Yapay kalple yaşatıyoruz!

"Ancak SGK son zamanlarda fiyatları öyle bir düşürdü ki, kötü malzemeler kullanmaya itmeye başladı. Bu fiyatlarla dünya standartlarındaki malzemeleri kullanma şansımız kalmadı. Biz şu anda damar tıkanıklığı tedavisinde kötü malzemeleri,...

Yapay kalple yaşatıyoruz!
06 Kasım 2014 Perşembe 08:13

yapaykalp

Türkiye'de kadavra bağışı yok denecek kadar az. Karaciğer ve böbrek naklinde yüksek rakamlara ulaşmamıza rağmen kalp naklinde geriyiz. Türkiye’nin yapay kalpte dünya üçüncüsü konumunda

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği tarafından bu yıl 13'üncüsü düzenlenen uluslararası katılımlı kongre, Antalya Belek’te yapıldı. Yaklaşık 2 bin 145 hekimin yanı sıra alanda görev yapan diğer sağlık çalışanlarının da yer aldığı kongrede, yurt dışından da dernek temsilcileri katıldı. Kalp ve damar cerrahisinde son yeniliklerin ele alındığı kongrede, Türkiye'den 427 ve yurt dışından 52 konuşmacı ve oturum başkanı görev aldı.Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüçhan Akar, "Türkiye, en çok yapay kalp nakli yapan ve destek sistemleri uygulayan ülkeler arasında dünyada üçüncü sırada. Bu sıralamada ilk iki ABD ve Almanya'nın" dedi.

'KALP NAKLİ SAYISI AZ'
Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüçhan Akar, kalp nakillerinin ancak canlı vericiden yapılabildiğini belirterek bunun için organ bağışının artırılması gerektiğini söyledi. Akar, Türkiye'de böbrek ve karaciğer nakil oranlarının yüksek ancak kalp nakillerinin oldukça az olduğunu belirtti.  Akar, hastaların çeşitli cihazlarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak yapay kalp destek cihazlarının, son evre kalp yetersizliğindeki hastada kalbin pompalama görevini üstlenen, ileri teknoloji ürünü cihazlar olduğunu ifade etti. Yapay kalp destek cihazlarının, hastanın kalp yetersizliği iyileşene ya da kalp nakli oluncaya kadar hayatta kalması için kısa süreli kullanılabildiğini anlatan Akar, bunun yanı sıra hastanın kalan hayatı boyunca kullanabileceği uzun süreli yapay kalp destek sistemlerinin mevcut olduğunu belirtti.
'11 YILDIR YAPAY KALP'

Yapay kalp destek cihazı ameliyatının, takılan cihazın türüne göre değişmekle birlikte herhangi bir olağanüstü durum olmadığı sürece ortalama 3-10 saat sürdüğünü anlatan Akar, hastanın ameliyat sonrasında yoğun bakımda tedaviye alındığını söyledi. Akar, ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin yaklaşık 20-25 gün olduğunu ifade ederek hastaların cihazla yaşadıkları süre boyunca kan sulandırıcı ilaçlar kullandığını ve düzenli kan testleri yaptırdıklarını bildirdi. SGK'lı hastaların kalp nakli ve yapay kalp destek cihazları ameliyatlarının, hazırlık, yoğun bakım ve hastane dönemlerindeki bakım ve tedavileri paket ödeme sistemi yoluyla SGK tarafından karşılandığının altını çizen Akar, şunları kaydetti:
"Türkiye'de tamamen kalbin çıkartılması yüzde 10 civarında bir hastaya yapılıyor, yüzde 90 hastaya ise destek sistemleri uygulanıyor.  En çok yapay kalp nakli yapan ve destek sistemleri uygulayan ülkeler arasında dünya üçüncüsüyüz. Bu sıralamada ilk iki, ABD ve Almanya'nın. Türkiye'de senede yaklaşık 200 destek sistemi ve 60-80 yapay kalp nakli yapılıyor.
İki yıl önce SGK tarafından geri ödeme onaylandı. Geçmişte kalp nakli beklerken ölen hasta sayısı çoktu. Geri ödeme onaylandıktan sonra iki sene içerisinde yaklaşık 400 hastaya yapay kalp ve destek sistemi takıldı. Bu uygulamalar, Türkiye genelinde 12 merkezde gerçekleştirildi."
Yapay kalp ile hastaların günlük hayatlarını devam ettirebildiğine, spor yapabildiğine dikkati çeken Akar, "Diğer organları da bu arada iyileşmektedir. Daha sağlıklı olarak kalp nakli adayı olmaktadır. Dünyada en uzun yaşayan hasta şu an 11'nci yılındadır" dedi.

'YILDA 75 BİN AÇIK KALP AMELİYATI'
Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Ali Gürbüz, kalp ve damar hastalıklarının hem sağlık hem de yaşam konforu üstünde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek kalp ve damar hastalıklarının kronik hastalıkların başında geldiğini ifade etti. Türkiye'de kalp ve damar cerrahisinin dünya ölçeğinde en üst standartlarda yapıldığını vurgulayan Gürbüz, şu anda 42 Sağlık Bakanlığı, 52 üniversite, 164 özel hastane olmak üzere toplam 260 kalp merkezinde yıllık 75 bin açık kalp ameliyatı yapıldığını söyledi.

DAMAR TIKANIKLIĞINDA AVRUPA ŞAMPİYONUYUZ
55 yaş üzerinde bacak damarlarındaki tıkanma oranı yüzde 20. 70 yaşta ise yüzde 30. Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt bu oranın Avrupa ülkeleri içinde rekor ve ABD verilerine yakın yükseklikte olduğunu söyledi. Damar sertliğinin yaygınlığı açısından Türkiye’nin durumunun ABD’nin oranlarına yakın olduğunu anlatan Bozkurt, bunun nedeninin kötü beslenme ve sigara olduğunu söyledi. Türkiye’de kalp damar cerrahinin yeni yöntemlerle tedavi edebildiğini anlatan Bozkurt, "Türkiye damar sertliği açısından dünyanın sayılı, Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Bunu azaltmak zorundayız. Sigarayı, obeziteyi, kötü beslenmeyi durdurmak durumundayız" dedi.

'KADAVRA BAĞIŞININ ARTMASI LAZIM'
Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Genel Sekreteri ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Rüçhan Akar kalp yetmezliğinin giderek Türkiye'de artmakta olduğuna dikkat çekti. Kalp yetmezliği sıklığının yüzde 2.4 olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akar, bu konuda standart tedavinin kalp nakli olduğunu söyledi. Türkiye'de kadavradan organ bağışı çok kısıtlı olduğu için yeterince kadavradan kalp nakli yapılamadığını bildiren Prof. Dr. Akar, "Canlı vericiden karaciğer ve böbrek nakilleri yapılabiliyor. Bu yüzden Türkiye karaciğer ve böbrek nakillerinde canlı vericiler sayesinde çok ileri düzeyde. Yeteri sayıda bağış yapılmadığı için Türkiye'de kalp nakli sayısı yılda 60 ile 80'lerle sınırlı kalıyor. Eğer kadavra bağışı artırılırsa bu rakam yılda 150- 200'lere çıkabilir" dedi.

VARİS KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Bacak toplardamarlarının genişlemesi, uzaması ya da büklümlü olması olarak tanımlanan varisin de artık açık cerrahi girişimine gerek olmadan ameliyat edilebildiğini anlatan Prof. Dr. Kürşat Bozkurt, "Varis ile ilgili diğer ilginç bir özellik doğada yalnızca insanlarda görülmesidir. Diğer hiçbir memeli türünde saptanmamıştır. Ülkemizde sağlıklı istatistikler bulunmadığından tam sıklığını bilmiyoruz ancak batı toplumunda yüzde 10-20 gibi yüksek oranda görülmektedir. Buradan yola çıkılarak Türkiye'de 5 milyon bireyde değişik derecelerde varis olduğu öngörülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır" diye konuştu. Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavin büyük varislerin içten lazer ile kapatılması olduğunu kaydeden Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt, bu tedavide kullanılan tek kullanımlık lazer tüplerin tanesinin 400 dolar civarında olduğunu söyledi.

SGK'NIN FİYAT POLİTİKASI YAŞAMI RİSKE EDİYOR

SGK'nın giderleri azaltabilmek için tibbi malzeme fiyatlarını düşürmesinin hastaları riske soktuğunu anlatan Prof. Dr. Kürşat Bozkurt, kurumun haklı olarak en iyi malzemeyi en ucuz fiyata almaya çalıştığını söyledi. Prof. Dr. Bozkurt, şöyle konuştu:
"Ancak SGK son zamanlarda fiyatları öyle bir düşürdü ki, kötü malzemeler kullanmaya itmeye başladı. Bu fiyatlarla dünya standartlarındaki malzemeleri kullanma şansımız kalmadı. Biz şu anda damar tıkanıklığı tedavisinde kötü malzemeleri, uygun olmayan malzemeleri kullanmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir değil. Hatta bazı işlerde bazı malzemeleri hiç kullanamıyoruz. Örneğin akciğerde pıhtı atması denilen bir problem var. Son derece öldürücü. Dünyada en sık üçüncü ölüm nedenlerinden biri olan bir problem. Şu anda o konuda kullanılan özel bir boru var. Bunun fiyatı 12 bin TL'den bir anda 5 bin 500 TL'ye düşürüldü. Bunun üzerine üretici firma biz bunu bu fiyata satamayız diyerek Türkiye piyasasından çekildi. Akciğere pıhtı atma durumunda bizim şu anda kullanabileceğimiz hiçbir malzeme yok. Hastalar risk altında."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.