Barış marış

"10 Eylül günü, Türkiye Yazarlar Sendikası, bir e-posta göndererek kaleme alacakları “ortak barış şiiri” için benden de bir dize istedi. Ertesi gün, onlara “Barış” PKK’nın ve yandaşlarının ağzıdır. Ona ‘Teslim olun’ diyeceksiniz. Teslim olduktan sonra barış ve af söz konusu olabilir” diye cevap verdim."

Barış marış
27 Ekim 2015 Salı 15:25

Günel Altıntaş

10 Eylül günü, Türkiye Yazarlar Sendikası, bir e-posta göndererek kaleme alacakları “ortak barış şiiri” için benden de bir dize istedi. Ertesi gün, onlara “Barış” PKK’nın ve yandaşlarının ağzıdır. Ona ‘Teslim olun’ diyeceksiniz. Teslim olduktan sonra barış ve af söz konusu olabilir” diye cevap verdim. Sendikada kendilerini yazar sanan Kürtçüler ve gafiller çoğunlukta olduğundan bildiklerini okudular tabii.
“Amasız barış, hemen barış!”, “İnadına barış!” gibi aptalca sözlerin peşinden ancak düşüncesizler gider. Amasız barış mı olur? Adam, elinde silâh, sizden paranızı, arabanızı, evinizin tapusunu, ırzınızı, kolunuzu, bacağınızı... istese, şunları verebilirim, ama şunları veremem demez misiniz? Sizin hiç kutsalınız, inancınız, sevginiz, bağlılığınız, vefanız yok mu? Tarih boyunca, ırzlarını korumak için ölen binlerce kadın boşuna mı ölmüştür sizce?

TESLİMİYET BARIŞ DEĞİLDİR
Barış huzur demektir. O yüzden, kimsenin itiraz edemeyeceği bir söz ve durumdur. Ama Sevr de “barış anlaşması” değil miydi? Bu barış çığırtkanlarına göre, ha Sevr, ha Lozan... Barış olsun da hangisi olursa olsun! Oysa, Sevr’i ancak onursuz insanlar kabul edebilirdi. Nitekim, etmedik.
Düşmanlar bize topraklarımızı ve bağımsızlığımızı çikolata ile ikram etmediler. Biz onu süngülenip ölerek ve öldürerek kazandık. Barış demekle barış olmaz; barış kazanılır zaten.
Teröristler nasıl yollara, menfezlere mayın döşüyorlarsa, yazıların içine de mayınlar öyle döşenebilir, döşeniyor. Bu mayınlardan biri, barış sözcüğüdür. Kimse barışa karşı değildir, olamaz; çünkü barış huzur demektir. Ama kazanılmamış barış, “amasız barış”, “hemen şimdi barış”, “inadına barış” birer mayındır. Savaşmaktan vazgeçin; ne istiyorlarsa verin anlamına gelir. Savaş bitmemişse barış olamaz.
Can arkadaşım Ataol Behramoğlu’nun önderliğindeki Sanatçılar Girişimi’nin bildirisinde “Kanlı, karanlık çatışma ortamının bir kez daha hortlatılması”ndan Cumhurbaşkanı sorumlu tutuluyordu. Bu talihsiz ifade, bir mayındı. Büyük bir olasılıkla, farkında olunmadan (üzerinde fazla düşünülmeden) konmuştu. Doğu Perinçek bu mayına basmadı. PKK ile mücadelenin yani “kanlı, karanlık çatışma ortamına” dönülmesinin vatan savunması olduğunu öne sürerek karşı çıktı.
Cumhurbaşkanını “kanlı, karanlık çatışma ortamının hortlatılması”ndan değil, çözüm süreci boyunca verdiği emirlerden, PKK’nın her köşeyi bombalarla donatmasına, “kurtarılmış” mahallelerde devlet otoritesinin yok edilmesine göz yummasından dolayı vatana ihanetle suçlayabilirsiniz, ama PKK’yı bitirmek için TSK’nın yaptığı operasyonlardan dolayı suçlayamazsınız. PKK’nın kanlı eylemleri, “kurtarılmış!” mahalleleri TSK’nın operasyonlarının gerçekten vatan savunması olduğunu çok açık olarak göstermiştir. TSK bu operasyonlarla devletin (AKP’nin açılım politikası sonucu) oralarda yitirdiği hükümranlığını geri almaktadır.
PKK’nın emperyalizmin bir piyonu olduğu zaten biliniyordu; ama bugün, bunun böyle olduğu emperyalist ABD tarafından da “kara gücümüz” denerek fâş edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun milliyetçilik akımlarının körüklenmesi ile parçalandığını anımsarsak, hiçbir zaman millet olmamış bir halk milletleştirmeye çalışılarak ülkemizin de bölünmek istendiğini kolayca anlarız. PKK ile mücadele bu bakımdan da vatan savunmasıdır ve RTE’nin bu mücadeleyi kendi koltuğunu sağlama almak için başlatması ya da desteklemesi, onun vatan savunması olduğu gerçeğine gölge düşürmez.
Yüzlerce ölü ve yaralının (ki çoğu sakat kalacaktır) bütün ülkeyi yasa boğduğu kanlı cumartesi mitingi “İnadına barış” sloganıyla düzenlenmişti. Yukarıdan beri açıkladığım nedenlerle, “İnadına barış” sloganıyla düzenlenen bir mitinge DİSK, KESK, Türkiye Barolar Birliği, Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu, Türk Tabipler Birliği gibi kuruluşların katılmasını dar görüşlülük ve (bilerek ya da bilmeyerek) halkı yanlış yönlendirme olarak görüyorum.
Zaten tek taraflı barış mı olur? Bu kuruluşların, bir sözleri varsa, PKK’ya söylemeleri gerekmez mi? 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nadir Şener Hatunoğlu - 5 yıl önce
Saygı ile.. PKK'NIN Recep TAYYİP ERDOĞAN'LA kol kola dolaştığı sıralardı. Barış teranesi başlamıştı. Elbet kitap, dergi, gazete ne varsa taranmış, 'Barış' başlıklı şiirler gündeme emanet edilmişti. Benim şiirim de bu amaçla kullanılmış. Mevcudu kalmayan ikinci kitabımda yayımlanmıştı; "Barış İçin Barış" : "Bir çocuk gülüşünün terkisinde// Dağları aşmak da ne ki! //Zangırdayan dişlerim hele dursun;// Gözlerimde büyüyen barış güneşinde,// Daha bir doğurgandır çiçekler.// Sımsıkı horon tepen etimle kemiğim,// Yaşama sevincini bağırır gerinen tomurun.// Çıkmadıysa postadan mektubu sevgilimin,// Saçlarının selâmı sağ olsun." Mersin:1969- Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi, bilim uzmanı*