Çanakkale cephesinde bir Aydınlıkçı: Dr. Şefik Hüsnü

Aydınlık kurucusu sosyalist önder Dr. Şefik Hüsnü Deymer’i 56 yıl önce sonsuzluğa uğurladık. Deymer, Balkan ve Çanakkale Savaşları’nda 6 yıl hekim olarak hizmet verdi

Çanakkale cephesinde bir Aydınlıkçı: Dr. Şefik Hüsnü
07 Nisan 2015 Salı 10:55

Ercan Dolapçı
Aydınlık kurucusu Dr. Şefik Hüsnü Deymer’i 7 Nisan 1959 günü sürgün gittiği Manisa’da 72 yaşında kaybettik. Türkiye’nin ilk sosyalistlerinden olan Deymer, 1 Haziran 1921 günü Aydınlık’ı çıkardı. Bununla da kalmadı partili mücadele için 1919 yılında Türkiye İşçi ve Sosyalist Partisi’ni kurdu. Bununla da kalmadı Balkan ve Çanakkale Savaşları’na tıbbiyeli olarak katıldı. Cephedeki Mehmetçiğe 6 yıl hizmet verdi. Harp Madalyasıyla evine döndü. Madalyasını gururla göğsünde taşıdı. Atatürk’ün önderliğindeki Milli Mücadeyi de canla başla destekleyerek Ankara’ya gönüllü gönderdi. Ömrünü  Türkiye’nin gelişme ve ilerlemesi davasına adadı. Ne acıdır, ömrünün büyük bir kısmını da cezaevleri ve sürgünde geçirdi...
PARİS'TE TIP EĞİTİMİ ALDI
Deymer, 1887 yılında Selanik’te doğdu. Liseye kadar eğitimini yurtta yaptı. Doktor olmak onun çocukluk hayaliydi. Babası onun Mülkiyeyi bitirerek üst düzey yönetici olmasını istemişti. O ise biraz para bulup tıp eğitimi için Paris’e gitti. Paris Sorbon Üniversitesi Fen ve Tıp Fakültelerini bitirdi. Burada tanıştığı Edebiyat Fakültesi öğrencisi Polonyalı Leokadya Sterniaka ile Varşova’da 1914 yılında evlendi. Çanakkale Harbi içinde de biricik kızı Meryem doğdu. Meryem, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilere karşı Varşova direnişinde şehit oldu. Paris’te okurken ilerici fikirlerle ve Jön Türklerle tanıştı ve hayatı değişti. Ölümüne kadar sosyalizm ve işçi sınıfı mücadelesini sürdürdü.
BALKAN HARBİ'NE GÖNÜLLÜ GİTTİ
Şefik Hüsnü, 25 yaşındayken başlayan Balkan Harbi’ne Teğmen rütbesiyle gönüllü doktor olarak katıldı. Selanik’teki Kızılay Hastanesi’nde hizmet verdi. Doğup büyüdüğü şehir düşman eline düşünce, gözyaşı içinde İstanbul’a döndü. Harp içinde nişanlısı Leokadya’ya Kasım 1912’de gönderdiği mektupta, “Ah! Bilsen biriciğim, harbin kargaşasının ortasında sizi düşünüyorum! (...) Üniformaların yaldızları ve süngülerin parıltısı arasından gözlerini fark ediyorum. Harp marşlarının çınlamaları içinde sesini duyuyorum. Sese dönüyorum ama orada değilsin! (...) Soluğun okşar gibi yüzümü sıyırıyor ve bu bana çölde bitap düşmüş bir adamın yüzü koyu bir pınardan su içmesi gibi inanılmaz bir haz veriyor. (...) Her şeyi unuttum; harbin gürültülerini, Selanik’in teslim olma şartlarını. Elen askerlerinin çevremizde gündelik olarak işledikleri cinayetlerin haberlerini, doğduğum şehrin hayatını bugün belirleyen hiçbir şey artık bana kadar ulaşmıyor” der.
ÇANAKKALE'DE YÜZBAŞI OLDU
Harp sonrası İstanbul’a dönen Dr. Şefik Hüsnü, İstanbul Tıp Fakültesi’nin öğretim kadrosuna girdi. Göreve başalayacaktı ki bu sefer Cihan Harbi başladı ve Çanakkale Harbi için 28 yaşında askere alındı. Çanakkale Merkez Hastanesi’nde İç Hastalıkları Servisi’nde ve siperlerde Mehmetçiğe gece gündüz hizmet verdi. Komutanlarının sevgi ve saygısını kazandı. Özellikle Cephe Komutanı Cevat Paşa’nın. Komutanlarıyla arkadaş gibiydiler... Harp boyunca askeri görevini Çanakkale’de yaptı. 18 Aralık 1915 günü Yüzbaşı rütbesiyle taltif edildi. Ayrıca Harp Madalyası’yla ödüllendirildi. 1918 yılında Mütareke’nin imzalanmasıyla İstanbul’a döndü ve özel muayenehane açtı.
ÇANAKKALE'DEN HASRET MEKTUPLARI
Dr. Şefik Bey çiceği burnunda evliydi. Harp içinde de kızı Meryem dünyaya geldi. Eşine 25 Ekim 1914 günü gönderdiği mektupta para sıkıntısını şöyle anlatır: “Maaş ödemeleri burada İstanbul’dan daha beter. Yarım ay için dört Türk lirası ve yarım mecidiye veriliyor. Ama yine de kendimizi idare edebiliriz; zira Hastane’de kaldığımdan şimdiye kadar hemen hemen hiç para harcamadım. (...) Çanakkale Boğazı’ndan çok hoşlanacaksınız. Bir araya gelebilmemizi şiddetle arzuluyorum. Yaşantınız ve sağlığınız hakkında bana ayrıntılı bilgiler verin. Oluşmakta olan varlık size hâlâ çok sıkıntı veriyor mu? “
1 Ekim 1915: “Kaybolan paket bulundu; sabunlar, jiletler, çikolatalar, çay, kalem uçları vb. Jiletler mükemmel kaliteli, onlara sahip olmaktan mutlu oldum; zira bir süredir tıraş olamıyordum. Sağlığım her zamanki gibi mükemmel. Hayatımın en mükemmel anlarını sizin varlığınızı hayal ederek yaşıyorum.”
'ÇOCUĞUMUZA İYİ BAK'
8 Ekim 1915: “Biriciğim, sekiz gündür Çanakkale’deyim. Şu an için her şey çok iyi gidiyor. Bergos’ta beraber olduğumuz meslektaşımla birlikte hastane mahallesinde bir evde kalıyorum. Oldukça elverişli şartlara sahibiz. Tehlike daha az olsaydı, burada birlikte kalabilirdik. Ama şu an için böyle bir şey söz konusu olamaz. (...) Tatlı çocuğumuzu yetiştirmeye bakın.”
7 Kasım 1915: “Sürekli ha şimdi yola çıkacağız ha şimdi duygusuyla yaşıyorum. Tatlı küçüğümüzün dişleri çıkmaya başladı mı? Ne biçim aldığını çok görmek istiyorum. Her ikinizi de aşkla kucaklıyorum.”
16 Şubat 1916: “Bir takım istatistikler çıkarmakla uğraşıyorum. Sevgilim, kalbim size duyduğum aşkla dolup taşıyor. En büyük temennim, her zaman kaderin içinde bulunmak zorunda kaldığınız o berbat şartlara sağlığınıza en az zarar verebilecek bir tarzda katlanmanıza izin vermesidir. Bana gelince, bu zavallı köyün ortasında, sizin mutsuz olduğunuz bilgisiyle yıkılmış bir halde, sizden uzakta olmanın ıstırabını yaşıyorum. Sizi tüm aşkımla kucaklıyorum.”
ÇANAKKALE'NİN ÖNEMİ
Dr. Şefik Hüsnü, Çanakkale ve Milli Mücadelenin önemini 31 Mayıs 1927 tarihli bir yazısında şöyle değerlendirir: “Mehmetçiğin kahramanlığı, Türkiye’de bağımsızlık için mücadele eden orduların parlak bir zafer kazanmasını mümkün kıldı. Bu zafer, müttefiklerin paralı askerleri yenilerek kazanıldı... Kurtuluş Savaşı’nı tamamlamak için büyük bir sabırsızlık içinde olan silahlı halk kitleleri, İngiliz işgali altındaki topraklarda mevzilenmiş bekliyorlardı.”

Kaynaklar:
Dr. Şefik Hüsnü Deymer, Yaşam Öyküsü, Vazife Yazıları, Derleyen: Erden Akbulut, Sosyal Tarih Yayınları, İstanbul, 2010, s.12-24.
Şefik Hüsnü Yazı ve Konuşmalar, Kaynak Yayınları, 2. Basım, İstanbul,1995.   

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.