareket etmişti; Türkiye’den bir talepte bulunmamıştı. Yine Çin, bu tür olayları ne abartmış ne gözardı etmiş, Çin-Türk ilişkilerinde büyük resmin bozulmasına izin vermemişti.
Yazıda “Türkiye sağlam ekonomik temeliyle de Ortadoğu’da önemli bir güçtür” deniyor: “Ayrıca Türkiye 2023’te dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olmayı hedefliyor. Ankara, bu vizyonla Çin’in ‘Tek Kuşak, Tek Yol’ girişimiyle ilgileniyor. İki tarafta da çatışmaları aşmak ve stratejik işbirliğini teşvik etmek için sağlam bir zemin var.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.