‘Yusuf Akçuraların izinden İşçi Partisi’ne geldim’ -(TAMAMI)

Ergenekon tutuklusu Gazi Astsubay Oktay Yıldırım’dan mektup

‘Yusuf Akçuraların izinden İşçi Partisi’ne geldim’ -(TAMAMI)
06 Haziran 2013 Perşembe 18:29

Oktay Yıldırım: Aslında biraz geç bile kaldım. Eşim, ablam, kızım benden çok önce atmışlardı imzayı. Kadınlarımızı, ‘öncülerimiz’ yapan yine İşçi Partisi oldu. Kardeşimi bekledim biraz da... Onsuz olmazdı

Ergenekon tertibinin başlangıcı olan Ümraniye’de bir gecekonduya 12 Haziran 2007’de yapılan operasyon sonrasında önce gözaltına alınıp ardından da tutuklanan emekli Gazi Astsubay Oktay Yıldırım, İşçi Partisi’ne üye oldu. Yıldırım, İşçi Partisi’ne neden üye olduğunu, bir mektupla açıkladı. İşte Yıldırım’ın mektubu:

‘Milliyetçilik anlayışım’

Ben milliyetçi ve Atatürkçüyüm. Milliyetçiliğim Yusuf Akçura, Gaspıralı İsmail, Ziya Gökalp ve Atatürk çizgisinden beslenir. Bu çizgiye İşçi Partisi’nden başka sahip çıkan siyasi hareket yok. Bunun için geldim.

Benim milliyetçilik anlayışıma göre mesela Taksim’in ara sokaklarında ayakkabı boyayan 9 yaşındaki ellerine bulaşan boya, “Ben milliyetçiyim” diyen ama o çoccuğun hakkını aramayan, o çocukları koruyacak bir düzen için mücadele etmeyen herkesin yüzünün karasıdır. O çocuğu İşçi Partisi’nden başka düşünen yok. Ben o çocukların hakkını aramak için geldim.

‘Dağı birlikte eriteceğiz’

Ergenekon, Türk milletinin varoluş destanıdır. Bozkurt yol göstermiş ve ortak emekle o dağlar eritilmiştir. Destan böyle yazıyor. O destan körüğüyle, demircisiyle, bozkurduyla bizimdir. Hiçbir partinin malı değildir. Ama o dağı eritmek için İşçi Partisi’nden başka emek veren parti yoktur. Bozkurdumu bırakmadan gerekirse odun taşımak için, körük basmak için geldim.

Türk milleti, bölen ayrıştıran değil birleştiren, büyüten bir kavramdır. Sayın Doğu Perinçek, “Türk de biziz Kürt de biziz, hepimiz Türk Milletiyiz” sözünü yazdığında, biz mahkeme salonunda günlerdir bunun üzerinde tartışıyorduk. Bunun nasıl bir aşkla yazıldığının en yakın tanığıyım. O aşkı paylaştığım için geldim.

‘Ortaçağ’a esir olmayalım’

Gizli anlaşmalarla memleketimiz satılmasın, derelerimiz, tepelerimiz üçe beşe kapatılmasın diye...

Türk Ordusu Amerikan planlarını taşeronu, Mehmetçik de komşusunun katili olmasın diye...

Türk askeri dışarıda çuvalın, içeride Gladyo tertipçilerinin altında ezilmesin diye...

Amerikan Büyükelçisi, Türkiye’de kimin başbakan olacağına karar vermesin diye...

Yirmi birinci asırda Ortaçağ’a esir olmayalım diye..

Korumak için dağlarında yıllarca ter ve kan döktüğümüz vatan toprağı köy köy, mezarlık mezarlık, mahalle mahalle bölünmesin diye...

Milliyetçiliğimiz, Ortaçağ zihniyetli eşbaşkanların ayakları altında kalmasın diye...

Halkçılığımız umudunu ve kaderini AB fonlarına bağlamış modern görünümlü yobazların ellerinde heba olmasın diye...

Ve hak mücadelesinde, Silivri önlerinde gözlerinden kan akan o annelerimiz, kendi evlatlarının zulmüne uğramasın, ana-oğul karşı karşıya gelmesin diye...

Büyümelidir İşçi Partisi, büyütülmelidir. Bunun için çalışmaya geldim...

‘Önce kızım üye oldu’

Ben yıllardır aynı mevzideydim ama o imzayı atmamıştım. Örgütsüzdüm. Şimdi onu da attım. Aslında biraz geç bile kaldım. Eşim, ablam, kızım benden çok önce atmışlardı o imzayı. Kadınlarımızı, öncülerimiz yapan yine İşçi Paritsi oldu. Kardeşimi bekledim biraz da... Onsuz olmazdı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.