Başkanlık rejiminin gerçekleri

"Başkanlık rejimi denilince ilk akla gelen ülke ABD’dir. ABD’deki başkanlık rejiminin ana hatlarına baktığımızda, başkanlık rejimi hakkında gereken bilgilere belli ölçülerde de olsa ulaşmak olanaklı."

Başkanlık rejiminin gerçekleri
19 Şubat 2016 Cuma 14:08

Burhan Özbey

Başkanlıkla yatıyoruz başkanlıkla kalkıyoruz.
Saray ve iktidar tarafından sürekli dayatılan başkanlık rejiminin ne olduğunu, ne şekilde işlediğini; rahatlıkla söyleyebiliriz ki, ülkemizde pek çok insan bilmiyor...
Buna anlı şanlı iyi eğitim görmüş pek çok münevverimiz de dahil.
Bırakalım aydınları, münevverleri TBMM’de ki milletvekillerinin çoğunun dahi, yeterli ölçüde bilmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek eksiklik diyerek konuyu irdelemeye çalışalım.
***
Başkanlık rejimi kısaca tek adamlık diye tanımlanabiliyor...
Başkanlık rejimi denilince ilk akla gelen ülke ABD’dir.
ABD’deki başkanlık rejiminin ana hatlarına baktığımızda, başkanlık rejimi hakkında gereken bilgilere belli ölçülerde de olsa ulaşmak olanaklı.
***
Amerikan halkı için, başkanın yerleşkesi (külliyesi değil) Beyaz Saray; temel güç ve karar odağıdır.
Sokaktaki Amerikalı, yurttaş için; hükümet başkanın kendisidir.
Başkan iki turlu genel seçimden ayrı olarak, “başkanlık seçimi” adlı bir seçimden daha geçerek koltuğuna oturur. Süresi 4 yıldır. Bir 4 yıl daha seçilebilme hakkı vardır.
Dolayısıyla yetkilerini sadece anayasadan değil halk egemenliğinden de almış olur.
İç siyasette, yurttaşlarla ve örgütlenmiş baskı gruplarıyla, hükümetin en önde sözcüsüdür.
Silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır. Yardımcıları olan bakanları “sekreter” önadıyla o atar.
Bir anlamda her işin bakanı odur.
Sekreterleri belirli konulara özel olarak eğilir, o alanlarda yalnız onun dediklerini yaparlar.
Resmi devlet işinde önemli Yüce Mahkeme yargıçları ve büyükelçileri, Kongre’nin onayı koşuluyla o atar.
Kongre, gündemi yönüyle başkana bağlıdır.
Ulusal mahkemelerin gözleri, kararlarının yürütülebilmesi için Beyaz Saray’dadır. Partinin başkanı da odur.
Dış işlerde de egemendir.
Kongrece onaylanması koşuluyla dış antlaşmaları da o imzalar.
Kongrenin icraatları üstünde sınırlı denetim hakkı vardır.
Ancak başkanın veto ve öneride bulunma hakları da bulunmaktadır.
Anayasa, kuramsal olarak, başkanın kimi yetkilerinin denetlenmesini de sağlar. Bu denetimde Kongre’nin özel bir yeri vardır.
Savunmada “savaş ilanı” yetkisi Kongre’dedir.
Ancak savaşı yapan- yürüten başkandır. Antlaşmalarda “danışman olan ve onaylayan” Senatodur.
Yasa çıkarma yetkisi Kongre’de dir. Başkanın veto hakkı vardır.
***
Başkanlık seçimleri ABD’de çoğu zaman, akıl almaz oyunlara, rezaletlere ve harcamalara neden olmaktadır.
Örneğin; Yüce mahkeme 2000 başkanlık seçimleri sonunda, parti çizgisini izleyerek, yalnız tüm ülke genelinde değil, küçük kardeşi Jeb Bush’un vali olduğu Florida’da düşük oy alan George Bush’u kazanan aday olarak ilan ettiğinde, başkanlık törenine 40 milyor Dolar harcanmıştı. Yeni başkanı alkışlayanların gürültüsü içinde birilerinin elindeki şu levha pek kimsenin dikkatini çekmedi: “Yaşa Sen Hırsız!”
***
Demokratik ülke diye adlandırılan ABD’de başkanlık yolunda böylesine türlü türlü rezaletler yaşanıyorsa, bizim gibi “ileri demokrasi” yi hazmetmiş, yüceltmiş bir ülkede kim bilir neler olabilir, varın gerisini siz düşünün!...

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.