Nasıl olduğunu açıklıyorum!


Yavuz Alogan

Yavuz Alogan

Okunma 26 Temmuz 2016, 09:56

Evet, açıklıyorum! Fakat bunu herhangi bir bilgiye, belgeye ve “duyum”a dayanmadan, tamamen kendi kafamdan yapıyorum. Bunca palavradan senaryonun havada uçuştuğu bir ortamda değerli okurun beni hoş göreceğini umuyorum.

DARBENİN FAİLİ VE SEBEBİ
Darbe girişiminin faili ABD’dir. Sebebi: AKP’nin Atlantik sermaye alanından uzaklaşarak Körfez sermaye alanına yaklaşmasıdır; dış siyasette “üst akıl” dediği Pentagon-CIA aklından uzaklaşarak, başta Rusya olmak üzere Avrasya alanına yaklaşma eğilimidir; ülke içinde, aynen Mursi’nin Mısır’da yapmaya çalıştığı türden militan-kitlesel bir “İhvan-ı Müslümin” hareketi oluşturma çabasıyla anayasal rejimi değiştirip sivil diktatörlük kurma, böylece emperyal denetimden çıkma arzusudur.
Bu temel sebeplere, IŞİD’e yardım ve yataklık etmek, PYD’yi ezme kararlılığı göstermek, dünya kara para pastasından izin verilemeyecek ölçüde büyük bir dilimi kendi iktidarını güçlendirmek için kullanmak gibi, ikinci planda sebepler eklenebilir.

DARBENİN PLANLANMASI
Darbe, muhtemelen Eylül ayı içinde emir-komuta zinciri içinde gece yarısından sonra başlatılacaktı. Değerli bir emekli orgeneralin de tahmin ettiği gibi, cunta TSK içindeki üç (belki de, iki) grubun koalisyonundan oluşuyordu. 15 Temmuz gecesi olanlardan anladığımız kadarıyla, kapsamlı darbe planları ve “görev emirleri” hazırlanmış, üç grubun katılımıyla bir koordinasyon merkezi kurulmuştu.
Fakat darbeci iki grup son anda fikrini değiştirerek üçüncü grubu, yani FETÖ çetesini tasfiye etmeye karar verdi. Karar verdi, çünkü gerek kamuoyundan gerekse hükümetten bu yönde yoğun bir baskı geliyordu. Belki de bu grubun, sivil imam örgütlenmesi nedeniyle darbeden sonra sorun çıkaracağını düşündüler. İki cuntacı grup Yüksek Askeri Şura’da FETÖ çetesini tasfiye edecekti. Bu arada, çetenin Şura’dan önce tutuklanacağına dair kaynağı bilinmeyen söylentiler yayıldı.
FETÖ’cü grubun önünde iki seçenek vardı: diğer iki darbeci grubu deşifre etmek (bunu şimdi de yapabilir) ya da koalisyon bozulmamış gibi bir hava vererek tek başına harekâtı başlatıp, diğerlerini peşinden sürüklemek. İkincisi, Genel Kurmay Karargâhını ve Kuvvet Komutanları’nı etkisiz hale getirmeyi, darbenin emir-komuta içinde yapıldığı izlenimini gerektiriyordu.

DARBENİN İCRASI VE BOZGUNU
Harekete geçtiler. Fakat durumu fark eden cuntacılardan biri MİT’i haberdar etti. MİT muhtemelen başından beri her şeyi biliyordu, belki de işin içindeydi. Hükümeti bilgilendireceğine hemen koşup Genel Kurmay’a “Ne oluyor?” diye sordu. Sakinleştirilerek evine yollandı ve sesini çıkarmaması istendi.
FETÖ cuntası harekât planında kendisine düşen askerî görevleri icra etti, İstanbul’da stratejik noktaları tuttu, Ankara’da TRT’yi basıp acemice yazılmış o ihanet bildirisini okuttu; Gölbaşı’ndaki polis merkezini ve MİT’i bombaladı. Bu arada diğer cuntalardan da bazı güçler “darbe başladı” diye düşünerek harekete geçmiş olabilirler (mesela Marmaris harekâtı). Bunlar, darbenin öncü hareketleriydi; az sayıdaki öncü birliklerin sürekli takviye edilmesi ve onlara lojistik destek sağlanması gerekiyordu. Fakat bu olmadı. I. Ordu’nun sadece % 5’i hareket halindeydi. Ankara’da Saray’ın çevresinde ve Çankaya’da dolaşan tanklar ne “görev emri”ni yerine getirebildiler, ne de destek alabildiler. Ana birlikler, TSK’nin büyük kuvvetleri, FETÖ çetesini sokaklarda polis ve halkla baş başa bıraktı. FETÖ’cüler, 1. Ordu Komutanı’nın açıklamasıyla kaybettiklerini anlayıp dağıldılar.

DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA
Bu ihanet girişiminin erken atış yapmış sıradan bir Amerikancı cuntanın marifeti olmasını tercih ederim. Aksini, yani koskoca generallerin, ağzı salyalı bir manyağa “Mehdi” diye biat etmiş olabileceklerini, üzerlerinde onun tarafından okunup üflenmiş “1 dolar” taşıdıklarını, TSK subaylarının % 50’sinden fazlasını oluşturduklarını düşünmek istemiyorum. Zihnim bunu kabul etmiyor, anlamıyorum.
Ordunun kendisini (kendisini!) derhal millileştirmesi, Kemalist subayların kol kola girerek seslerini yükseltmeleri (konuşmaları!) ve TSK’yı siyasi ve dinî emellere alet edilmekten kurtarmaları ve “istiklâl-i tam” ilkesine göre yeniden yapılandırmaları gerekir. Bunu yapamazlarsa ne mi olur? “Üst akıl” bir Amerikancı cunta daha çıkarır ve bu sefer başarılı olur. Ya da hiç dokunmaz, dağınık bırakır. Bu durumda olacakları düşünmek bile istemem.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.