Akılcı ve etkin gençlik örgütlenmesi TGB’nin tarihi

2006 bir milattır, çünkü TGB’nin kuruluş yıldönümüdür. Bu kuruluş son on yıllık siyasi tarihimize olumlu yönde damgasını vurmuş oluyor. Ünlü İstiklal Caddesi yürüyüşü, Ünlü Anıt Kabir yürüyüşü...

Akılcı ve etkin gençlik örgütlenmesi TGB’nin tarihi
29 Mart 2016 Salı 11:43

Dr. Alev Coşkun

Türk toplumsal ve siyasal tarihinde ilerici genç kuşaklar, daima toplumsal ve siyasal değişimlerin içinde önemli rol oynamışlardır. 1876’da kabul edilen ilk Anayasa’nın hareket noktası,”Yeni Osmanlılar Cemiyeti”dir. Örneğin vatan şairi Namık Kemal ve gazeteci yazar Şinasi henüz yirmili yaşlarında bu cemiyetin üyesiydiler.
Abdülhamit’in zorba yönetimine karşı çıkan ilk örgütlü hareket olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ilk nüvesini genç tıbbıyeli ve mülkiyeliler yaratmıştı. Bu niteliği nedeniyle, bu harekete “Genç Türkler Hareketi”adı verilmiştir. Bu hareketin daha sonra liderliğine yükselen Talat bey ve arkadaşları Edirne’de henüz yirmi yaşlarında tutuklanmışlardı.
Mustafa Kemal, vatanın kurtuluşu eylemlerine, Harp Okulunda ve daha sonra sürgün edildiği Şam’da henüz yirmili yaşlarında başlamıştı. İkinci Meşrutiyet’in ilanını sağlayan, Resneli Niyaziler ve arkadaşaları da genç yüzbaşılardı.
Sivas Kongresi’ne katılan genç tıbbıye öğrencisi Dr. Hikmet Bey’i oraya genç tıbbıyeli arkadaşları ceplerinden para toplayarak göndermişlerdi. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra, 1924’de yabancı bir kuruluş olan İstanbul Tramvay Şirketi’ne karşı yapılan büyük mitinge; 1933’te, yabancı sermayeli Vagonli Yataklı Vagonlar Şirketi’ne karşı eyleme ve 1937’de Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması hareketlerine gençler etkin olarak katıldılar. Atatürk dönemindeki bu gençlik hareketleri anti emperyalist ve ulusalcı nitelikler taşıyordu.

1950 VE SONRASI
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi, Türkiye’nin çok partili sisteme girmesi özgürlükler konusunu ön plana taşıdı, 1946 ve 1950 seçimlerinde gençlik, özgürlüklerin genişletilmesi istemleriyle yeni kurulan DP’nin yanında yer aldı. 1956’dan sonra DP nin giderek otoriter bir yapıya kavuşması, Üniversite gençliğini DP’den soğutmuştu. 1957 seçimlerinden sonra, gençlik hareketlerinin giderek ivme kazandığı görülür. 1959-1960 yılları bu ivmenin yükselişe geçişidir. DP iktidarının üniversite öğretim üyelerine kara cübbeliler olarak bakması, milli mücadelenin Cephe Komutanı ve Atatürk’ün yakın arkadaşı İsmet İnönü’nün toplantılarının yasaklanması, başına taş atılması ve Meclis’ten 12 celse atılması, halkı bölen Vatan Cephesi” adı verilen uygulamanın akıldışı yöntemlerle yürütülmesi, gençliğin büyük bir muhalefet cephesinde buluşmasına neden oldu.
1960 yılının Nisan ayında Tahkikat Komisyonu’nun kurulması, ardından bu komisyona istediği kişileri tutuklama, istediği toplantıyı yasaklama ve istediği gazeteyi kapatma yetkisinin verilmesi bardağı taşıran damla oldu. Gençlik bir araya gelerek, “Hukukun katledildiği bir yerde hukuk okunamaz” diyerek harekete geçti. 28 Nisan 1960 günü Beyazıt Meydanı’nda, polis gençliğe saldırdı, yüzlerce yaralanan arasında Malatyalı Orman fakültesi arkadaşımız Turan Emeksiz, polis kurşunlarıyla şehit edildi. Olaylar Ankara Üniversitesi’ne sıçradı. Günlerce protestolar sürdü. 27 Mayıs 1960 Devriminin kökeninde bu gençlik hareketleri vardır ve devrimin sebeblerinden birisi olarak kabul edilir. Seçimle oluşan Kurucu Meclis, Türk tarihinin en ilerici, devrimci ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı, çağdaş Anayasasını yaptı. Bu Anayasa’yı yapan Kurucu Meclise gençlik temsilcileri henüz 25 yaşında, seçimle girdiler ve Anayasa yapımına katıldılar.

1968 KUŞAĞI
1968 kuşağının kökleri, 1960 gençliğine dayanır. 27 Mayıs Anayasası’nın getirdiği hak ve özgürlükler, yasaklı bütün kitapların yayınlanmasını sağladı. Sol düşünce gelişti ve kuvvetlendi. Bağımsız Türkiye olgusu içerik kazandı. Emperyal güçler, 1968 hareketini, o kuşağın genç önderlerini infaz ederek durdurdular. Ardından Atlantik ötesi düzenlemelerle önce gerici ve muhafazakar 12 Mart, daha sonra da karşı devrimci 12 Eylül askeri darbeleri düzenlendi. Bu nedenle 12 Mart, 12 Eylül ve 27 Mayıs hareketleri aynı torbanın içine konamaz. 27 Mayıs yapılışı ve sonuçları itibarıyle devrimci, 12 Mart muhafazakar,12 Eylül ise karşı devrimcidir. 12 Eylül sonrasında, Gençlik, en az çeyrek asır toplumsal ve siyasal etkinliklerini yerine getiremez bir duruma getirildi.

2006 BİR MİLATTIR
Ama, 2006 bir milattır, çünkü TGB’nin kuruluş yıldönümüdür. Bu kuruluş son on yıllık siyasi tarihimize olumlu yönde damgasını vurmuş oluyor. Ünlü İstiklal Caddesi yürüyüşü, Ünlü Anıt Kabir yürüyüşü, Ünlü 29 Ekim Ankara toplantısı, sembol haline gelen ABD askerinin kafasına çuval geçirilişi, Silivri zindanlarının kuşatılması ve barikatların yıkılışı... Ve daha yüzlerce eylem...
Bu yazımı işte, TGB nin on yıllık tarihini anlatan ve yeni yayınlanan “ŞU ÇILGIN GENÇLER” adlı önemli kitabı tanıtmak için yazıyorum. Bu kitap, hiç kuşkusuz on yıllık bir dönemin belgeselidir. Kitap, TGB nin nasıl kurulduğunu, nasıl geliştiğini ve temel felsefesini anlatıyor. Kitabın içindeki yazıları, TGB’nin 44 gençlik önderi ve eylemcisi yazmış. İşte, kitabın temel niteliği ,kıymeti ve gücü de buradan geliyor. TGB nin on yıl içinde gerçekleştirdiği eylemleri yöneten gençlik liderleri bu eylemleri nasıl düzenlediklerini, nasıl uyguladıklarını anlatıyorlar. Ama şatafata kaçmadan, kariyer özentisi ve dolduruşuna gelmeden, bu eylemleri alçak gönüllü bir biçimde anlatıyorlar.
İleride, bu günlerin siyasi tarihini yazacak olan siyaset bilimciler belgelere dayalı bu kitaptan yararlanacaklardır. Kitabı derleyen şu anki, TGB Başkanı Çağdaş Cengiz’in “Son Söz” yazısı kanımca çok önemlidir, çünkü Başkan Cengiz bu yazısında TGB’nin başarısının temel etkenlerini de tartışmaktadır. En etkili noktalar: “uzun soluklu mücadele”, “doğru eylem çizgisi”, “kitle ile, halkla bağın koparılmaması” ve “nerede geri çekileceğinin bilinmesi”. Bu temel politikalar aslında, TGB’nin başarılarının sırlarıdır ve yüz yıllık Türk gençlik hareketinin başarı ve hatalarından alınan derslerden oluşmuştur. Bu nedenle bu kitap, bu günden sonraki Türk Gençlik hareketinin bir rehber ve Kılavuz kitabı olacaktır.
Son sözüm şudur; Kitapta yazısı olan 44 gençlik önderine dikkat edelim. İnanıyorum ki, 2023 sonrası Türk toplumsal ve siyasal yaşamımıza, bu her açıdan yetişmiş gençler etkin olarak yön verecekler ve siyasal hayatımızda etkin görevler üstleneceklerdir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.