Bir küçük umut ormanı

"Çocukken hep özenmişimdir, seçimlerde annemle babamın parmağına damlatılan ve günlerce çıkmayan o mürekkebe... Hayal meyal hatırlıyorum parmaklarımı parmaklarına değdirip kendimi oy kullanmış gibi hissederdim. Çok büyük bir olay gibi gelirdi o zamanlar bana..."

Bir küçük umut ormanı
01 Kasım 2015 Pazar 16:26

Melike Güvenir

Çocukken hep özenmişimdir, seçimlerde annemle babamın parmağına damlatılan ve günlerce çıkmayan o mürekkebe... Hayal meyal hatırlıyorum parmaklarımı parmaklarına değdirip kendimi oy kullanmış gibi hissederdim. Çok büyük bir olay gibi gelirdi o zamanlar bana... Güzel zamanlardı damgalanmanın ne olduğunu kavrayamadığım kendi küçük hayal dünyamda kocaman bir dünya yarattığım zamanlar... Demokrasi kelimesini duymamış, demokrasi kelimesinin anlamını öğrenmemiştim o zamanlar... Öğrendiğim zaman ki hayal kırıklığı ise bir kez daha büyümenin güzel bir şey olmadığını hatırlattı bana. Kelime olarak var olan ama uygulama alanının olmadığı bir kelime demokrasi. Yani varsa bile ben henüz nerelerde ne şekilde uygulandığını öğrenemedim.
Ülkemizde şu yıllarda tam olarak ne iş yaptığını bilmediğim TDK isimli bir kuruma göre demokrasi; “Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi” olarak açıklanıyor. Cümleyi tekrar tekrar okumama rağmen henüz tam olarak kavrayabilmiş değilim. Bahsedilen halk biz oluyorsak eğer, sahip olduğum ülkede pek söz hakkımın olduğunu düşünmüyorum. Hatta sahip olduğum ülkede yönetimin en üst kademesinin de pek söz hakkı olduğunu düşünmüyorum. Ve sonra geriye dönüp şükrediyorum iyi ki düşünmeme izin veriyorlar diyorum. Buna da şükür...
Bugünkü seçimlerle ilgili o eski çocukluk heyecanım kalmadı ne yazık ki. Her seçim akşamı maç sonucu bekler gibi yaşanan bir stres ve oy kullanma hakkına sahip olduğum yıllardan beri yaşanan bir hayal kırıklığı. Bazen merak ediyorum dışarıdan nasıl görünüyor bu ülkenin gündemi diye. Zira ucuz komedi tadında her gün bir çok malzeme çıkıyor ülkemizde. Ağlanacak halimizle dalga geçer, her şeyi mizaha döker olduk. Başka türlü yaşamak mümkün olmasa gerek. Vurdumduymaz olmaya alışıyoruz zamanla, alıştırıyorlar hepimizi. Mücadele etmeyi değil kabullenmeyi öğretiyorlar her birimize tek tek. Vazgeçmeyi öğreniyoruz, vazgeçip kabulleniyoruz. Ne yapsak düzeni değiştiremeyeceğiz diyoruz ve susuyoruz. İşte tam bu noktada aklıma üniversite yıllarında gönüllü eğitmenlik yaptığım bir kurumun sloganı geliyor. “Bir çocuk değişir, Türkiye değişir.” Hatırladıkça içimde umut ormanları yeşerttiğim bu söz içimdeki geleceğe dair karanlığı aydınlatıveriyor. Değişim dediğimizi kitlesel olarak bir anda gerçekleştirmemiz için doğa üstü güçlere sahip olmamız gerek. Ancak bir kişi ile başlayıp sağlam adımlarla değişime gitmek için sadece sahip olduğumuz umut yeterli olur diye düşünüyorum. Bu dünyayı yaşanacak bir yer haline getirmek için geç kalmış değiliz.
Sonunda aydınlık varsa eğer karanlıkta ilerlemek çok da zor olmasa gerek...
Aydınlık günler için, umut dolu günler için doğan her güneşle mücadeleye devam etmek gerek...
Çünkü ne demiş Nazım;
“Bizim dünyamızda yine
en tatlı yemiş: aydınlık...” 

Etiketler; #seçim #Umut

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.