Bilgi ekonomisinin önemi

Bilgi ekonomisinin önemi
16 Nisan 2015 Perşembe 12:21

Cüneyt Kayalı
İşadamı - San Jose, California
“Bir insanın kendi adamları tarafından vurulması kadar acı birşey yoktur” dedi General Rommel, kendisine gönderilen siyanür hapını almadan önce. İkinci Dünya Savaşı’nda Kuzey Afrika’nın efsanevi generaliydi. O bir askerdi, ülkesine hizmet etmek için elinden geleni yaptı, ama sonunda kendi gibi düşünmeyen herkesi “vatan haini” olarak gören Hitler’in emriyle öldürüldü.
Bir ara dönemin sonunun geldiğini gösteren en büyük işaret, mutlak liderin en güvendiği adamlarını dahi kendisini kurtarmak için feda etmeye başlamasıdır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonominin kötü gidişinde kendisini kurtarmak için başında bağıra çağıra Sayın Babacan’a ve Erdem Basçı’ya yapılan “Vatan Haini” suçlaması ile yapılan karakter suikastı, Aynı Rommel’e gönderilen siyanür hapı gibi bir dönemin daha bittiğini işaret ediyor.
Şu aşamada görüyoruz ki, üretimden ziyade uluslararası piyasalardan düşük faizle alınan kredilere, ranta ve inşaata dayalı ekonomik model aynı İspanya’da, İngiltere’de olduğu gibi kırılma noktasına gelmiştir. Cumhurbaşkanının Merkez Bankası’nın faizlerini indirmek için baskı yaptığı son 2-3 ay içerisinde, dolara karşı yüzde 15 değer kaybeden Türk Lirası, son 2 senede, neredeyse yüzde 50 değerini kaybetmiştir. Türkiye’nin ekonomik büyümesi 2014’te yüzde 2.9’da takılmışken, tarım dışı işsizlik yüzde 13’e, genç nüfusun işsizliği yüzde 20’ye dayanmış. Bu ekonomik veriler, politik anlamda bitmişliğin, tıkanmışlığın tasdikidir. Her ne kadar ağırlaşmakta olan ekonomik şartlarda, son 5 senede tek adamlık adına yapılan zulümlerle, milletimizin etnik ve kültürel olarak bölündüğü, hırsızların saraylarda yaşadığı politik ortamda içlerimiz kararmış olsa da, bilinmesi gereken bir gerçek var, Türk milleti olarak önümüz aydınlıktır. “Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır” der Atatürk. Türkiye’nin bu aydınlığa ulaşacak potensiyeli ve kaynakları vardır.
Önümüz aydınlık, çünkü artık Türkiye’de Tayyip Erdoğan ve AKP’nin ranta ve inşaata dayalı ekonomik politikalarının sonrasını konuşma zamanı gelmiştir. 
Gelmiştir ancak şu aşamada ekonomi konusunda bir konuya dikkat çekmek gerekir. Son 12 yıla göz attığınızda göreceğiniz AKP dışında hiçbir partinin milletimize ekonomi konusunda verdiği hedef “Memur maaşlarına 2 kat zam yapacağız”, “Fındığa 5 lira” seçim vaatlerinden öteye geçememiştir.
İşsizliğin arttığı ülkemizde hem kısa, hem uzun vadeli hedefleri konuşmadan, uygulanabilir ekonomik modelleri millete, esnafa, memura, işverene anlatamayan partiler çoğunluk partisi olamazlar. Bu sebepten sadece sosyal politikaları konuşan, ekonomik yönden zayıf görünen partiler Bayrampaşa’daki toptancının, Konya’daki, Trabzondaki esnafın, Antep’teki fabrika sahibinin oylarını alamazlar. Bu politik gerçek sadece Türkiye’de değil Almanya’da da böyledir, Amerika’da da böyledir.
Zaman artık 1920’lerin ekonomik seçimlerini konuşma vakti değil, hem işçiyi, hem sanayiciyi, esnafı ve memuru içine alacak partilerle, toplumun her kesimini kucaklayacak hedefleri konuşma vaktidir.
Partilerin ön seçimlerinin halka getirdiği demokrasi heyecanını görüyorsunuz. Zaman siyasi alanda yapılacak yenilikleri gerçekçi ekonomik devrimlerle destekleme zamanıdır. Ulu önder Atatürk’ün sadece sosyal alanda değil, ekonomik alanda da yaptığı devrimler tarihimizden ders alma zamanıdır.
Türkiye’yi 21. yüzyıla taşıyacak, aydınlığa açılan kapısı; bilgi ekonomisidir. Bilgi ekonomisi 3 milyonluk Silikon Vadisi’ni 25 senede dünyanın 3. yüksek gelirli ekonomisi yapan sistemdir. Bilgi ekonomisi refahı bütün topluma yayarak birbirini tamamlayan dört ana temele dayanır:
1- Vasıflı işçi, mühendis, bilgisayar, ve bilim alanlarında yetişmiş eğitimli insan gücü
2- İş kurmaya calışan girişimciyi, işini büyütmeye çalışan iş adamını teşvik eden, herkese eşit sartlar ve fırsatlar sağlayan piyasa sistemi
3- Yeni işletmelere sermaye sağlayacak risk ortaklığı fonları ve borsaya açılmalarını kolaylaştıracak finansal yapılaşma (bu sistem İslami kâr ortaklığı ile bile tamamen uyuşmaktadır)
4- Firmaların çalışacak eğitimli elemanlarına kâr ortaklığını özendirecek, hem işverenin, hem işçinin haklarını koruyacak çalışma kanunları. Bilgi ekonomisinin dünyadaki başarılı örneklerinden yola çıkarak baktığımızda görüyoruz ki, bilgi ekonomisi ile sosyal demokrasi iç içedir. Çünku demokrasi olmayan yerde özgür fikir, özgür fikrin olmadığı yerde yenileşim (inovasyon) yaşayamaz. 21.yüzyılda sosyal demokrasi demek özel sektöre, piyasa ekonomisine gerçek anlamda destek olmak, yarışmayı verimlilik açısından önemsemek, vatandaşlara eşit fırsatlar yaratmak, insan unsurunu ön planda tutarken eğitimli, vasıflı, bugünkü yeni teknolojilerini sanki doğumundan biliyormuş gibi bir insanı yaratmak ve üretimden doğacak refahı millete yayabilmek demektir. Burada devletin çok önemli bir görevi vardır çünkü sosyal demokrasi, devletle özel sektörün ülkenin kalkınması ve refahı için iyi bir dayanışma ve iyi bir denge içinde birlikte yürümesi demektir.
Bilgi çağında zaman geçmişin başarısız politikalarını tekrar tekrar uygulayıp farklı bir sonuç bekleme zamanı degil, başarılı olmuş düzenlerden örnek alıp Türkiye’de ekonomik devrim yapma zamanıdır. Zaman milyonlarca insanı iş sahibi yapmak, Türkiye ekonomisini önümüzdeki 10 senede dünyadaki ilk 10’a sokma zamanıdır.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.