ÜMRANİYE'DE DEĞİL OVAL OFİS'TE BAŞLADI -(TAMAMI)

2001’de Haham Tuncay Güney mülakatıyla başlayan 2006’da ABD Başkanı Bush’un düğmeye basmasıyla devam eden Ergenekon tertibi, 5 Ağustos’ta karara bağlanacak

ÜMRANİYE'DE DEĞİL OVAL OFİS'TE BAŞLADI -(TAMAMI)
02 Ağustos 2013 Cuma 18:11

Ergenekon soruşturması Ümraniye’de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla mı başladı? Gelin yanıtı Fehmi Koru versin: “Ergenekon operasyonunun düğmesine 5 Kasım 2007 günü Oval Ofis’te ABD Başkanı Bush bastı.” (Yeni Şafak, 1 Şubat 2008) Gerçi operasyon Bush-Erdoğan görüşmesinde başlasa da “proje” 2001’e dayanıyordu. 2001’de Tuncay Güney mülakatı, 2002’de ise TSK’ya Hilmi Özkök darbesiyle ABD “Ergenekon” tertibini fiilen başlatmıştı.

2001’de Tuncay Güney “dolandırıcılık ve sahtecilik” yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde mülakata alındı. Güney, mülakatta siyasetçilerden aydınlara, siyasi parti başkanlarından komutanlara kadar geniş bir yelpazedeki herkesi suçladı.

69 kişilik şema oluşturuldu

Mülakatta “Ergenekon demek TSK demektir” diyen Güney’in iddialarının ardından MİT, 69 ismi içine alan bir şema oluşturdu. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, o dönem kendisine gösterilen şema için “Saçma sapan, ciddiye alınmayacak iddialardı” dedi. Ancak şema yine de operasyon için ilgili yerlere gönderildi. Zira Atasagun, ileride suçlanmak istemiyordu!

Peki mülakat ve MİT şeması ve sonrada sahte olduğu ortaya çıkan “deliller” nasıl Ergenekon’a bağlanacaktı. Gelin bunun yanıtını da İsmet Berkan’dan dinleyelim. Danıştay saldırısından hemen sonra Abdullah Gül, Emniyet ve MİT yöneticilerini toplar ve şu talimatı verir: “Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.”

Ve aranan Savcı çok geçmeden bulunur. O kişi uzun zaman adı gündemden düşmeyecek olan Zekeriya Öz’dür.

2007’den 2013’e

Bush’un düğmeye basmasıyla başlayan operasyon Abdullah Gül’ün savcıya talimatıyla sürmüş ve nihayet Ergenekon “soruşturması” başlamıştı. Türkiye’de kıyametler kopmaya, yandaş medyada çeşitli komplo teorileri ortaya atılmaya kısaca ülke “Ergenekon”la çalkalanmaya başlamıştı.

12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda bulunduğu öne sürülen el bombaları, “asrın davası”na dayanak gösterilecek ve adına da “Ergenekon” denilecekti. 20 Ekim 2008’de başlayan dava süreci çok tartışıldı. Uzun tutukluluk süreleri, adil yargılanma hakkı ve savunmaların kısıtlanması 5 yıldır en çok eleştirilen konulardan oldu.

Davada bugüne kadar 23 iddianame birleşti; 276 sanık yargılandı, son duruşmada tutuklu sayısı 67’ydi. Davada hemen hepsi Türkiye’nin birikimli aydınları, siyasi parti yöneticileri, gazeteciler ve subaylar yargılandı. Şimdi davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 5 Ağustos’ta kararını açıklaması bekleniyor.

Mahkeme’nin kısıtlamaları

Mahkemenin usule aykırı pek çok kısıtlaması oldu:

- Duruşma salonunda sanık ve avukatı arasındaki belge alışverişi yasaklandı...

- Söz hakkı verilmedi...

- Ceza yargılamaları sözlü yapılır kuralına rağmen ‘Sorularınızı yazılı olarak verin’ denildi...

- Haftada bir yapılan talep duruşmaları tamamen ortadan kaldırıldı...

- Sanıkların kendileriyle ilgili son derece önemli tanıklara soru sorarken “tekrar sordun, ayrıntıya girdin, yorum sorusu, tanığı sıkıştırdın” gerekçeleriyle mikrofonları kapatıldı...

- Sanıkların savunma hakkı kapsamındaki itirazları ve beyanlarına karşı 16 celse ya da esas hakkındaki savunmaya kadar duruşmalardan men cezası verildi...

- Bazı sanıklar ve avukatları jandarma zoruyla duruşmalardan atıldı...

- Duruşma salonunun tavanından ses kaydeden mikrofonlar sarkıtılarak sanıkların avukatları ve duruşmayı izleyenlerle yaptıkları görüşmeler dinlendi...

- Mahkemeye gelen evraklar ve birleştirilen iddianameler sanıklara CD’lerle verildi ancak cezaevinde bilgisayar kullanılması haftada 2 saatle sınırlandırıldı...

Danıştay dosyası ithal edildi

Dava uzadı çünkü örgüt yoktu! Dalgalar peş peşe geldi. Tutuklanan kişilerden bir “terör örgütü” yaratmak imkânsız hale gelmişti. İşte tam da burada “Danıştay saldırısını Ergenekon yaptı” iddiası gündeme getirildi. Gerçi iddia çökecekti ama tertipçiler hamle yapmak için sansasyona ve gürültüye ihtiyaç duyuyordu.

Peki, dava neden bu kadar uzun sürdü? Dosya çok kapsamlıydı, pek çok iddianame birleştirildi denilebilir. Aslında davayı uzatan konuların ilki Danıştay dosyasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesi ve yargılamanın yeni baştan yapılması oldu. 1. Ergenekon davasında sanıkların ilk savunmalarını tamamladıktan sonra Mahkeme, Danıştay dosyasını açtı.

Gizli/açık tanık ‘Osmanım’

Yaklaşık 2 yıl süren Danıştay yargılamasında, haklarında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce hüküm verilen sanıklar tek tek yeniden dinlendi. Bununla yetinilmedi, ilgili ilgisiz pek çok “tanık” yine mahkeme huzuruna çıkarıldı. Danıştay saldırganlarının Ergenekon sanıklarıyla bağlantılarını kurmak için yeni iddialar ortaya atıldı. “Bağlantı” Danıştay saldırısının azmettiricisi olan Osman Yıldırım’ın gizli tanık olarak ifade vermesiyle kuruldu. Artık dosyada aynı kişinin verdiği hem açık hem de gizli tanık ifadesi vardı. Ergenekon savcıları, esas hakkındaki mütalaada Osman Yıldırım’ın açık olarak verdiği ifadesini gizli tanık ifadesiyle doğrulattı!


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.