Hepimiz Kubilayız

Hepimiz Kubilayız
02 Ocak 2015 Cuma 01:50

Eğitim karmaşık bir süreç.

Eğitimde 1+1 her zaman 2 etmiyor.

27 Aralık’ta Ankara Meydanlarını “Hepimiz Kubilayız” diye inleten gençler hangi eğitim sisteminde  yetiştiler?  Yıllardır uygulanan sığlaştırma, yabancılaştırma, yobazlaştırma seanslarına  rağmen  bu gençler  vatan ve millet için fedai olma ruhunu nerden ve nasıl edindiler?

Genç olmalarına rağmen  hırsızın her türlüsünü, uğursuzun envai çeşidini nasıl bu denli bilebiliyorlar?

Yoksulluk ve yokluk sınırında, esas gıdaları devasa test kitapları olan bu çocuklar, bu gençler, anne-babasının ağlamaklı, çaresiz, umutsuz bakışları altından, kimseyi incitmeden- hatta onların da desteğini alarak Atatürk’ün Askeri olma makamına hangi eğitim sisteminde ulaştılar?

Adaletsiz, zalim, aptal, gereksiz, bunca sınava rağmen akıl sağlıklarını koruyup, ruhlarına en küçük bir leke düşürmeden , şaşılacak kadar olgun ve güven veren kişiliklerini hangi eğitim sisteminde yeşerttiler?

Demir parmaklık, tel örgü, güvenlik görevlisiyle giderek cezaevine benzeyen okullarından fırtınadan kanatlarını çırpıp ve bir çırpıda Anıtkabir’de el ele olmayı-artık Andımız da yasaklandığına göre- hangi kutsal(!) ortak sınavda öğreniyor bu çocuklar?

 Bu çocuklar oyun oynamıyor. Gözlerini veriyorlar, canlarını veriyorlar, hayallerini birbirlerine emanet edip çıkıyorlar yola. İnanıyorlar ki, yürüdükleri yol boş kalmayacak...

Suçlu ayağa kalksın. Hangi öğretmen yetiştirdi bu çocukları? Hangi çok bilgili müfettiş görmezden geldi? Sendika değiştirip makam sahibi olan hangi çok yetkili müdür bu çocukların fırtınadan kanatlarını çotamadı? Şerbetli şuralarda hangi yetkisiz yetkili gafletten uyanmadı?

Eğitim karmaşık bir süreçtir. İyi ki eğitimde 1+1 hep 2 etmiyor.

Elli yıldır okullardayım.Bu toprağın, canı vardır, ruhu vardır, direnci vardır. Bu topraklar sevgiyi besler, dik duruşu besler... Yabanın tohumu, yabancının tohumu yeşeremez bu topraklarda. Yoksa herkes Kubilay, her yer Samsun olur...

İbrahim Dönmez / Öğretmen

*****

Keskin sirke

Cumhurbaşkanının başbakanken yaygarasını sıkça yaptığı konulardan biri de cumhurbaşkanının yetkilerinin fazlalığıydı. Özellikle Ahmet Necdet Sezer döneminde bu işin kışkırtıcılığını az yapmadı. Zaten hazretlerinin en iyi becerdiği iş budur: Kışkırtıcılık.

Bugün kendisi cumhurbaşkanı... Yarım yamalak bilgisiyle ya da danışmanlarının yazdıklarıyla her konuda bilmiş bilmiş konuşuyor. Tarih dersi vermeye kalkıyor. Korumalarıyla külhanbeyi gibi dolaşırken üstü açık kafede sigara içen vatandaşlara ve mekâna ceza yazdırtıyor. Osmanlıcanın zorunlu dil olacağı fetvasını veriyor.

Cehaletini örtülemek için kitap özetleriyle bilgilendirilmeye çalışılan birinin yıllardır en önemli makamları işgal etmesi gerçekten de çok acı. Bu acıyı milletin özellikle nitelikli kesimi derinden çekmektedir. Peki, bu gerginlik daha ne kadar sürecektir? Yalan, talan, peşkeş, işbirlikçilik bir yana; örneklerini sayfalar boyunca yazabileceğimiz bu kibri, bu zorbalığı halkımız daha ne kadar ve nereye kadar çekecektir? Ya da çekebilecek midir?

Sanırım Gezi Ayaklanması Tayyip Efendiye ders olmamış. Yanlışlarından ders çıkarmayan insanların sonu hüsrandır. Böyle giderse sebep olacağı yeni bir ayaklanmada çok sevdiği Ak Sarayından helikopterle ayrılmak zorunda kalacak olan yine kendisidir.

Erdinç Gültekin


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.