Tarih, böyle ihanet görmedi

Mamak Askeri Cezaevi'nde açık görüş sırasında beyin kanaması geçirip yere düşen Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp'in yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor. Balyoz davasından 16 yıl hapis cezası alan Özenalp, dün Yılmaz Özdil'in...

Tarih, böyle ihanet görmedi
30 Nisan 2014 Çarşamba 12:25

15-balyoz

Mamak Askeri Cezaevi'nde açık görüş sırasında beyin kanaması geçirip yere düşen Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp'in yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor. Balyoz davasından 16 yıl hapis cezası alan Özenalp, dün Yılmaz Özdil'in köşesinin konusuydu. İşte Özdil'in "Murat" başlıklı o yazısı:

"1979...

Henüz 14 yaşındaydı. Tokat Zileliydi. Dar gelirli ailenin çocuğuydu. Bir eliyle babasının ceketinin ucundan tutuyor, öbür eliyle bavulunu taşıyordu. Gözleri, biraz da korkuyla faltaşı gibi açılmıştı, İstanbul'a ilk gelişiydi, denizi ilk defa o gün gördü... Deniz Lisesi. Baba, evladına sarıldı, öptü, emanet etti oraya... Macera başlamıştı. 14 yaşında.

Ardından, Deniz Harp Okulu'nu bitirdi. O ufak tefek oğlan, aslan gibi teğmen çıkmıştı. Deniz Harp Akademisi'ni de birincilikle bitirdi, kurmay oldu. Gökova firkateyninin komutanlığını üstlendi, harp filosunun en iyi gemisi ödülünü kazandı. Bangladeş'te askeri ataşelik yaptı. Komodorluk yaptı. Hani, Libya'da içsavaşta sıkışıp kalan vatandaşlarımız, gemilerle taşınarak kurtarılmıştı ya... İşte o, en öndeydi, operasyonun kritik komutanıydı. Sema'yla evlendi, Batu dünyaya geldi, sonra Duru... İyi insan, iyi baba, iyi komutan... Birinci sıradan amiral olacağı kesindi. 30 Ağustos'a gün sayıyordu.

22 Ağustos'ta tutukladılar!

16 sene yapıştırdı Murat'a...

Maltepe'deki arkadaşlarımdan biriydi.

Bir gece sancılarla hastaneye kaldırdılar. Safrakesesi... Ameliyat edildi. Salata yaparken parmağının ucunu bile kessen, kendini bir hafta kötü hissediyorsun. Hiç olmazsa, iki gün hastanede yatabilirdi. Yok kardeşim... Ertesi sabah cezaevine geri gönderdiler. Sırf bu hadise bile, meselenin hukuk meselesi olmadığının kanıtıydı. Yarışarak geçilmesi mümkün olmayan subaylar, ölümüne cezalandırılıyordu.

Önce Hasdal'a geçti, sonra eşinin ve çocuklarının yanına, Ankara'ya, Mamak'a transferini istedi. Her hafta açık görüş için o kadar yol yapmasınlar, perişan oluyorlar, bari ben oraya gideyim demişti.

Bu değişiklik, hem ailesine, hem ona iyi gelmişti, biraz merhem olmuştu.

26'sı sabahı, nihayet, koştu kucakladı hasretle, kızını, oğlunu, eşini, annesini...

Batu, 14 yaşına gelmişti. Babasının, kendisini Deniz Lisesi'ne teslim ettiği yaşa... Duru'nun ise, gözleri dolu doluydu. Belli etmemeye çalışıyor, dudaklarını ısırıyordu. Bir baba için, daha çaresiz nasıl bir durum olabilir ki? Gel dedi kızına... Güya neşelendirecek, gel biraz top oynayalım dedi.

Ayağı kaydı, düşüp başını taşa çarptı diye yazdı gazeteler... Elbette palavraydı... Maalesef, buraya kadar dayanabilmişti. Dünyanın kahrını taşımaktan yorulan asırlık ağaç misali, durup dururken devrildi. Düştüğü için beyin kanaması geçirmedi, beyin kanaması geçirdiği için düştü.

Şu anda GATA'da. Durumu çok ağır. Ameliyat bile edilemiyor. Uyutuluyor.

Ve, Maltepe'deki kardeşlerimle konuştum, az daha sabır, aman moralinizi sağlam tutun diye... Cam kırıkları çiğner gibiydi sesleri... 16'şar sene yediklerinde bile, onları bu kadar üzgün görmemiştim. Akademi sınavlarına çalıştırdığı Erdinç, Gökova firkateynini devrettiği Ender, deniz lisesinden beri ağabeylik yaptığı Cem, akademiden sınıf arkadaşı Yavuz ve yan yana ranzalarda yattığı havacı ağabeyi İsmet, dua ediyorlar, hayata tutunması için... Tıpkı, Hasdal, Mamak, Silivri, Hadımköy, Şirinyer gibi.

Tarih, böyle ihanet görmedi."

Yılmaz Özdil

29 Nisan 2014 / Hürriyet


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.